CIA RAPORLARINDA “HADİS SAVAŞLARI”

cia-raporlarinda-hadis-savaslari-800x400

“Hadis Savaşları” bir CIA raporunun ara başlığı. Yani bu başlığı ben koymadım. Hazır buldum.

Ancak ismi bizden olan Kur’an ve Sünnet Düşmanları bana çok kızacaklar. Onlar efendilerine bir tek edilmesini bile istemezler. Ekmek kapısı olan efendilerinin sırlarının ifşa olmasından hiç hoşnut olduklarını da görmedim.

Neyse!..

İslam Düşmanlığı artık içeride dışarıdakileri aratmaz hatta bin kat daha şiddetli bir şekilde yapıldığını söylediğim zaman kim ne düşünür tahmin edemem. Ancak “Nereden çıktı bu adam? Yolumuza taş koyuyor.” dediklerini şimdiden duyuyor gibiyim.

Kim ne dere desin beni ilgilendirmiyor. Bunu da herkes bilsin.

Kimin iman edip, kimin de dinsiz olacağına karar verme hakkı sadece Allah Teâlâ’ya aittir. Ancak “iman ettim” dedikten sonra kimse Allah ve O’nun Rasûlü ile savaşma hakkına sahip değildir. Bunu yapanlara gizli veya açık ihanetlerini hatırlatmak Müslümanlara aittir.

Batı’da müsteşrik yetişmiyor olması, İslam Dini’ni yoketme savsaşının artık Allah Düşmanları tarafından Abdurrahman Dilipak’ın deyimiyle “içimizdeki beyinsizler”e havale edilmiştir. Bu ihaleyi alanlardan bazıları gerçekten ne ve kim adına ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar. Bazıları da yaptıkları katıksız ihanetin ne olduğunu bile bilmiyorlar. Ama gönüllü tetikçilik yapmaktan da geri durmuyorlar. Bunların içerissinde bir zamanlar kader birliği ettiğimiz ve aynı okullarda okuduğumuz insanlar da var.

En can yakıcı olanı da bu şahısların bilinir bilinmez saflıkları ya da ihanetleri…

“HADİS SAVAŞLARI”

Danimarkalı Yahudi Cheryl Benard’ın CIA için hazırladığı “Sivil Demokratik İslam” adını taşıyan raporunun hadis bölümünden alıntılar yapacak ve bunun üzerine bir kaç söz edeceğiz.

CIA’in yan kuruluşu RAND Corporation tarafından kitaplaştırılan ve asıl adı CIVIL DEMOCRATIC ISLAM olan raporun 47. sayfasından başlayan “Hadis Savaşları” bölümü şu satırlarla başlıyor:

“İslam’ı yeniden yapılandırma konusundaki çabalarımız, Ortodoks İslam’daki belirli kurallar ve uygulamalar üzerine tartışmalar üzerine yoğunlaşıyor; o dinin dışındaki insanlar eleştiriyor ve artık mevcut çağa ayak uyduramıyor gibi görünüyor. Kur’an, kutsal kitap olarak, genelde (evrensel olmasa da) eleştirinin ötesinde kabul edilir. Bununla birlikte, hiç kapsamadığı ya da sadece muğlak bir biçimde değindiği pek çok konu var. İslam’ın başlangıcından bu yana, karşıt görüşlerin savunucuları, kendi görüş ve yorumlarını öncelikli olarak hadis temelinde ileri sürdüler. Bu ideolojik çatışma biçimini “hadis savaşları” olarak adlandırabiliriz.”

“İslam’ı yeniden yapılandırma konusundaki çabaları…” ve “Hadis savaşları…”

Kim bana bu çabaların arkasında durmasındsa masum olduğunu idda edebilir? Daha açık bir ifade günde milyon kez olur olmaz bir şekilde salyalar saçarak “UYDURMA HADİSLER”diye bağıranlar kime hizmet ettiklerini hayatlarında bir kez olsun düşündüler mi acaba?

Yukarıdaki paragrafın devamında şunlar dile getiriliyor:

“Sivil toplum ve demokrasinin değerleri hadis gerekçesiyle savunulabilir ve bu, bu raporun araştırma aşamasında ilk araştırdığımız yaklaşımdı. Bununla birlikte, nihayetinde, hadis birçok nedenden ötürü ikincil bir taktik araçtan daha fazla olamaz. Her halükarda, hadis bir konuyu kararlaştırmanın bir yolunu sağlamaz. Her zaman çapraz karşıt görüşlerin eşit derecede meşruiyet sahibi olduğunu iddia eder.”

Şu cümleye dikkat edin lütfen.

“Hadis birçok nedenden ötürü ikincil bir taktik araçtan daha fazla olamaz.”

Bu ve diğer raporları incelediğimizde Batılıların artık “Hadis Savaşları”ndan vazgeçmek üzere oldukları kanısına vardık. Ancak bizimkilerin hâlâ ne diye bir proje olan “Hadis Savaşları”nı köpürtmeye devam etmelerini inanın anlayamıyorum.

“Kraldan daha fazla kralcılık” denen şey bu mu dersiniz?

“Bazıları, hadis düzeyinde köktendinci ve gelenekçilerle etkileşime girmemesi gerektiğini savunuyorlar. Örneğin, İbn Warraq (1995, s.293), ortodoks, fanatik ve mollalarla bu metinlerin yorumlanmasında savaş yapmak, kendi şartlarına göre kendi alanlarında savaş yapmaktır. Ürettiğiniz her metin bir çoğunu sizinle çelişen bir düzine ekleyecektir. Reformistler, bu terimlerle, zihinsel jimnastikler ne olursa olsun kazanamazlar. . .”

Reformistlerden maksat, küfür adına Kur’an ve Sünnet Düşmanlığı yapan ve ismi bizden olanlardır. İsmi bizden, ama cismi küfürden tarafa olanlar yani.

Müslüman bir söz sarfettiğinde; kimin işine yarar, kim kazanır, kim kaybeder, kimler imanlarından olur, kimler de sevinir, bunu iyi düşünmesi gerekmez mi?

İşte beni kafirlerden daha fazla sinirlendiren insanlar bunlardır. Çünkü benim insanımdan kafirlerin sözüne inanan bir kişi çıkarsa, adı bizden olan insanın sarfettiğin bir yalana inanan bin kişi çıkar.

Düşmanlarımdan vazgeçtim, bana dost olduğunu söyleyenler az da olsun kendilerini benim yerime koysun, küfür ve ihanete olan tahammülsüzlüğümü bir kaç saniye içlerinde hissetsinler. Onlardan biraz olsun merhamet bekliyorum.

BATILILAR “HADİS SAVAŞLARI’NDAN ÜMİTSİZLER

İslam Toprakları’nda Hadis Düşmanlığı ve Kur’an Tahrifçiliği son gaz devam ediyor. Bu malum. Bu kirli savaş yerli müsteşrikler diyebileceğimiz piyonlarla sürdürülüyor. Lakin Yahudi ve Hıristiyan efendileri bu savaştan, en azından “Hadis Savaşları”nı kazanacaklarından ümitsizler.

“Bununla birlikte, hadis savaşları belki de kazanılamazken, Müslüman nüfusun büyük bir kesimini okur-yazar olmayan, eğitimsiz, yerel yetkililere itaatkar ve gelene bağlı olan bir zamanda, kaybolmuş ya da en azından kaybedilmiş olabilirler – akılsızca olur. İslami ortamlarda faaliyet göstermek zorunda olan ilerici unsurlar, en azından bir çıkmaza ulaşmak için yeterli mühimmata ihtiyaç duyar. Köktenci İslam’ın varsayılan versiyonu olması istenmemektedir.”

Allah, Peygamber ve Kitap Düşmanı Yahudi ve Hıristiyanlar artık kendi deyimleyle “Hadis Savaşları”ndan umutsuzlar. Ancak bizim “Kraldan daha kralcılar” bu umutsuzluğa izin vermiyorlar. Tavır ve eylemleriyle onlara hem güç veriyor hem de onları savaştan vazgeçmemeleri için her yolu deniyorlar.

Rapordan şu son alıntıyı da yaparak konuyu şimdilik noktalayalım.

“Hadislerin yapabileceği şey, herhangi bir konuyu gerçekçi ve yetkili bir şekilde belirlemektir. Esasen, “hadis savaşları” yıpratma savaşlarıdır. Tartışılabilecek konular sonsuzdur ve her geçen gün daha da ince ayrıntılara ayrılır. Süreç, başka bir dinden Talmudik bir terim ödünç almaktır.”

Şimdi Batı’nın ““İslam’ı yeniden yapılandırma konusundaki çabalarımız,” diye başladıkları Allah’ın dinini yeryüzünden kaldırma savaşlarını devam çabası neden bizimkilerin savaşı haline dönüştü acaba?

“HADİS SAVAŞLARI YIPRATMA SAVAŞLARIDIR”

“Hadis İnkarcılığı bir projedir” ded iğim için bana her türlü hakareti savuranlara ne demem gerektiğini siz okuyucularıma bırakıyorum desem fazla bir şey istemiş olur muyum? Ancak günde 365 kez “Uydurma Hadisler” diye salya sümük saldıran alçakları nasıl uyandırırım acaba? En iyisi onlara günde 24 kez CIA Raporlarını okutmalı.

Kendilerini kenara çekip “Kimlerden bahsediyorsun? deme bayalığına umarım düşmezler.

“Esasen, “hadis savaşları” yıpratma savaşlarıdır.”

Ağızlarında domuz leşi çiğner gibi “Uydurma Hadis” sakızı çiğneyenler, efendilerinin bu itirafından haberdarlar mı?

Uydurma dinlerden iman çalıcı ve kafa karıştırıcı Talmutî terim ödünç alma işini küfür adına kimler yapıyor dersiniz? Onu da yine “bizimkiler” adını verdiğim ismi bizden sözde ilim adamları yapıyorlar.

Her yıl İslam Düşmanlığı için 17 milyar dolar bütçe ayıran ABD’nin bu paralarından bizdeki Kur’an ve Sünnet Düşmanları’na düşen pay ne kadar acaba?

Eli kalem tutan ve ağzı laf yapanlardan cevap bekliyorum.

Muhammed Mücahid Okcu