Fethhullah Gülen Öldürülebilir!

670020Burnuma pis kokular geliyor! Bildik ABD’nin bildik pis kokuları!..

15 seneden beri hissettiğim bu kokular sanki bugünlerde gerçek olmaya namzet. Birden bire kan kokusuna dönüşecek bir koku.

Benimle tartışmaya giren her şakirde 15 yıl boyunca, “HOCANIZI ABD’DEN KAÇIRIN” dedim. Hâlâ da ısrarcıyım.

Her defasında benimle alay ettiler. Gülüp geçtiler. Hep tepeden baktılar.

Onlara göre hocaları orada daha güçlü ve emniyetteydi(!)

Güçlü olabilirdi! Binlerce insan etrafında pervane gibi dönebilirdi. Onbinlerce insan ondan izinsiz nefes bile almıyor olabilirdi. Ameyika’yı, Siyonistleri, hatta bütün dünyayı arkasına almış olabilirdi! Batının ve doğunun bütün istihbarat örgütleri ona çalışıyor olabilirdi. Nice devlet başkanı, ordu komutanı, istihbarat şefi önünde diz çöküyor da olabilirdi.

Fakat emniyette olamazdı. Bunu onlara anlatamadım! Güç ve emniyeti birbirine karıştırıyorlardı sanırım.

Şakirdlere “ABD hocanızı ya esir alacak, ya da teslim alacak” diyordum. Anlamıyorlardı. Zaten onu hem teslim, hem de esir almışlardı. Ama bunlar bir türlü anlamıyorlardı. Belki de anlamak istemiyorlardı.

1960’lı yılların başında CIA ile tanıştırmaları ve daha sonra mason yapmaları ile onu “TESLİM” almışlardı. Artık Gülen onların malıydı. Ne emrederlerse yapmak zorundaydı. Onlar için çalışmak mecburiyetindeydi.

Sonra sıra “ESİR” almaya gelecekti. O da Fetullah Gülen’in ABD’ye götürülmesi ile gerçekleşti.

Onu oraya götürmekle ABD bir taş ile birkaç kuş birden vurmuş olacaktı. Tam isabet! Yani öyle oldu.

1. Gülen bundan sonra ABD ne derse onu yapmak zorunda kalacaktı.

2. CIA’e yeni elemanlar kazandırılacaktı.

3. Türkiye ve İslam Dünyası’ndan çalınan paralardan milyarlarca dolar veya lira ABD’ye akıtılacaktı.

Aynen öyle oldu.

Gülen’in kullanma tarihi bittikten sonra öldürülebileceğini her zaman söyledim. “Acaba” bile demediler. Şimdi gülünç duruma düştüler.

Gülen’i ve örgütünü dünyanın en aciz, en zavallı insanları olarak görüyorum. Yakında ne kadar haklı olduğumu sizler de göreceksiniz.

Gülen, kendisini Amerika’da dünyanın en güçlü insanı zannetti. Bütün dünyayı teslim almaya hazır mağrur bir komutan gibiydi.

Hatta, “Ben başbakanlık, cumhurbaşkanlığı falan istemiyorum. Ben daha büyüğüne talibim” demişti.

Gözü açıktı, ama başkaları da kör değildi. Ona yatırım yapanlar işi şansa bırakacak kadar aptal değillerdi.

Onlar, yanlarında taşıdıkları insanların son kullanma tarihi dolduğunu anladıkları gün ortadan kaldırmakta hiç tereddüt etmezlerdi. Kendilerine zararlı olmaya başladıklarını gördükleri an hiç affetmezlerdi. Bir de marabalıkta gevşeklik veya başarısızlık gösterilmesine tahammülleri yoktu.

Gülen ve örgütü bir projeydi. Batı bu projeden nemalandıkça ona iyi bakacaklardır. Nemalanma işi bitince alıp yere vururlar.

Lafı eğip bükerek konuşan veya yazan biri değilim. Ne biliyorsam veya ne düşünüyorsam ulu orta söylerim. Gülen hakkında da böyle oldu.

Şimdi Gülen’i bekleyen sonun ipuçlarını verelim isterseniz:

1. Ehl-i Salip, Gülen’e “Dinlerarası Diyalog” saçmalığı ile Müslümanları dinsizleştirme görevini verdi. Gülen başarısız oldu.

2. ABD’de diğerlerinin de katkıları ile İslam’a “Paralel Din” uyduruldu. Bunu Müslümanlara kabul ettirilmesi istendi. Gülen başarısız oldu.

3. En sonunda Türkiye’yi bitirme görevi verildi. Gülen yine başarısız oldu.

4. “Gülen örgütünü tasfiye edip Kanada’ya yerleşmeyi düşünüyor” mealinde haberler yayıldı. Bu ABD, İsrail, AB ve Vatikan’a hizmet edecek bir çok casus ve tetikçinin ellerinden uçması anlamına gelir. Bunu ABD kabul edemez!

5. Türkiye Hükümeti devamlı bastırıyor. Suçluların değişimi anlaşmasına göre Gülen’in Türkiye’ye teslimi gerekir. ABD ise Gülen için karizmayı çizdirmeyi göze alamaz

6. Yıllardan beri; “ABD Türkiye’de bir savaş çıkarabileceğini anladığı an Gülen’in gözünün yaşına bakmaz, öldürür” diyordum. Yine aynı şeyleri söylüyorum.

İşte size ABD’nin Gülen’den kurtulmayı isteyebileceği sebepler.

Batının genlerinde kendi çıkarları için dünyayı kana bulama özelliğine, yani insafsızlığına sahipler!

Gülen batının emrine girerken, Şah Rıza Pehlevi’yi, Marcus’u, Saddam Hüseyin’i ve ötekileri iyi düşünmeliydi. Bunların hepisi de, CIA’e ajanlık yapmışlardı. Masonlar’a hizmette kusur etmemişlerdi. Haçlı-Siyonist İttfak’ın en iyi marabası olmuşlardı.

Buraya kadar tamam da, sonunda ne oldu? Sonunda kağıt mendil gibi herbiri buruşturulup çöpe atıldılar. İşleri bittiği an saf dışı edildiler.

Gülen’i ve Paralel Yapı’yı bekleyen de bu mutlu sondan başkası olmayacaktır. Çünkü binlerce misali var!

Bizden uyarması!.. Gerisini onlar düşünsün!..