Cuma Namazına Ağlayın Müslümanlar

cuma-namazina-aglayin-muslumanlar-800x400

Cuma!.. Tarih boyunca hem hürriyete, hem de istibtada gebe kalmış olan mübarek bir gün. Müslümanlar Cuma günü Cuma Namazı ile hürriyetlerini ilan etmişler. Kafirler de darbe ve işgallerle aynı gün istibdatlarını ilan etmişlerdir.

Yüksek müsadenizle Cuma ile ilgili bir anımı anlatayım.

Yıl 2000. Biz aile boyu Umre’deyiz. Bir can, bir canan ve iki de yürek parçası ile…

Medine’de ilk kurulan mescidin önündeyiz. Türkçeye yanlış adapte edilmiş manada küçücük, garip, hatta Cuma Namazı’nın kılınmadığı bir mabet değil, dünyanın en büyük camilerine verilen genel addır mescid.

Avrupa Milli Görüş’ün Kafile Başkanı bana  “Hoca, Umrecilerimize bir hitapta bulunur musunuz?” diye sordu.

Ben, Kainatın Efendisi Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in Mekke’den hicret ederek Medine’ye yaklaştığı Kuba Köyü’nde kurduğu ilk mescidi şehadet parmağımla işaret ederek:

“Ey Müslümanlar! Buraya, bu mescide iyi bakın. Burası ve bu mescid Rasûlulah’ın ilk Cuma namazını kıldığı, İslam Devleti’ni ilan ettiği yerdir. İlk mescidi bina ettiği yerdir. Son peygamberin hürriyeti ilan ettiği yerdir. Burası fethin başladığı yerdir. Bugün Mekke ve Medine dahi fethe muhtaçtır…” dedim.

Sonra sağıma, soluma ve arkama baktım ki, Murat İleri sırra kadem basmış. Neyse konuşmamı bitirdim.

Almanya’nın Hannover kentinden gelen bir Umreci arkadaş bana “Sen konuşmaya başladığın an, Kafile Başkanı yanımızdan ayrılıp saklandı” dedi.

Otelin kapısından içeri girdiğimiz an kolumdan tutup boş bir odaya sokan Murat ileri:

“Dikkat et! Seni götürürlerse, bir daha çıkamazsın” dedi. Ben:

“Götürülerse, götürsünler!” Niye korkayım ki? dedim.

İnsanımızda korku her zaman vardı. Kendi kendilerini korku yumağı ile sarıyor, sonra da bundan dolayı mazlum rolüne bürünüyorlardı.

O da haklıydı. Allah’ın kutsal şehri Mekke ve Rasûlullah’ın şehri Medine’de hürriyetimiz ne idüğü belirsiz bir ailenin bir ferdinin iki dudağı arasındaydı. Bura da en büyük suç istibdatçıların değil, aslında kutsallarına sahip çıkmayan bizlerdeydi.

cuma-namazina-aglayin-muslumanlar-650x430

CUMA GÜNÜ HEM HÜRRİYETİN HEM DE İSTİBDATIN HABERCİSİDİR

Sizleri beyin jimnastiği ile yormadan ben açıklayayım.

Allah Teâlâ’nın son paygamberi Muhammed Mustafa (s.a.v.) İslam Devleti’ni Cuma günü ilan etmişti. Doğru değil mi? Son 110 yılda Anadolu’da bütün darbeler ve darbe girişimleri de Cuma günleri yapıldı. Bu da doğru değil mi?

Her ikisi de doğru. Yani hürriyette Cuma günü kazanılıyor, istibdatta. Ülkemizde bütün darbelerin Cuma günü yapılmış olması Allah Teâlâ’nın son peygamberine cevap niteliğindedir. Bugün iki milyar Müslümanın yaşadığı dünya da Cuma Namazı kılınmıyor. Alın size dünya boyu istibdatın delili.

Ben, Rotschild, Rokefeller ve Wallenberg Hanedanlıkları’nın gizlendikleri karanlık mahzenlerinden kafalarını uzatarak “Kazandık!” diye attıkları kahkahaları duyuyorum. Ya siz?

DÜNYA BÖYLE BİR GÜN YAŞADI MI HİÇ?

Sanmıyorum. Dünyada hiçbir zaman böyle acı bir günün yasandığını bilmiyor ve sanmıyorum. Lakin bilen varsa söylesin. Ama yok! Çünkü hiçbir zaman bu kadar sayıya sahip olduğumuz ve kendimizi hür hissetiğimiz bir anda Cuma Namazı bile kılamıyorsak, siz bana daha bana neyi anlatacaksınız?

Bütün dünyada bütün camilerin kapısına 10 liralık bir virüs ile kilit vurulması kadar büyük bir savaş oldu mu? Dünyanın bütün ordularını harekete geçirseniz bunu başaramazdınız. O yüzden bunun kadar büyük bir savaş, ama zahmetsiz bir istila yapamazlardı.

Osmanlı’nın yıkılmasından sonra bir asır boyu 60 devlet olarak istibdatı yaşamış müslümanların liderleri bu asrın başında birleşebilmiş olsalardı, yine istila gerçekleşmezdi.

cuma-namazina-aglayin-muslumanlar-650x350

AĞLAYIN MÜSLÜMANLAR HALİNİZE AĞLAYIN

Bugün Cuma! Ağlama günü. Hayır Allah Teâlâ bize Cuma Günü ağlama gününüz diye bir vahiyde bulunmadı.

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” (62 Cuma suresi, 9) buyurdu.

Peygambeimiz de bir haber bırakmadı. Fakat artık camilerimiz tesbih, hamd ve tekbirsiz kaldılar.

Salaların ilk defa sustu.  Ezanlarsa buruktu. Minareler üzgün. İç ezanlar okunmadı bugün. Camiler boş, meydanlarda bir koşuşturma yoktu. Şadırvanlar ziyaretçilerini göremedi. Sular kıyamet günü şahit olma haklarını kaybettiler.

Ağlayın ey Müslümanlar! İki milyarken iki kişi kadar bile güçümüzün olmadığına ağlayın. Cuma günleri sevinç değil, artık ağlama günleriniz olsun.

Kendilerini bir halt zannedip Allah ile savaşa kalkışanlar da ağlasın.

Dünyayı mahzenlerinden yönetenler adına Kur’an ve Sünnet Düşmanlığı yapanlar da ağlasın!

Bundan sonra hiçbir işe yaramayacak, önüne atsan köpeğin bile yemeyeceği paralar için Allah, Peygamber, Kur’an, Sünnet, Müslüman düşmanlığı yapanlar da ağlasın!

Şeytana kul olup Din Düşmanlığı ile kendilerini adam yerine konulduklarını zanneden modernistler ve laikler de ağlasın!

Analarından dinsiz doğmadıkları halde, sonradan dinsiz olanlar da ağlasınlar.

Çünkü bunların hepisi kullanıcıları hedefe ulaştığında ortadan kaldırılacaktır. İnanmıyorlarsa, “Siyon Liderlerinin Protokolleri’ni bir kez daha okusunlar.

O gün ben Allah’a verdiğim söze uygun bir şekilde şerefle öleceğim. Fakat bunların tamamı hizmet ettikleri efendileri tarafından köpek gibi itlaf edilerek yok edilecekler. Onlar bize ihanet ettikleri gibi efendileri tarafından ihanet uğradıkları zaman meseleyi anlayacaklar, ama çok geç olacak.

Ben mi? Evet ben de ağlıyorum. İstibtadı iliklerinde yaşayan, gelen fırtınanın zehirli rüzgarını bağrında hisseden bir adam nasıl ağlamaz ki? Benim ağıt seslerimi duymuyor musunuz? Öyle ise biraz daha yakına gelin…

İki milyar Müslüman’dan bir Molla Kasım, bir de Deli Dumrul çıkaramadığımız bir zaman diliminde gülmek ne kalime?

Muhammed Mücahid Okcu,
www.muhammedmucahid.com