Evliyanın Gerçeği Ve Sahte Velîler

evliyanin-gercegi-ve-sahte-veliler-800x400

En çok suiistimal edilen, yanlış mecralara çekilen, insanları kandırmak için kullanılan, dinsizlestirmek için üzerinde her türlü oyun oynanan bir konudan söz edeceğim. Evliya’nın gerçeğinden ve sahte velîlerden…

Hemen belirtelim ki, bu yazı bir tasavvuf düşmanlığı veya tarikat reklamı için kaleme alınmış değil. Aksine evliyanın gerçeğini sulandırmalardan, suiistimallerden, ihanetlerden arındırmak için kaleme alınmış bir bilgi paylaşımıdır.

İmanî bir toplanmanın değil, imanî çözülmenin içerisine sokulmuş durumdayız. Ne gerçeklerimizi biliyoruz, ne de kayıplarımızı. Ne durumumuzdan haberimiz var, ne de tehlikelerden. Ne dostlarımızdan haberdarız, ne de düşmanlarımızdan. Bu da yetmiyor, kendi söz, terim, kavram ve isimlerimizden bile haberdar değiliz.

Bu bağlamda evliya gerçeğini sizlere anlatmak zorundayım.

“VELÎ VE EVLİYA NEDİR?

Velî; lügatte dost manasını taşır. Evliyâ ise, velî kelimesinin çoğuludur, velîler demektir. Fakat Evliya kelimesi Türkçe’de müfred olarak velî mânâsında kullanılmakta olup; cem‘îsi içinse, sonuna “lar” çoğul eki ilave edilerek, galat olarak “Evliyâlar” şeklinde teleffuz edilmektedir. Bu telaffuz yanlıştır.

Dînî mevzûlarda ise velî ve evliyâ, veliyyullah ve evliyâullâh’ın kısaltılmış şeklidir ve Allah dostu mânâsınadır.

Esas üzerinde durmak istediğimiz yanlışlar işte burada başlıyor. Suistimaller, kumpaslar, ihanetler, kandırma çabaları ve nemalanma bayağılığı buradan sonra başlıyor. Bu konuda son 3, 4 asrın karnesi hiç iyi değil.

İman ile hiç alakası bulunmayanların… Bir post kapıp etrafında üç beş kişi toplayanların… Menfaat sağlayacak durumda olan, ölü veya bedenen diri olanların… Velilik makamını kendisi ve etrafı için bir ekmek kapısı olarak görenlerin veli ilan edilmesi ile karşı karşıyayız.

Tabii burada durmuyorlar. Bazıları önce Veli, sonra Mehdi, yine sonra -hâşâ- Peygamber ve ardından da Kutbu-l Aktab ilan ediyor/ediliyorlar.

Kutbu-l Aktab, Peygamber ve Allah arasına bir makam olarak görülür. Yani Peygamberlik makamının üstünde bir makam.

Velî kabul edilen veya velî olduğunu iddia edenlerin bazıları gerçekte mü’min bile değildir. Ümmetin dostu da değiller.

İŞTE EVLİYANIN GERÇEĞİ

Ben bugüne kadar geniş manada velilik makamı için bir sınıflandırmanın yapılmadığını düşünüyorum. Yani bir insanın velîlik makamına erişme konusunda geçirdiği evreleri çokları bilmiyor. Bunu bir şeyhe bağlanan müridlerin hiç mi hiç bilmediğini söylemek mümkün.

Velîlik makamına iki yoldan ulaşılır:

  • Allah Teâlâ’nın nimet vermesi ile,
  • Hocanın/şeyhin el vermesiyle.

Allah Teâlâ’nın nimet vermesi, ledünni ilim nasip etmesi her zaman mümkündür. O makamı istediğine verir. Bilinen gerçekte budur. Bunda kimsenin kuşkusu da yoktur.

Çoğu zaman bu makama eren kimseler neye sahip olduklarını bilmezler bile. Ne güçlerinin, ne de yapabileceklerinin sınırlarının farkındadırlar. Kendi sırlarından da habersizlerdir.

Yalnız şeyhin el vermesi konusu birincisine göre biraz karmaşıktır. Allah Teâlâ’nın verdiği nimete göre ayrı vasıflar taşımaktadır.

Benim kuşkularım da bu bölüm içindir. Bu da beni veli konusunu ikiye ayırmaya itiyor. Bir başka kelimeyle veli konusunu enine boyuna irdelemeye itiyor.

El verme konusunda başka ayrıntılar da var. Bir şeyh sizi talebe talebe kabul ettiği zaman, belli evrelerden geçerek bu el verme noktasına geliyorsunuz. Yani bir terbiye safhası var. Çeşitli dua ve zikirler safhası var. Riyazet safhası var. İşaret safhası var. Sonunda da el verme.

Esas kafa karıştıran mesele; Allah Teâlâ’nın verdiği makam ile el verme arasındaki durum. Bu el verme ile Allah‘ın nasip ettikleri aynı mı? Burada soru daha bir karışık hale geliyor. Burayı bana düzgünce anlatacak birine muhtaç olduğumu itiraf ederim.

Devam edelim.

Size el veren şeyh, bir de cinlerden oluşan koruma ordusu veya görevli verir. Siz de bunlara çeşitli emirler verirsiniz ve istediklerinizi yerine getirirler.

Ha!.. Şu size verilen cinlerin Müslüman veya Kafir olmaları da ayrı bir konu. Çünkü tanıdığım gruplar birbirlerini bu konuda suçluyorlar. “Onlar kafir cinlerle çalışıyorlar, bizler de Müslüman cinlerle çalışıyoruz.” gibi sözleri bizzat duydum. O cinler, Müslüman olsalar bile hizmet ederken geri dönüp düşman olmayacakları ne malum? Bir başka açıdan bakacak olursak, cinlerin kendi inançları bakımından hangi konularda ve nereye kadar hizmet edeceklerdir? Sizin onları yanlış yerlerde kullanmaya kalkmanız ve onların sizi terketmeleri ihtimali var.

Bir başka önemli nokta da, o etrafınızdakilerin, bir Allah kulunun bir dua ile Allah’a yalvarması neticesinde elinizden alınması ihtimali de var?

GERÇEK VE BATIL OLAN NE?

Ben burada sahtekarları, hainleri tartışmıyorum. Kendilerini Velî, Mehdi, Sahte Peygamber, Kutbu-l Aktab ilan edenleri hiç mi hiç tartışmıyorum. Onların benim yanımda iraptan mealleri bile yok. Toptan yok hükmündeler.

Tekil olarak velî ve çoğul olarak evliya konusunu konuşuyoruz.

Allah Teâlâ’nın nimet ve ledinni ilim verip şereflendiği insanları konuşuyoruz. Bir de el alma yolu ile elde edilen nimet veya ledünni ilim sahibi olanları. Burada birincisi üzerine aksi bir söz edemem. Ancak belli şartlarda onların imtihan edilmeleri ve gerçekten velî oldukları tesbiti mümkün.

Hoca, yani şeyhin terbiyesinden geçerek ve yine Allah’ın razasına mazhar olanların da velîlik makamına ulaştıklarını söyledik. Ancak burada cin faktörü konuyu anlaşılmaz hale getiriyor gibi.

Bunların gruplar ve hoca talebe arasındaki samimiyet ve kavgalar büyük bir yazının, hatta bir kitabın konusu olacak kadar büyüktür.

SAHTEKAR, HATTA DİNSİZ OLDUKLARI HALDE EVLİYA’DAN SAYILANLAR

Yarım asırlık hayatımda ben bu sahtelarların en azılılarını gördüm. Kimi casusluk için, kimi menfaat için, kimi Müslümanları dinsizleştirmek için kendilerini “velî” ilan edenler var. Ölü veya dinsiz oldukları halde başkaları tarafından “velî” ilan edilenler var. Menfaat sağlamak, yaranmak için nüfuzlu kişilerin “velî” ilan edilmesi var.

Daha önce kaleme aldığımız gibi velîlerin tam 18 özelliği vardır. Bu özelliklere sahip olanları bu konuları çok iyi bilenler tesbit ve imtihan ettikten sonra ortaya çıkarabilirler.

Önünüze “velî” diye çıkarılanların gerçekten ne olup ne olmadıklarını anlamak için “Velilerin Özellikleri” başlığını taşıyan yazımızı okumanız bu konudaki gerçekleri öğrenmenizi sağlayacaktır.

İşte link:

http://muhammedmucahid.com/velilerin-ozellikleri.html

  • Allah Teâlâ’nın nimet ve ledünnî ilim verdiği insanlar,
  • Şeyhin terbiyesinden geçerek velîlik makamına ulaşanlar,
  • Ve sahtekar, dinsiz, imansız oldukları halde o makama çıkarılan sözde velîler.

Ben size bunların üçünü de özetlemeye çalıştım. Gerisini çözmek ve gereğini yapmak sizlere aittir.

Allah Teâlâ hepimizi Allah’dan korkmayan, kuldan utanmayan insanların şerrendan emin eylesin!

Selam ve dua ile…

Muhammed Mücahid Okcu

www.muhammedmucahid.com