Faizi Hiçbir Şey Helal Kılamaz

faizi-hic-bir-sey-helal-kilamaz-800x400

Batı’nın “İslamı yeniden yapılandırma” yani protestanlaştırma, diğer adıyla ortadan kaldırma çabası hem dışarıdan hem de içeriden destek buluyor. En çok da benim Kur’an ve Sünnet İnkarcıları adını verdiğim gruptan. Faizi helal kılan fetva da buna hizmet eden cinsten.

Diyanet, TOKİ için verdiği fetva ile konut için faizi serbest bıraktı. Fakat bu fetvanın hiçbir zaman o kurum, kuruluş veya kişiye özel kalamayacağını bilmemiz gerek. Çünkü faiz konusu özele girmiyor. Yani bu serbestliği dar bir alana hapsedebilme kabiliyeti yok. Bundan sonra “Ev almak için verilen faiz helalmiş” diyen faiz müesseselerinin yolunu tutacaktır.

Nedense, mezkur fetvaya karşı çıkanların sesleri hiç duyulmadı. Ancak fetvaya balıklamasına dalış yapanların sesi ta fizandan bile duyuldu.

Müslümanların, herbir hisse için 300 Alman Markı ödeyerek kurdukları bir TV’de “TOKİ sosyal konut projesi kapsamında kullanılan krediler caizdir.’ fetvasına destek geldi” diye önceki akşam haber yaptı.

Diyanetin bu çıkışını ben bile anlamakta zorluk çekiyorum. Bir taraftan “Faiz haramdır” diyeceksiniz, diğer taraftan da faize zaruret elbisesi giydirerek helal faizi-hic-bir-sey-helal-kilamaz-400x200kılacaksınız. Neden? Niye bu ümmetin aklıyla oynuyorsunuz? Bu verdiğiniz fetvanın ucunun nerelere kadar gideceğini biliyor musunuz? Bunları düşünseniz asla bu çıkışı yapmazdınız dersek yanlış sayılmaz sanırım. Yanlışınız bu ümmet için büyük bir yıkım olacaktır. Bari bunu düşünüp ona göre yanlış adın atmamak için çaba sarfetseydiniz.

FAİZ HEM HARAM HEM DE HELAL OLUR MU?

Bizim bir atasözümüz var. Hani “Özrü kabahatinden büyük” deriz ya. Diyanetin Din İşleri Yüksek Kurulu, itirazlar üzerine bir açıklama yapmış. Fetvanın oturduğu ana temelleri açıklamak yerine, faize karşı çıkanlara “Bu bir algı operasyonudur.” demek suretiyle hakareti seçmiş. Bir de Diyanet TV’de açıklama yapacaklarmış. “İyi halt edersiniz” demek yerinde olur sanırım.

İŞTE O TALİHSİZ AÇIKLAMA

Konut Faizi fetvasına gelen tepkilerden sonra Din İşleri Yüksek Kurulu bir açıklama yaptı:

Kurulumuz, halkımızla paylaştığı görüşünde, öncelikle faizin kesin olarak haram kılındığını, konut veya araç satın almak için faizli kredi kullanmanın caiz olmadığını çok açık ve kesin bir dille belirtmiştir. Bahse konu projenin, kira ödediği takdirde asgari geçimini zorlukla sağlayan ve ev sahibi olabilmek için faizsiz ödünç borç bulamayan alt veya orta gelirli vatandaşlara yönelik üretilen bir sosyal proje olduğu kanaatine ulaşmış ve bu projeden yararlanarak ev sahibi olmanın, dinen haram kılınan faizli işlem kapsamında değerlendirilmeyeceği sonucuna varmıştır.

Yani demek istedikleri şey: “Faiz, bu sosyal konut projesinde gerçekleşmemektedir.”

Müsadenizle bu paragrafı cümle cümle inceleyelim.

Kurulumuz, halkımızla paylaştığı görüşünde, öncelikle faizin kesin olarak haram kılındığını, konut veya araç satın almak için faizli kredi kullanmanın caiz olmadığını çok açık ve kesin bir dille belirtmiştir.” deniyor.

Buna bir itirazımız olmadı, olamaz da. “İtirazım vardır” diyenin imanından şüphe ederiz. Ancak dananın kuyruğu ikinci cümlede kopuyor.

“Bahse konu projenin, kira ödediği takdirde asgari geçimini zorlukla sağlayan ve ev sahibi olabilmek için faizsiz ödünç borç bulamayan alt veya orta gelirli vatandaşlara yönelik üretilen bir sosyal proje olduğu kanaatine ulaşmış ve bu projeden yararlanarak ev sahibi olmanın, dinen haram kılınan faizli işlem kapsamında değerlendirilmeyeceği sonucuna varmıştır.”faizi-hic-bir-sey-helal-kilamaz-400x210

Hiçbir Müslümanın böyle bir cümleyi sarfedemez. Bunda bir art niyet ve ihanet yoksa, cehalet var demektir. Önce “Faiz haramdır” de, ikinci cümlede “Parmak kaldırma usulüyle oylama yaparak faizi serbest bıraktık” de.

Açılamaları okumaya devam edelim.

Kurulumuzun dar gelirli vatandaşlarımızın devlet desteğiyle ev sahibi olmasını amaçlayan TOKİ’nin sosyal konut projesi özelindeki son görüşü de bu kapsamda görülmelidir. Söz konusu görüş üzerinden Başkanlığımızın ve Din İşleri Yüksek Kurulumuzun faize cevaz verdiği veya devlet bankalarından alınan faizli kredilerin caiz olduğunu söylediği iddiası asılsız olduğu kadar kurumlarımızı yıpratma amacı taşıyan iyi niyetle bağdaşmayan bir algı operasyonu olarak değerlendirilmiştir.

Sizin yaptığınız zaten bu. Faizi mübah kılıyorsunuz. Kelimeleri ağızlarınızda gevelemeniz size hiçbir şey kazandırmıyor.

Hem “…ev sahibi olabilmek için faizsiz ödünç borç bulamayan alt veya orta gelirli vatandaşlara yönelik üretilen bir sosyal proje olduğu kanaatine ulaşmış ve bu projeden yararlanarak ev sahibi olmanın, dinen haram kılınan faizli işlem kapsamında değerlendirilmeyeceği sonucuna varmıştır.” diyorsunuz hem de “Söz konusu görüş üzerinden Başkanlığımızın ve Din İşleri Yüksek Kurulumuzun faize cevaz verdiği veya devlet bankalarından alınan faizli kredilerin caiz olduğunu söylediği iddiası asılsız olduğu kadar kurumlarımızı yıpratma amacı taşıyan iyi niyetle bağdaşmayan bir algı operasyonu olarak değerlendirilmiştir.” diyorsunuz.

İşte bu cümle Müslümanın sarfedemeyeceği bir cümle. Üstelik de, CIA’in emrindeki adı bizden, aklı ve beyni küfür için çalışan Kur’an ve Sünnet İnkarcıları’nın konuşma metodunu taklit ediyor gibisiniz. Yanlışsam, akıl sahipleri beni uyarsın lütfen.

TOKİ’NİN ALDIĞI FAİZ 0,49 GİBİ KÜÇÜK BİR MEBLAĞ…

İsmini vermek istemediğim ama sözüne itibar ettiğimiz ve eserlerini okuduğumuz bir zat, geçmişine küfreder bir biçimde sözler sarfetti. “Burada alınan fark çok küçük, % 0,49 gibi bir fark” dedi. Ben de ellerimin içi kızarıncaya kadar alkışladım. Hayır, takdir ettiğim için değil, ağzımdan kötü bir söz çıkmaması için bir nevi kendimi cezalandırdım. Çünkü hiçbir kimsenin Kur’an ve Sünnetin hilafına söz etmesine asla tahammülüm yoktur. O küçük bir meblağın hiç önemi yok. Yani az veya çok faiz vermeniz önemli değil, faize yol açmamak önemlidir. Bunu anlayın artık. Haram olan bir şeye kapıyı araladığınız zaman, o kapıyı kapatacak bir gücünüz de, sözünüz de olmaz.

İŞTE KONUT HABERİ

“Dar gelirli vatandaşlar kira öder gibi 240 ay sabit taksitle ev sahibi olabilecek. 75 metrekare ve 140 bin lira fiyatlı 2+1 daire için yüzde 10’a denk gelen 14 bin TL peşinat veren vatandaş, 240 ay vadeyle aylık 894 lira taksitle ev sahibi olacak. 100 metrekare ve 160 bin lira fiyatlı 3+1 daire için yüzde 10’a denk gelen 16 bin lirayı peşinat veren vatandaş, 240 ay vadeyle aylık 1022 lira taksitle ev sahibi olacak. Taksit ödemeleri ise sözleşme tarihini takip eden ay itibarıyla başlatılacak.”

TOKİ iki farklı konut yapacak:

Birincisi 75 metrekare 2+1 dairenin fiyatı 140 bin lira. 14 bir lira peşin ödenecek. İkincisi ise, 100 metrekare 3+1 daire 160 bin lira. Bu daire için de 16 bin lira peşin ödenecek. Biz 160 bin lira olan 3+1 dairenin faiz hesabını yapalım.

İşte sonuç:faizi-hic-bir-sey-helal-kilamaz-400x240

Kredi Tutarı: 160.000,00 TL
Peşin Tutar: 16.000 TL
Takside kalan tutar: 144.000 TL
Faiz Oranı: %0,49
Taksit Sayısı: 240 ay (20 sene)
Taksit Tutarı: 1022,00 TL
Geri Ödenecek Tutar: 245.212,00 TL
Konut için ödenen toplam tutar: 261.212,00 TL

Yanlış hesap ettimse hesap uzmanları beni uyarsın lütfen. Sözü 0,49 liranın birikerek ne kadar büyüdüğünü görün. 160 bin liralık bir konut alan bir şahıs, 20 senenin sonunda 261 bin 212 lira ödemiş oluyor. 16 bin lira peşin ödememiş olsa bu meblağ 275 bin 458 lira olacaktır. Sözün kısası 101.212,00 Tl. fark ödemiş oluyor. İmece usulüyle ev sahibi olmaya kalktığımızda, inşa etme türünden bir yol takip edersek, bu para ile en az iki ev inşa etmiş oluruz.

Bu hesabı, basite alınan meblağın nasıl bir dağa dönüştüğünü göstermek için yaptık. Faizin bir kuruşu da, bin kuruşu da aynıdır benim kitabımda. Çünkü ipin ucunu puştun eline bir kere verdinizde bir daha geri alamazsınız.

Kaldı ki, ev sahibinden, para da bankadan satın alınıyor. Bunun hesabını veren hiçbir kimse yok. Verecek hiçbir kimsenin çıkacağını da sanmıyorum.

Fakültede sınıftan kovduğum Hayrettin Karaman’ın bundan on yıl kadar önce bir yazısını okumuştum. Orada “Faizi bir defalığına serbest bırakalım” diyordu. Araştırdığımda gördüm ki, adam Bank Asya’nın Danışma Kurulu Üyesi’ymiş. Bu çıkışı FETÖ’nün emir eri ve tetikçisi olarak yapmış.

Şimdi o yazıyı bulamıyorum. Bulduğum takdirde alıp sayın Hayrettin Karaman’ın karşısına dikileceğim. O da bilir bunu yapacağımı. Bulanlar o yazıyı bana gönderirlerse sevinirim.

Bir diğeri de, “Enflasyon değeri kadar faiz helaldir” dedi. Bu Allah Düşmanı olan adam, sözde ilahiyatçı. Benim “Kur’an Ve Sünnet İnkarcıları” listesine tereddüt etmeden eklediğim din düşmanı adamlardan biri.

Bunların ne yaptıklarının cevabını biraz aşağıda vereceğiz inşaallah.

BU FETVAYI NEYE GÖRE VERDİNİZ?

Eveleseniz de, geveleseniz de, ortada faizi helal ilan eden bir fetvanız var. Bu iki kere ikinin dört etmesi kadar gerçek. Hatanızı kabul edemiyorsanız, şu sorularıma cevap vermek zorundasınız.

Bu fetvayı neye göre verdiniz?

  • Kur’an-ı Kerim’den bir deliliniz var mı? 
  • Sünnetten bir delil gösterebilir misiniz? 
  • İcmadan bir şey var mı yanınızda? 
  • Kıyas mı yaptınız?

Hiçbiri değil. Çünkü açıklamalarınızda yeni bir yol bulduğunuzu itiraf ediyorsunuz: Bulduğunuz tek yol zaruret. Artık herşeyi zaruret paketine sokar ve İslamı protestanlaştırabilirsiz, ya da dinin hükümlerinin orasını burasını yontarak Nasrettin Hoca’nın kazına çevirebilirsiniz.

ENFLASYON NE KİTABIN SUÇU, NE DE SÜNNETİN…

Nereden buldularsa bir de enflasyan meselesi var. Hangi eserde enflasyan kadar faiz ödenir diye bir cümle okudular merak ediyorum? Şu enflasyon konusunu bana da bir açıklasalar iyi olur. Ben onun biraz cahili kalmışım.

Bugün bir savaş çeşidi olmuş olan enflasyon sebebiyle faizi helal kılmak… İnsanlık düşmanı fırsatçıların biraz daha fazla kazanmak için oynadıkları oyunlar yüzünden meydana gelen enflasyon yüzünden faizi caiz görmek… Memurun, işçinin maaşına üç beş kuruş artış yapıldığı zaman fiyatları yükseltip haksız kazanç sağlamak için oynanan tiyatronun sonucu enflasyon sebebiyle faizi helal kılmak ne kadar dinî bir hareket acaba?

Milletin cebindeki paraya göre mi, yoksa maliyete göre mi fiyat belirleyeceğiz sorusuna, maliyete göre bir fiyat belirleme fikri ağır basmıyorsa, o zaman oturup cehennemin yolunu beklemek kalır bize. Çünkü hırsızlığı ön planda tutan anlayış, her şeyi yanlış yapacaktır.

Fiyatları hiç alakası olmayan mallarda bile dolara bağlayanlar, dolar düştüğü zaman niye fiyatları indirmezler ki? Ekonomist değilsem de, enflasyonun arkasındaki mafyayı da, ihanet şebekelerini de biliyorum, görüyorum. Bu ülkede ve dünyada her şey sunî ve yapmacık. Hiçbir kimse, sunî, yapmacık ve art niyetli olayların penceresinden bakıp “Enflasyon kadar faiz helaldir” diyemez. Daha kırk tane soru sorarım sizlere. Fakat cevaplarınız ne olur tahmin yürütemem.

İnsanların yüzünden meydana gelen enflasyonu Allah Teâlâ’nın kitabına, Rasûlullah’ın sünnetine yüklemek pek de insanî ve akıllıca gelmiyor.

FAİZİN ZARURET İLE BİR ALAKASI YOK

Ev sahibi olmak bir zaruret mi? Değil! Evi olmadığı ve kirada yaşadığı için ölen var mı? Yok! O zarureti çözmek için niye faiz dışı yollar aramıyorsunuz ki? Kafa yormak yerine İslam’ın orasını burasını yontmak daha mı kolay geliyor size?

Zaruretin aslı ne? Zaruretin sebebi ne? Canı korumak değil mi? Haram kılınan yiyeceklerden ölmeyecek kadar yemeye izin var değil mi? Bu izin de hayatta kalmaya yardım edecek başka bir faizi-hic-bir-sey-helal-kilamaz-400x211yiyecek bulunamadığı takdirde. Bir ömür boyu faize çalışmanın zarureti ne diye sorsam ne cevap verirsiniz?

Hafsa validemizin hastalığı nedeniyle sadece onun için geçerli olmak şartıyla Müzdelife Vakfesi ve Şeytan Taşlama’yı öne alması, bugün zaruret olmaktan çıkarılmış ve hüküm haline gelmiştir beyinlerimizde. Hac Kafileleri artık bu vakfe ve taşlamayı Arefe günü yaptırıyorlar. Size de diğer konulardaki zaruretler faizi mübah kıldırıyor.

Zarureti tamamen unutun bir kere. Yok bizim kafamız sadece faizi mübah kılmaya yetiyor. Onun için de zaruret elbisesine ihtiyacımız var diyorsanız, bu sizin art niyetli olduğunuzun itirafı olur.

Hocalardan biri zarureti çok güzel açıklamış ve “Sokakta yaşayan bir adam bankaya gitse, banka ona kredi vermez.” diyor. Bunu düşünen oldu mu hiç bu fetvanın altına imza koyanlardan?

DİN HİZMETLİLERİ’NDEN BÖYLE BİR FETVA BEKLENEMEZ

Sizler Din İşleri Yüksek Kurulu’nun üyelerisiniz değil mi? Sizin işiniz problemlerin çözümünü bulmak, yaşantı ve ihtiyaçlarımızın helal ve haram çizgisine uygun olup olmadığını tesbit etmektir.

Öyle ise, faize bulaşmadan ev sahibi olmanın yolunu bulmak zorundasınız. Bulamıyorsanız, -kusura bakmadan- gidin evinizde oturun. Allamelik de taslamayın denir size.

O adını anmayı gerek görmediğim adamların dediği gibi enflasyon da faizi mübah kılmamıza sebep değildir.

BU FETVA TOKİ EVLERİYLE SINIRLI KALIR MI?

Hiçbir kimse unutmasın ki, bu fetva TOKİ ile sınırlı kalmaz! TOKİ’den ev alamayanlar bankalara yönelmeyecek mi? TOKİ üçte bir faiz alıyorsa, diğerleri verdiği paranın iki, üç katını almayacak mı? Zaten milletin bir kısmı boyuna kadar faize saplanmış durumda. Kalan kısmını da faizcilere köle yapmanın yolu açılacak.

Bunları verilen fetvanın hayatın her alanına sarkacağını belirtmek için söylüyorum. Yoksa faizin azı da, çoğu da benim için aynıdır. Günü kurtarmak için fetva verenler aslında bütün ümmeti yakacak ateşe benzin taşımış oluyorlar. Zahmet edip bana sorsalardı, daha güzel bir yol tavsiye ederdim. Bundan herkes memnun olurdu.

BİR KURUŞ FAİZ ÖDEMEDEN EV SAHİBİ OLUNUR!

Tekrar etmek gerekirse, sizin vazifeniz haramları helal saymak değil, sorulara ve problemlere dinin sınırları içerisinde cevap aramaktır. Kendinizi ve birilerini tatmin etmek için dinin orasını burasını yontmaya hakkınız yok. Vazifeniz de o değil.

Bir kuruş faiz ödemeden ev sahibi olunur. Bunu biliyorsanız, söyleyin millet faydalansın, bilmiyorsanız anlatmaya hazırım. Sizler dinlemeye hazır mısınız? Bekliyorum.

Allah Teâlâ izin verirse, bir kuruş faiz ödemeden nasıl ev sahabi olunur, ihtiyaçlarımızı nasıl karşılarız, onu da yazarız! dediştik. Ve Allah Teâlâ’nın izniyle de yazdık.

Selam ve dua ile!..

Muhammed Mucahid Okcu

www.muhammedmucahid.com

Faizsiz Ev Sahibi Olmak