Enver Paşa: Masonların Oyuncağıydık…

masonlarin-oyuncagiydik-800x400

Ben hep Abdühamid’i tahttan indiren ve  Batılıların emriyle Osmanlı’yı yıkanların ihanetlerini itiraf edip etmediklerini düşünürdüm. Pişman olup olmadıklarını sorgulardım. Özür dileyip dilemediklerini merak ederdim. Sonunda Enver Paşa ve Eyüp Sabri’nın itiraflarını okudum.

O gün İspanya’nın elinden kurtardığımız Siyonistler ve Batılıların emriyle Osmanlı ve Abdülhamid’e yaptıkları ile yine bugün Siyonistler ve Batılıların emri ile Erdoğan ve Türkiye düşmanlığı yapanlar arasında hiçbir fark yok. Yapılanlar da aynı. Asla fark yok.

Tarih bir kez daha tekerrür ediyor. Sultan Abdülhamid, Adnan Menderes, Turgut Özal ve Recep Tayyip Erdoğan. Bu liderlerin hepisi Vatan düşmanlarının tekerinin önüne taş koydukları için hedefteler. Ancak içimizde yaşayıp da bizi sırtımızdan defalarca vuranların derdi ne? Onların dertleri aşağıdaki itiraflarda gizli.

Sırtlarını sıvazlayan bir el, vaad edilen makam ve başlarını döndüren üç beş kuruş para.

Bugün Erdoğan düşmanlığı yapanların fiyatları da bundan fazlası değil.

Buradan sonra İhsan Fakih’i dinleyelim:

BİZ MASONLARIN OYUNCAĞIYDIK…”

Abdülhamid Han tahttan indirildikten bir süre sonra günün ittihat ve terakki birliğinin önde gelen isimlerinden Enver Paşa şu sözleri söylemişti: Bizim suçumuz ne biliyor musunuz? Biz, Sultan Abdülhamid Han’ı tanımadık. Masonlar bizi değerlendirerek bizi parmaklarında oynattılar. Onların bir oyuncağı haline geldik ve tüm çabamızı onlar için harcadık. Bu bizim gerçek suçumuz.

“ABDÜLHAMİD 30 MİLYON ALTINI REDDEDERKEN..”

İttihat ve Terakki’nin genel askeri komutanı Eyüp Sabri ise şu sözleri sarf etmişti: Masonlar aracılığıyla Yahudilerin ağına tuzağına düştük. Abdülhamid onların isteklerini 30 milyon altın karşılığında bile yerine getirmeyi reddederken biz iki avuç altın karşılığında tüm isteklerini yerine getirdik.

Bu tarihi sözler bize şunu gösteriyor; Abdülhamidin muhalifleri, Sultanı tahttan indirmeye öyle odaklanmışlardı ki bu hırsları, dış planları göremeyecek kadar gözlerini kör etmişti. Vatanları için ileri dönük bir görüşleri planları yoktu, onlar için önemli olan Abdülhamid’i tahttan indirmekti.

“TEK DERTLERİ ERDOĞAN’I İNDİRMEK”

Günümüzde Türkiye’deki muhalefet aynı yolu izliyor dersek yanılmış olmayız. Türkiye’ye karşı yapılan dış ve iç tüm kirli planlara rağmen muhalefetin tek derdi Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve AK Parti’yi iktidardan indirmek. Bu hedeflerine öyle odaklanmışlar ki ülkenin üst menfaatlerini gözetmeden ve düşünmeden körü körüne bu hedeflerine ulaşmak için çalışıyorlar.

Bu istekleri, iktidardaki parti ülkeyi yönetmekten ve geliştirmekten aciz kalsaydı veyahut muhalefetin ülkeyi şuankinden daha da geliştirmek için gözle görülür gerçek bir vizyonu, planı, projesi olsaydı o zaman makul olurdu.

“BU MUHALEFET TÜRKİYE’YE NE KATTI?”

Ancak gerçek şu ki; Türkiye gerçekliği, Erdoğan ve partisinin 16 yıldır süren iktidarı boyunca ülkeyi her alanda büyük bir farkla geliştirerek katbekat büyüttü. Buna rağmen Türkiye’de, konferanslar düzenlemek, icraat olmadan konuşmak ve çatışma ortamı yaratmaktan başka bir şey yapmayan ve Türkiye’ye bir şey katmayan muhalefetin, Erdoğan’ı ve ekibini indirmek istemede verdiği bu ölüm kalım savaşı izlenimi nedir anlayamadım.

Türkiye’deki muhalif partiler galiba “Madem muhalefet partisiyim o zaman her şeye muhalif olup durayım” düşüncesiyle hareket ediyor.

“ERDOĞAN SONRASI İÇİN PROJELERİ, VİZYONLARI YOK”

Tüm bunlar bir yana dursun sadece Erdoğan’ı indirmeye odaklanan bu muhalefet, Erdoğan’dan sonrasına yönelik hedeflerini, vizyonlarını ve projelerini de gerçek anlamda sunabilmiş değil çünkü öyle bir vizyonları yok. Onların düşünceleri; Erdoğan’ı herhangi bir şekilde indirelim, ondan sonra içinde bulunduğumuz duruma göre bir şekilde hareket ederiz artık.

Helen Keller’e sorulmuş “Kör olarak doğmaktan daha kötü ne olabilir?” Keller şu şekilde cevap vermiş “Gözleri olup da görememek, görüşü olmamaktır.” Ürdünlü Arap yazar İhsan Fakih.

Alıntımız burada sona eriyor. Ancak Hak ve Batıl Savaşı asla sona ermiyor. Bu savaş hiçbir zaman da son bulmayacaktır.

Abdülhamid’in yerine adam bulmak için 110 yıl, Adnan Menderes’in yerine adam bulmak için 50 yıl, Turgut Özal’ın yerine adam bulmak için de 10 yıldan fazla zaman kaybettik. Erdoğan’ın değerini bilmezsek, belki de bir daha ayağa kalkamaz hale geliriz. Çünkü küfür çok çetin bir savaş ile bizi toptan yoketmenin peşinde.

Aklımızı başımıza toplamak zorundayız…