Ayetleri Hadislerden Daha Kolay İnkar Ediyorlar!

Kur’an Ve Sünnet İnkarcıları sadece “hadis inkarcısı” olarak bilinirler. En azından okumuşlar ve yürekleri saf insanlarımız onların sadece hadisleri inkar ettiklerini düşünürler. Fakat işin aslı asla böyle değil. Aslında bunlar ta başından beri ayetleri çok daha kolay inkar ederek bugünlere gelmişlerdir.

Hadislerde yalın bir mana vardır. Manalarında oynama yapılamaz. Onun için inkarcıları hadisleri toptan reddederek işi bitirirler. Fakat Kur’an ayetleri için durum daha bir karmaşık hal alır. Çünkü Kur’an’ın manası insanın iman ve ilim derecesine göre anlama kabiliyetini içine alır. İnsan ilimde derinleştikçe ayetleri derinlemesine kavrar ve anlarlar. İmanları da bir hayli artar. Fakat şeytanın evlatları girecekleri hep bir yılan deliği, inkar edecekleri bir yer ararlar. Bulamazlarsa o zaman Allah düşmanlığına baş vururlar.

Bana hep bazı İlahiyatçıların neden inkara yöneldiklerini soruyorlar. Aslında sorulanların cevabı çok basittir. Bir beden ruhu taşıyamayacak hale geldiği zaman nasıl ki ruh o bedeni terkediyorsa, bir beden de layık olmadığı için iman da o bedeni terkeder. Son devirde adlarına İlahiyatcı denen bazı adamların sapıtmaları bundandır. Allah Teâlâ bizleri iman ettikten sonra kaybedenlerden eylemesin!

Hadislerde yalın bir mana vardır dedik. “Hadislerin yapabileceği şey, herhangi bir konuyu gerçekçi ve yetkili bir şekilde belirlemektir. Esasen “hadis savaşları” yıpratma savaşlarıdır.” (Civil Democratic İslam, s. 51) diye yazar CIA’in raporunda.

Bu cümleleri hadisin lehine de alsak, aleyhine de alsak sonuçta küfrün nihai savaşının KUR’AN-I KERİM olduğunu anlarız. Rapordaki “Hadis Savaşları” bölümünün tamamını okuduğumuzda CIA’in “Hadis Savaşları”ndan vazgeçmek üzere olduklarını görüyoruz ki, zaten bizdeki inkarcılar da AYETLERİN İNKARINDA büyük mesafe katetmişlerdir.

Bunu görmek için müneccim olmaya gerek yok. Sadece konuştuklarını ve yazdıklarını alt alta getirip incelemeye başlarsak gerçeği görürüz.

İNKARCILAR KUR’AN AYETLERİNİ ÜÇ ŞEKİLDE TAHRİF VE İNKAR EDERLER

BİRİNCİSİ: Meal ile amel etme ve mealden hüküm çıkarma gayreti.

Bu gayret bir fecahattir, bir cinayettir. Çünkü ayetlerin dili olan Kur’an alfabesini, yani Arapçayı iyi bilmiyorsanız, sizlerde hüküm çıkarırken o meali yazmış olan adamın eksik ve hatalarının kurbanı olmanız mümkündür.

Mealcilere “meal” kelimesinin manasını öğretebildiğimiz gün, onlar da hakikati göreceklerdir. Yalınız bu görme işi sırf ilim adına yola çıkmış olanlar için bir mana ifade eder. Birilerinin adına, menfaat elde etme adına, imansızlık adına yola çıkmış olanlar için bir mana ifade etmez.

Onlar öyle bir ihanet içindedirler ki, İlahiyat Fakülteleri’nde hoca olup bizlere ve talebelerine “Arapça öğrenmeyin! Yapılmış mealler size yeter!” diyecek kadar ileri giden Allah, Peygamber, Kur’an, Hadis ve Müslüman Düşmanları var. Bunların başında Samsun 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde sözde Tarih Profesörü olan İsrafil Balcı gelir.

İKİNCİSİ: Ayetlere gizli bir şekilde yanlış meal vererek ayetleri inkar ederler.

Mesela İsrafil Balcı: “Namaz dosdoğru kılın” ayetlerine “Vahyi hayatınıza hakim kılın” diye mana verir.

Allah’a iman edin…” diye emreden ayetlere “Allah’a güvenmek, ahiret gününe güvenmek, Peygamberlere güvenmek” gibi meal verir.

İnkar ile ilgili ayetlere “Allah’a güvenmemek” diye mana verir.

Buradaki hedef, namazı, imanı, inkarı ve diğer İslamî terimleri unutturmaktır. Bir defasında kendi kendisine “İslam’da namaz var mıdır?” diye dinsizce bir soru sordurmuş, “Var da böyle değildi” gibi DİNSİZCE bir cevap vermiştir İsrafil Balcı.

Bu ihanet hemen hemen hepisinde var. Hepisi de birbirlerini takip ve taklit etmektedirler.

Yaşar Nuri Öztürk, “Salih amel işleyenler” ayetlerine “Barışa hizmet edenler” diye mana verirdi.

Bu adamlar daha da ileri giderek Kur’an’ı Kerim ile sünneti, yani hadisleri birbirleriyle savaştırma, hadisleri Kur’an’a inkar ettirme ihanetine bile girişmişlerdir.

HADİSLERİ KUR’AN’A İNKAR ETTİRMEK İÇİN TAHRİF ETTİKLERİ AYETLERE MİSALLER:

Hadisleri Kur’an-ı Kerime inkar ettirmeye kalkanlar, içinde “hadisün” kelimesi geçen 36 ayetten Süleyman Ateş 3 ayete, Y. N. Öztürk ve Edip yüksel de 8 ayete “hadis” manasını vermişlerdir. Fakat diğer 28 ayete esas manası olan “Söz, haber, hikaye…” gibi manalar vermişlerdir.

اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَارَيْبَ فٖيهِ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ حَدٖيثًا

YANLIŞ MEAL 1:

“O Allah’tır, O’ndan başka ilah yoktur. Hakkında hiçbir kuşku bulunmayan kıyamet gününde, hepinizi muhakkak bir araya toplayacaktır. Hadis söyleme bakımından, Allah’tan daha sadık kim olabilir?” (4 Nisa, 87)

DOĞRU MEAL 1:

“O Allah’tır, O’ndan başka ilah yoktur. Hakkında hiçbir kuşku bulunmayan kıyamet gününde, hepinizi muhakkak bir araya toplayacaktır. Söz söyleme bakımından, Allah’tan daha sadık kim olabilir?” (4 Nisa, 87)

تِلْكَ اٰيَاتُ اللّٰهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِالْحَقِّ فَبِاَیِّ حَدٖيثٍ بَعْدَ اللّٰهِ وَاٰيَاتِهٖ يُؤْمِنُونَ

YANLIŞ MEAL 2:

“İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. Hal böyle iken Allah’tan ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise inanıyorlar?!” (45 Câsiye, 6.)

DOĞRU MEAL 2:

“İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. Hal böyle iken Allah’tan ve onun ayetlerinden sonra hangi söze inanıyorlar?!” (45 Câsiye, 6.)

فَبِاَیِّ حَدٖيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ

YANLIŞ MEAL 3:

“Artık bundan sonra hangi hadise iman edecekler?” (77 Mürselat, 50.)

DOĞRU MEAL 3:

“Artık bundan sonra hangi söze iman edecekler?” (77 Mürselat, 50.)

Bu ayetlerin mealleri TAHRİF edilince Kur’an’ın HADİSLERİ inkar ettiğini beyinlere kazımak kolay olur. Fakat diğer 28 ayete de “hadis” manasını verselerdi, Hadisleri Kur’an-ı Kerime inkar ettirme planları çökecekti.

Söz de dini tamir davası ile, sözde Kur’an’daki dini anlatma yolculuğu daha ilk adımda bitecekti. Çünkü diğer ayetleri de tahrif ettikleri takdirde sünnete, yani hadislere karşı verdikleri savaşın boş bir inkardan başka bir şey olmayacaktı.

HADİSLERİ KUR’AN’A İNKAR ETTİRMEK İÇİN TAHRİF ETMEYE CESARET EDEMEDİKLERİ AYETLERE MİSALLER:

Hadisleri Kur’an’a inkar ettirme ihanetine kalkanların yanından bile geçmeye korktukları 28 ayetten sadece üç tanesini misal olarak vermemiz yerinde olacaktır:

يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذٖينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوّٰى بِهِمُ الْاَرْضُ وَلَا يَكْتُمُونَ اللّٰهَ حَدٖيثًا

DOĞRU MEAL 1:

O kıyamet günü, Allah’ı inkar edip Peygamber’e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir SÖZÜ gizleyemezler.” (4 Nisa 42)

YANLIŞ MEAL 1:

O kıyamet günü, Allah’ı inkar edip Peygamber’e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir HADİSİ gizleyemezler.” (4 Nisa 42)

فَلَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ عَلٰى اٰثَارِهِمْ اِنْ لَمْ يُؤْمِنُوا بِهٰذَا الْحَدٖيثِ اَسَفًا

DOĞRU MEAL 2:

“Şimdi sen, bu SÖZE inanmazlarsa, belki de arkalarından kendini eritircesine üzüleceksin.” (18 Kehf, 6.)

YANLIŞ MEAL 2:

“Şimdi sen, bu HADİSE inanmazlarsa, belki de arkalarından kendini eritircesine üzüleceksin.” (18 Kehf, 6.)

فَذَرْنٖى وَمَنْ يُكَذِّبُ بِهٰذَا الْحَدٖيثِ سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

DOĞRU MEAL 3:

“Bu SÖZÜ yalanlayanla beni baş başa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yakalayacağız.” (68 Kalem, 44)

YANLIŞ MEAL 3:

“Bu HADİSİ yalanlayanla beni baş başa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yakalayacağız.” (68 Kalem, 44)

Hadis İnkarcıları’nın metoduna göre biz de bir kaç saniyeliğine ayetlerin manalarını tahrif edelim dedik. Bakın nasıl bir mana ortaya çıktı:

“…Allah’tan hiçbir HADİSİ gizleyemezler.” (4 Nisa 42)

“Şimdi sen, bu HADİSE inanmazlarsa, belki de arkalarından kendini eritircesine üzüleceksin.” (18 Kehf, 6.)

“Bu HADİSİ yalanlayanla beni baş başa bırak…” (68 Kalem, 44)

ÜÇÜNCÜSÜ: Okudukları ayetlerden bile bile yanlış manalar çıkarmalarıdır.

Şeyh vekili nihayetinde şeyh olamayan Mustafa İslamoğlu kazan kaldırmış, tarikat düşmanlığı da İslam düşmanlığı’na dönüşmüştür. Mısır’da aylak aylak gezerken, bir el onu çekip İran’ın Kum Kenti’ne götürmüştür.

ABD Eski Başkanı Jimmy Carter ile Ayetullah Humeyni’nin İran’da kurdukları Yahudi- Hıristiyan-Şia İttifakı’nın okulunda İslam Düşmanlığı öğretilmiştir Mustafa İslamoğlu’na. Onun adına TV, dergi, dernek, vakıf kurulmuş, cebine de bol para doldurularak Türkiye’ye gönderilmiştir.

O da bütün bunların gereğini yerine getirmek için elinden yapmıştır.

“Bana Hz Adem’in babası var mı?” diyorlar. Tabi var ya! Babası da vaaaar, anası da vaaar.” demesi anında boynunun koparılmasını dileyenlere haksız olduklarını söyleyen çıkmadı bile.

Bu adamdan ilham alan Bayraktar Bayraklı ihanet, inkar ve iftirayı bir adım daha ileri götürdü.

Bayraktar bayraklı Bakara Suresinin 30. ayeti olan, “Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler, Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.” (2 Bakara 30) ayetini tahrif ederek “Hazreti Adem’den önce Ademler vardı” hükmünü çıkarmıştır.

Bu manayı nasıl ve niçin çıkardığını daha sonra CIA’in raporlarından alıntılar yaparak açıklayacağız.

Ben, 6 sayalık bir yazı yazarak 30 tane soru sordum. Daha yüzlerce soru sorabilirim dedim. Bayraktar Bayraklı sadece bir tek cümle ile “O Ademlerin kim oldukları önemli değil, nasıl yokedildikleri önemlidir.” diye güya cevap vermiştir.

Bu cevap değil, emir aldığı ABD’nin eski Başkanlarından Harry S. Truman’ın “İnsanları ikna edemiyorsanız, kafalarını karıştırın” emrinin gereğini yapmaktır. Sen utanmadan Hz. Adem’in ilk insan olduğunu anlatan bir sürü ayeti inkar edip Hz. Adem’in ilk insan olmadığını iddia edeceksin. Ben de belge istediğim zaman sen de kalkıp Harry Truman’ın kucağına oturacaksın.

Bayraklı yalnız mı? Bunların tamamı ölüleri de sayarsak 49 kişiler. Hepisi birbirinin kuyruğuna yapışırlar.

Mehmet Okuyan Hz. Meryem’i bitkiye benzetmiş ve Al-i İmran Suresi’nin 37. ayetini delil göstermiştir.

Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. “Meryem, Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu, Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.” (3 Al-i İmsan 37)

Sadece ayet numarasını vererek yaptığı iftira ayağına dolaşacağı belliydi.

Yetmemiş bu kez “Hz Meryem falan yerde HA zamiri ile filan yerde Hİ zamiri ile anılıyor. HZ. MERYEM ÇİFT CİNSİYETLİDİR” demiştir.

Bunun da yetmediğini anlamış olacak ki, “Hz. Meryem’in evlendiğine dair iddialar var.” demekten geri durmuyor.

Hazreti İsa (a.s.)’ın babasız doğduğunu bildiren Kur’an ayetlerini, hadisleri ve tarih kitaplarında yazanları inkar eden Mehmet Okuyan, kaynak dahi vermeden bizi Hıristiyan tarihçilere yönlendiriyor. Fakat bizim de o tarihçilerden “Hazreti Meryem evlendi” yalanına inanmadıklarına dair delil getirmede hiçbir zorluk çekmeyeceğimizi bilmiyor sanırım.

Hz Meryem kendi kendini dölledi.” diyerek onu ODUNA benzetmesi tutmayınca,
HA
ve Hİ zamiri safsatası ile “Hz. Meryem ÇİFT CİNSİYETLİDİR” dedi.
Bu yalan da tutmayınca “HZ. MERYEM EVLENMİŞTİR” dedi.

Hangisi aklınıza yatarsa onu alın ve yalanlarımı yutun demek istedi.

Sıkıştırdığımız zaman, “Ben Hz. Meryem çift cinsiyetli demedim” gibi bir yalana sarıldı. İnkar ediyorsun, ama be hayvan videoları nerene saklayacaksın?

Sünneti, kitabı, Peygamberi, Vahyi ve en sonunda da -hâşâ- ALLAH’I İNKAR ETME cüretini gösterdi.

Bu adamlara “Kafirden daha kafirce davranıyorlar” dediğim de dostlarım TEKFİR konusunu önüme koyuyorlar ve dikkatli olmamı telkin ediyorlar. Bana değer verdikleri ve beni sevdikleri için telkinde bulunuyor olmalarından dolayı bütün dostlarıma teşekkür ediyorum. Ancak bir misalle bu sözlerimin ne kadar doğru olduğunu açıklamış olayım.

30 yıl önce Almanya’da evimize misafir olarak gelen Polonyalı Katolik bir genç kıza ben Meryem Suresini okudum. Eşim de tercüme etti. O da sonuna kadar dinledi. Sonunda “Kur’an’da anlatıldığı gibi İsa’nın babasız doğduğu doğru olabilir. Fakat bir Katolik olan ben papazlardan öğrendiğim gibi inanıyorum İsa’ya” dedi.

Şimdi herkese bir tek soru soruyorum: Hıristiyan olduğu için papazlardan öğrendiklerine iman eden Polonyalı kız mı daha büyük kafir, yoksa Müslüman olduğunu ilan eden, ama Kur’an’ın yazdıklarını İNKAR edip Hz. İSA’NIN BABASIZ DOĞMADIĞINI ispat etmek için ALLAH TEÂLÂ’YI bile YALANCI YERİNE koyan Mehmet Okuyan mı daha BÜYÜK KAFİRdir?

Bütün dünya toplansın ve bana bir cevap versinler!

Ben bunun ve ötekilerin ilim adına değil, her türlü menfaat ve dinsizlik adına Kur’an ve Sünneti inkar ettiklerini biliyorum. Allah Teâlâ bana bütün ihanetlerini onların yüzlerine vurmayı nasip etsin. Sizlerden de dua ve manevi yardım bekliyorum.

Selam ve dua ile…

Muhammed mücahid Okcu
www.muhammedmucahid.com

BENZER YAZILAR