Faizsiz Ev Sahibi Olmak

faizsiz-konut-sahibi-olmak-800x400

Faiz konusundaki bütün düşündüklerinizi unutun beyler! Gerekirse, bildiklerinizi de unutun! Bildikleriniz de, düşündükleriniz de hiçbir işe yaramıyor. Neden mi? Nedeni çok açık. Çünkü faiz ile ilgili sorulara hep yanlış cevaplar veriyorsunuz.

Hepinizde ilim var. Ancak ilmi kullanma kabiliyetiniz yok. O ilmi Allah yolunda kullanmıyorsunuz, ya da kullanamıyorsunuz. Bir kısmınız da şeytanı sevindirecek işleri yapmayı çok seviyor. dünyalık menfaat uğruna renkten renge girenleri saymıyorum bile.

“Allah’ın Haram Kıldığı Faizi Kimse Helal Kılamaz” başlıklı yazımda faiz ile konut edinme fetvasını ele almıştım. Orada çok kırıcı olduğum söylenebilir. Kırıcılığım benden değil, sizin pervasızlığınızdan, kırdığınız bardaklardan, devirdiğiniz çamalardan kaynaklanıyor. Sizler dinde reformcu gibi davranıp bana acı vermekten vazgeçerseniz, ben asla kırıcı olmam.

Neyse devam edelim.

Bugün ben size faizsiz ev sahibi olunur mu, olunursa nasıl olunur onu anlatacağım. Bazılarınızın bu asla mümkün değil diye mırıldandığını duyar gibi oluyorum. Ama yanlış düşünüyorsunuz derim.

HER İHTİYACIMIZI FAİZSİZ KARŞILAYABİLİRİZ

Bütün ihtiyaçlarımızı faiz pisliğine bulaşmadan halledebiliriz. Bu bir iddia değil, tecrübe ile sabittir. Kendimden emin olmamı, kuru bir inattan ibaret sanıyorsanız, büyük yanılgı içerisine girmişsiniz demektir. Hiçbir zaman bilmediğim konularda kendimden emin olmadım, inatçılığım da tutmadı.

Okuma yazma bilen herkes biraz araştırır, biraz da düşünürse, bir çıkış yolu bulur. Bir yol bulamıyorum diyen ya yalan söylüyordur, ya cehaletin kurbanıdır, ya da dini bütün değildir. Bunlardan başka bir sebep bilmiyorum.

Size tecrübe edilmiş iki uygulamadan bahsedeceğim. Biri bütün ihtiyaçları faizsiz karşılayan Almanya’da kurulmuş bir fondan. İkincisi de İngiltere’de kurulan ve faizsiz ev sahibi yapan diğer bir fondan söz edeceğim. Fon dedimse, devletlerin oluşturduğu bir fon değil, bizzat bireylerin hiçbir kurum, kuruluş veya devlete bağlı olmadan kurduğu, yani imece usulüyle ihtiyaçlarını giderdikleri bir birliktelikten söz ediyorum.

Önce küçük olan ve birçok ihtiyacı karşılayan fondan bahsedeyim.

ALMANYA’NIN DÜSSELDORF KENTİNDE KURULAN FON

Arkadaşım ve dostum olan Adnan T. bana yıllar önce açıklamıştı. Diyanetin faizi serbest bırakan fetvasından sonra bugün ona telefon edip işin teferruatını tekrar anlattırdım.

Olay şu:

Bu arkadaşlar bir grup kurmuşlar. İçlerinden biri başkan seçilmiş. Başkan toplanan paraların hesabını tutuyor. Ayrıca her üye ödediği aidatları kaydediyor. Her altı ayda bir üyeler toplantısı yapıyorlar. Grubun kuruluşu bugün itibariyle tam sekiz yıl doldurmuş.

Grubun 25 üyesi var. Her üye fona ayda 50 Euro ödüyor. Daha sonra ihtiyacı olan üyeye istediği para veriliyor. Fondan kredi olarak aldığı parayı her ay 500 Euro taksitle geri ödemesi şart koşuluyor. Fona borçlu olan üye aylık aidatını aksatmadan ödemeyi de ihmal etmiyor.

Her üyenin istediği zaman gruptan ayrılma hakkı var. Diğer bir konuda toplanan paralar belli bir orana geldiği zaman bir kısmını güvenlik sebebiyle eşit oranlarda üyelere geri dağıtma kararı almışlar.

Arkadaşım, ben de bu süre içerisinde her defasında 10 bin Euro olmak üzere dört kez para alıp kullandım diyor. Bu gibi grupları büyük sayıda insanların oluşturduğunu düşünün. Neler yapılmaz ki?

Gelelim konumuza konu olan büyük oluşuma.

FAİZSİZ KONUT SAHİBİ OLMAK İÇİN KURULAN FON

Londra’da Hindistan, Pakistan ve Türkiye’li Müslümanlar birleşmişler ve bir konut fonu oluşturmuşlar. Büyük bir grup oluşmuş. Üyelerden bazılarıyla bizzat konuştum. Hepisi de memnundular.

Fon şu şekilde işliyor:

Her üye her ay belirli meblağ üzerinden fona para ödüyor. Ay sonu toplanan para ile kaç ev alabiliriz diye bakıyorlar. Peşin olarak evleri satın alıyorlar. Sırası gelene veriliyor.

Evler, arka ve önlerinde bahçeleri olan iki katlı müstakil binalardan oluşuyor. Satış fiyatı ve alım satım masraflarından başka bir para ödemeden herkes faizsiz ev sahibi oluyor. Bundan çeyrek asır önce aldıkları evlerin fiyarları 100 bin Sterling idi.

BU PROJEYİ ALMANYA’DA GERÇEKLEŞTİRMEK İSTEDİM

İngiltere’de gördüğüm projeyi Almanya’da hayata geçirmek istedim. Bulduğum herkese anlattım. Çevrek asır önce bu konuda elimden ne gelirse yaptım. Fakat insanımızın birbirlerine güvenlerinin kalmayışı beni de hayal kırıklığına uğrattı.

Bazıları “Kime güveneceğiz?” sorusunu yöneltiyordu bana. Bir tanesi de “İlk sırada olanlar hemen ev sahibi olacaklar. Ben de birkaç sene sonra ev sahibi olursam, benim diğerlerine hakkım geçmeyecek mi?” dedi.

Ben de, “Faiz düzenine yüzbinlerce Euro hediye edersen, gırtlağına kadar faiz pisliğine batarsan daha mı iyi olacak. Müslüman kardeşine geçecek hakkından feragat edemiyorsun, ama faiz baronlarına geçecek olan haklarından feragat edebiliyorsun” dedim. O gün faizsiz ev alma planı sona erdi.

FAİZSİZ CAMİ ALMA PLANINI KABUL ETMEDİLER

Üyesi olduğum Milli Görüş Teşkilatı Düsseldorf’da cami için bir bina satın almak istedi. Toplantıda “Binayı faizle mi alacaksınız?” diye sordum.

“Evet” dediler.

O an başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Kendimi başka dünyalardan gelmiş gibi hissettim. Önce faize karşı olduğumu anlattım. Kimsenin dinlemek gibi bir adeti yoktu. O zaman ikinci planı devreye soktum.

Onlara faizsiz bina satın almanın yollarını anlattım. İngilere’deki uygulamayı resmettim.

Bir ara, “İmece usulüyle cami alma projesini bütün taşra teşkilatlarına duyurun. Hac ve Umre Organizasyonu’nu bana verin. Genel Merkez’den de yanıma dört sağlam adam verin. Ben on yıl içerisinde Avrupa’da camisiz köy bile bırakmayacağım” dedim. Adamlar, uzaylı görmüş gibi bön bön bakıyorlardı yüzüme.

Bir ara öyle bir hale geldim ki, birden bir patlayıverdim:

“Avrupa’nın genelinde 600’ün üzerinde şubeniz var. Her şube bakkaliye gelirlerinden ayda bin Euro tasarruf etseler, her ay bir cami binası satın alırsınız. Beş kuruş da faiz ödemezsiniz” dedim.

Fakat bu sözleri duyunca içten içe köpürmeye başladılar. Uzun bir maziye sahip bir teşkilatın kelli felli adamlarına haramdan uzak durmayı öğretmeye kalkmam hiç iyi karşılanmadı. Genel Merkez’den gelen ve bir zamanlar Behice Boran’ın çantacısı olan Hasan Damar oradakileri bana karşı kışkırtmaya çalışıyordu.

O gün linç edilmekten bir arkadaşımın beni camiden kaçırması ile kurtuldum. Ondan sonra da üye kaydım silinmiş kapı önüne konulmuştum.

Bu faizsiz cami binası alma hadisesini özetleyerek sizlere sundum. Fakat bu kadarı da konunun ve maceramın anlaşılmasına yeter sanırım.

FAİZ BARONLARINA AMELELİK ETMEYE DEVAM EDİYORLAR

Adamlara bir sürü yol göstermeme rağmen faiz baronlarına amelelik etmeye devam ediyorlar. Benim gurbetçi kardeşlerim kendi evlatlarının boğazlarından kestikleri paraları faiz parası olarak ödemek bizim bay idarecilere kolay geliyor.

Bu olaydan sonra bildikleri yoldan gidip, insanımızın paralarını yine faizcilere pişkeş çekmeye devam ediyorlar. Aldıkları her bir bina için en az 250 bin Euro faiz ödemekteler.

Avrupa’daki bütün insanlarımızı her teşkilat, dernek, vakıf, cemaat ve kişiler faizsiz bina ve konut alımına hiç ilgi göstermediler dersem yanlış olmaz.

BENİ DİNLEMEDİKLERİ İÇİN PİŞMAN OLDULAR

Uzun yıllar sonra bizim gurbetçilerin akılları başlarına geldi. Birçoğu gelip “O dediğin projeyi şimdi hayata geçirelim” dediler. Ama geç kalmışlardı. Çünkü ben dönüş hazırlıklarına başlamıştım.

Aslında çok büyük kazançlarımız olacaktı. Çünkü Avrupa Devletleri ev sahibi olmaya karar veren herkese çeşitli desteklerde bulunuyordu. Yakın zamanda ekonomik krizler yüzünden kaldırdılar.

Oralarda yaşayanlar için henüz geç değil. Dünyanın neresinde olursa olsun, bu şekilde bir fon kurmak ve ihtiyaçlarını faize bulaşmadan gidermek isteyenlere gönüllü olarak hizmet etmeye yine hazırım. Yeter ki, karar versinler.

HERKES FAİZSİZ EV SAHİBİ OLABİLİR

İnsanımızın İngiltere’de nasıl faizsiz ev sahibi olunduğunu ve Almanya’da faize bulaşmadan ihtiyaçlarını nasıl temin ettiklerini size anlattım. Bir avuç insanımız o ülkelerde kendilerini faizden uzak tutmanın yollarını buluyorlar da, Demirel’in deyimiyle yüzde doksan dokuz onda dokuzu müslüman olan kendi vatanımızda neden bir yol bulamıyoruz? Oralarda faizden uzak duruluyor da, biz neden faizsiz yapamıyoruz? Oralarla buraların farkı ne? Orada olup da burada olmayan ne?

Oradaki irade niye burada yok? Seksen milyon insan bir avuç gurbetçiden daha mı iradesiz?

İçimizde din adına, ilim adına önümüze çıkanların akılları mı kurudu? Makam ve mevkii verdiğimiz insanlar gerçekte bizim düşmanımız mı? Biz de akıl mı kalmadı? Basiretimiz mi bağlandı? Ne oldu biz?

Ortada din ve imana zarar getirmeyen çözümler varken bizler neden günaha batmak için çırpınıyoruz? Yoksa bizler toptan dinden çıktık da haberimiz mi yok?

İster devlet yol gösterir, paraların saklanacağı kurumlar oluşturur, isterse her şehirde faizsiz ev sahibi olmak isteyenler, emniyetli binalar ve emin kasalar oluşturmak suretiyle her şey yapılır. Birden fazla anahtar ile açılan kasalarda paralar muhafaza edilerek ve harcamalarında birden fazla imzası ile yapılmak suretiyle her şey emniyet altına alınır. Böylece bankaların kapısından bile içeri bakmadan müslümanca bir tavır ile her ihtiyacımız karşılanır. Faiz çukuruna düşmeden hayatımızı sürdürürüz.

Kasamızda toplanan para ile her ay alınabildiği kadar ev alınır ve sırası gelene verilir. En önce ev sahibi olanlarla geç bir zamanda ev sahibi olanlar zarara uğruyor denirse, onunda uygun bir hal çaresi bulmak için kafa yorulur.

KONUTLAR SIFIRDAN YAPILIRSA, DAHA UCUZA MAL EDİLİR

Satın alma biraz daha maliyetli olacaktır. Binalar sıfırdan yapılırsa, bunun daha ucuz olması muhtemeldir. Bu şekilde aynı maliyete birbuçuk, hatta iki konut elde etme imkanı var.

Mesele ihtiyaç sahibi dediğiniz insanları ev sahibi yapmaksa, ihtiyaçlarını karşılamaksa, buyurun size yol.

Faize zaruret kılıfı dikmekle hem haramı helal saymaktan hem de o zaruret sahibi dediğiniz insanları köleleştirmekten başka bir iş yapmadığınızı itiraf edin artık.

Unutulmasın ki, çare hiçbir zaman tükenmez. Çare yok diyenler veya dinin emirlerini ortadan kaldırma yarışına girenler dünyanın en büyük yalancıları ve iftiracılarıdır.

FAİZCİLER MESLEYİ ANLAMIŞLARDIR İNŞAALLAH

Şimdi faizi serbest bırakan fetvaya olan itirazımı çok iyi anladınız sanırım. Ben o fetvada ve sonrasında ileri sürülenlerin hiçbirine puan vermedim. Hiçbirinizi gerçekçi bulmadım.

Zaruretmiş, enflasyonmuş, falan filan vız gelir. Tabii değer verdiğim ve beklemediğim bazı kişiler de tuzağa düştüler. Şimdiye kadar görmediğim yüzlerini ve hatalarını göstermiş oldular. Bu da beni çok çok üzdü. İç dünyamda onlar adına kırılan, yok olan çok şey oldu.

Bir sözüm daha var: Ben kendim için Daru’l-Harb Hukuku’na göre olsun fetva verebilseydim, Almanya’da bir şehrin yarısını satın alırdım. Faize karşı duruşumu bundan daha iyi nasıl açıklayabilirim?

Selam ve dua ile!..

Muhammed Mücahid Okcu

www.muhammedmuchid.com

Faizi Hiçbir Şey Helal Kılamaz