Faizin Yasaklanmasının Merhaleleri

faizin-yasaklanmasinin-merhaleleri-800x400

Cahiliye adetlerinden biri de faizdir. Onbeş asır önce İslâm`ın kaldırdığı ve Allah Rasulü Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in “ayaklarımın altındadır” buyurduğu cahiliye adetlerinden olan faiz, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ile yeniden diriltilmiştir. Yani bir bakıma Kemalizm, tarihin çöplüğüne gömülen pislik adetlerin yeniden diriltilmesi için çalışmıştır.. Faiz de bunlardan biridir.

Kimse beni ayıplamaya ve vatan haini ilan etmeye kalkmasın! Vatan sevdamızı da kontrole kalkmasın.

Bugünkü sıkıntıların bir çoğu şu faiz denen pislikten kaynaklanmaktadır. Yirmibirinci asrın başlangıcında kafalarını çalıştırmak yerine müslümanlarla uğraşanların akıllarına şaşıyorum ben. Hep neye, kime, nasıl ve niçin hizmet ettiklerini soruyorum? Cevap alamamak beni çıldırtıyor. Acıyorum onların hallerine…

FAİZİN YASAKLANMASININ MERHALELERİ

İslam, faizi kökünden yasaklamıştır. Bu yasaklama, insanları alıştıra alıştıra dört kademede hayata geçirilmiştir. Bu ayetler şu sırayı takip eder:

Birinci ayet:

“İnsanların mallarını artırsın diye verdiğiniz faizin Allah (c.c.) katında sevabı yoktur. Allah`ın (c.c.) rızasını dileyerek verdiğiniz zekat ise, bunu yapanlar, kat kat artıranlardır.”(1)

Mekke`de nazil olan bu ayet-i kerime ile faiz hoş görülmüyor. Bir cezai müeyyide ve tehdit de yok. Yasağın ilk merhalesi bu.

İkinci ayet:

“Kendilerine yasaklanan faizi almaları sebebiyledir ki evvelce kendilerine helal kılınmış hoş ve temiz olan şeyleri kendilerine haram kıldık.”(2)

“Cenab-ı Hak bu ayet-i celilede, Yahudilerin faizcilik yüzünden uğradıkları feci akibetlerini bir ibret olarak bize anlatıyor. Bu ilâhi beyanatta faizin bize de haram olduğuna dair yalnızca bir işaret vardır. Sarahat yok. Fakat bu ayetten sonra artık müslümanlar, faiz konusunda kesin ve sarih bir yasağın gelmesini bekliyordular.”(3)

Üçüncü ayet:

“Ey iman edenler, faizi kat kat yemeyin.”(4)

“Evet bu hususta inen üçüncü ayet, gerçekten sarih ve açık bir yasak getirdi. Yalnız getirdiği yasak, cüz`i bir yasaktı. Yani kat kat alınan faize aittir.”(5)

Ve dördüncü ayet:

“Ey mü’minler! Allah’tan (c.c.) korkun ve kişiler üzerinde faizden kalanı bırakın (almayın.) eğer gerçek mü’minler iseniz. Yok eğer bu faizi terk etmezseniz bilin ki Allah (c.c.) ve Rasulü’ne (s.a.v.) karşı harbe girmişsiniz. Eğer faiz almaktan tövbe ederseniz ana paranız sizindir. Ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğramış olursunuz.”(6)

İşte faizi kökünden yasaklayan son ayet. Bu ayet-i kerime ile faizin azı da, çoğu da kesinlikle yasaklanmıştır.

İnsanlığın baş düşmanlarından olan faiz, eski çağların bir ürünü idi. Bu sömürü aleti, emeği sömürüyor, düşmanlıkları artırıyor, yuvaların yıkılmasına, ailelerin dağılmasına sebep oluyor. Serveti yuttuğu gibi, insanların tembelleşmesine, açıkgözlerin de asalaklaşmasına sebep oluyor. Servetin belli kişi ve kuruluşların ellerinde toplanmasına firsat veriyor. Halbuki İslâm, servetin birkaç kişinin elinde birikmesine, bir kısım insanlar refah içinde yaşarken, diğerlerinin fakirlikle boğuşmasına karşıdır.

İslâm, yeryüzünü bütün kötülüklerden temizlediği gibi, faizin de müslümanların midesine girmesine engel olmuştur.

Bunlar, eğer tertemiz bir dünya istiyorlarsa, mü`minleri mürteci ilan etmekten vazgeçip, İslâm`ın sesine kulak vermelidirler. Yıllar boyu bütçenin yüzde seksenini borç faizi olarak ödediklerini tekrar hatırlatmama gerek var mı bilmiyorum? Fakat bildiğim tek şey, bu gidiş ile faiz faizcileri de bitirecek!

Kemalizm, mü`minlerin dinine, imanına, ahlâkına gölge düşürebilmek için çok çaba sarfetmiştir. Bir yığın banka kurmuştur. Her işini bırakmış, faiz pisliğini nasıl müslümanların ekmeğine bulaştırırım, nasıl müslümanların kanına sokarım hesapları ile uğraşmıştır, uğraşmaktadır.

Allah Teâlâ`nın yasak ettiği cahiliye devri adetlerinden faizi yeniden diriltmeye çalışan bu Kemalistler, neden mürteci değilde, ben mürteci oluyorum. Bunu asla anlamıyorum.

Bunu bana açıklayacak bir babayiğit var mı acaba?

FAİZDEN NASIL ZENGİN OLUYORLAR?

Devlet, yıllık bütçesinin büyük bir bölümünü faiz gideri olarak ödedi, ta ki, bir yiğit çıkıp IMF’e kafa tutuncaya kadar. Faize ödediğimiz meblağın rakamları çok büyük bir tehlikenin habercisidir. İslâm`in neden faizi kaldırdığını anlamaya yetecek kadar açık bir durum.

Bir de bu çarpık düzenin, çarpık sisteminin bir parçası olan faizden zengin olanlar var. Bu zengin oluş, ne güç, ne kuvvet ve ne de zahmet istiyor. Yorulmak yok. Terlemek yok. Risk yok. Sermaye yok. Sadece devlete yanaşıp bir göz kırpma ile her şey yoluna giriyor.

Size bir tablo sunuyorum. Bazılarının devleti nasıl sömürdüklerini ortaya koyacağız.

Bay Mesut Yılmaz, atanmışların yardımı ile atanmış bir başbakan olarak başbakanlık koltuğunu kapar kapmaz iki medya grubuna tam 25 Trilyon lira verdi. Buraya bir nokta koyalım.

Bir şahsın yüzde otuz faiz ile 25 trilyon lirayı devletden aldığını düşünün. Bu para hemen geri bir devlet bankasına yatırılıyor. Faiz miktarı yüzde binbeşyüzü bile aşıyordu bazen. Biz bunu yüzde ikiyüz kabul edelim. Buna göre beş veya on yıl sonra bu şahıs devletten ne kadar lira hortumlayacak bakalım:

Beş yıl sonra ana para ile faizi 6 katrilyon 75 trilyon lira olacak. On yıl sonra ise. bu para ikibuçuk katı oluyor. Alınan paranın beş yıllık faizi ile ana parası da eski para birimi ile 93 trilyonun altında kalıyor. Bizim açıkgözler hiçbir zahmete katlanmadan beş yıl sonra tam 5 katrilyon 982 trilyonun sahibi olacaklar. Bu faiz düzenini savunan hükümetlerin aslında bu vatanın düşmanı olduklarını ortaya koyuyordu. Fakat bunu asla anlayamadık.

Bu ülkenin bir asırlık rantını yiyenlerin 13 yıldan beri viyaklamalarının sebebi ne acaba?

Onlar yine eskisi gibi sömürü düzenini devam ettirmek ve başkalarının sırtından yorulmadan, ter akıtmadan para kazanmaktır.

Muhammed Mücahid Okcu

KAYNEKLAR:

(1) Rum: 39

(2) Nisa: 160-161

(3) Sadreddin Yüksel, Makaleler, Ist. 1985, s. 33.

(4) Âli İmran: 130.

(5) Sadreddin Yüksel, a.g.e. s. 33.

(6) Bakara: 278-279.