Hadis İnkarcısı Hüseyin Atay’ın İtirafları

“Hadis İnkarcısı” sözünü ağır bulanlar olabilir. Ancak bu yazıyı sonuna kadar okursanız bu sözün bana ait olmadığını bizzat Hüseyin Atay’ın itirafı olduğunu göreceksiniz. Biz de zaten bu itiraf nedeniyle bu yazıyı kaleme almış bulunuyoruz.

Kendisinin hayatta olması da işimizi daha da kolaylaştırıyor. Hemen müdahale edebilir ve yapmadıysa, ben bu itirafı yapmadım diyebilir. Aksini de yapıp kabul edebilir. Çünkü şahidim var.

O bir felsefecidir. İnkarcılık felsefecilerin büyük çoğunluğunun bir hastalığıdır. Bunu Kur’an ve Hadis İnkarcılarını alt alta yazıp ünvanlarını sıraladığınız zaman zaten en çoğunun felsefeci olduğunu görürsünüz. Diğer bir ifadeyle, İslam Düşmanlarının satın aldıklarının çoğunun felsefeci olduğunu çekinmeden söyleyebilirim.

Bana kalırsa, Türkiye’deki inkarcıların başında Hüseyin Atay gelir. En kıdemli hadis inkarcısı odur.

Hüseyin Atay’ın Sünnet İnkarcılığı ilmi değil diğerlerinde olduğu gibi nefsidir. Hırsının esiri olarak Hadis İnkarcılığı kulvarında kulaç atmıştır.

Bu sözleri duyar duymaz boyumdan büyük sözler ettiğimi, ağır olmam gerektiğini düşünen, hatta “ağır ol arkadaş” diye sesini yükseltmeye hazırlanan insanların varlığını hisseder gibiyim.

Ancak, onlar biraz olsun sabırlı olur ve sonuna kadar dinleme zahmetine katlanabilirlerse, niye böyle sözler sarfettiğimi çok çabuk anlayacaklardır.

HÜSEYİN ATAY’IN İTİRAFLARI

Hüseyin Atay’ın yolu bir gün Mısır Ezher Üniversitesi‘ne düşer. Ezher Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Mustafa Güzel’e kendisinin yazdığı bir kitabı verir ve okumasını ister. Mustafa bu kitabı okur.

Bir sonraki karşılaşmada Hüseyin Atay:
– Kitabı okudun mu diye sorar?
Mustafa:
Okudum diye cevap verir.
Nasıl buldun? diye tekrar sorar Hüseyin Atay.
Yahu hocam! Kitabın başında hadisleri toptan inkar ediyorsunuz. Birkaç sayfa sonra bu inkar ettiğiniz hadisleri delil olarak gösteriyorsunuz. Bu ne iş? der Mustafa Güzel.
Hüseyin Atay:
Hah şimdi oldu der.
Ne oldu hocam?
Eğer bu kitap çok güzel bir kitap deseydin seni müfteri ilan edecektim.
Niye hocam?
Çünkü biz daha önce şu şu yanlış dedik, kimse bizi dinlemedi. Biz de toptan inkar ettik der Hüseyin Atay.

Böylece inkarının sebeplerinin bir damla su kadar bile olmadığını, keyfî olduğunu itiraf etmiş olur. Sanırım Hüseyin Atay’ın hadis inkarının ilmi değil nefsidir dememiz sanırım şimdi anlaşılmıştır.

O gerçekte ilme göre inkara kalkışsaydı, bunu asla yapamayacaktı. Çünkü ilim inkara fırsat vermeyecekti. Nefsine göre hareket etmiş ve toptan inkarcılık yolunu seçmiştir.

İlim adamı bu denli nefsî ve toptan bir inkarın pençesine düşmez. Hüseyin Atay üştü işte.

Ancak, Allah Teâlâ da ona ihanetini itiraf ettirdi.

O BİR ÇOK İNSANI ZEHİRLEDİ

Zevk için, sesini duyurmak için, nefsini tatmin için, insanlara kızdığı için Sünneti inkar etmenin ne manaya geldiğini artık siz söyleyin. Hüseyin Atay, gayri ilmi olarak hadis inkarcılığını fazlasıyla yapmış ve bunu da itiraf etmiştir.

Onun inkarı hem İslam’a hem Müslümanlara hem ilme hem de kendisine büyük ihanet olmuştur.

Atay’dan zehirlenip Hadis İnkarcılığı’na kalkışanların başında Yaşar Nuri Öztürk ve Bayraktar Bayraklı gelir. Bu ikisi ve diğerleri Hüseyin Atay’dan etkilenmişlerdir.

Bu ikilinin 1986 yılına kadar inkarcılıkla uzaktan yakından bir alakaları yoktu. Çünkü o tarihe kadar beraberdik. Bayraktar Bayraklı ile 1987 yılında bir Ramazan ayı boyu Londra’da beraber kaldık. O sürede de böyle bir şey sezemedim.

Ne olduysa 1987 yılından sonra oldu. Yaşar Nuri Öztürk de, Bayraktar Bayraklı da bir numaralı Kur’an ve Sünnet İnkarcısı oldular.

Hüseyin Atay halen hayattadır. Gerekirse bu sözlerime müdahale edebilir. Onu takip ve taklit eden, onun yolundan yürüyüp hadisi inkar edenler de artık kendilerini hesaba çekerler diye düşünüyorum.

CIA “Hadis Savaşları”indan vazgeçme noktasına gelmiş olmasına rağmen, bizimkilerin hâlâ bir hayal ve inkar peşinde koşuyor olmalarının bir kıymet-i harbiyesi hiç olmadı zaten. Yok yinede “Biz masal dünyasında yaşamaya devam etmek istiyoruz. İnkar ve tahrifsiz yapamayız. İnkarcılık artık kanımıza işledi” derler ve bunda diretirlerse, Allah’ın yardımıyla sonuna kadar mücadeleye devam edeceğimizi ilan ediyoruz.

Hiçbir insanın Allah ve O’nun Rasûlü Muhammed Mustafa’ya karşı savaşmasına izin verme hakkımız yok. Ya adam gibi iman ederler ya da çenelerini kapatır ve adam gibi yaşarlar. Üçüncü bir yol yok.

Haksız mıyım?

Muhammed Mücahid Okcu
www.muhammedmucahid.com