Hadisleri Kur’an’a Nasıl İnkar Ettirdiler?

hadisleri-kurana-nasil-inkar-ettirdiler-800x400

Kur’an ve Sünneti inkar çetesinin başında bulunanların “Hadislerin yapabileceği şey, herhangi bir konuyu gerçekçi ve yetkili bir şekilde belirlemektir.”(1) itirafında bulundukları halde…

Hadis birçok nedenden ötürü ikincil bir taktik araçtan daha fazlası olamaz.”(2) demek suretiyle Hadis İnkarcılığı’nın bir proje ve İslam Dini’ni yıkmanın ilk adımı olduğunu itiraf ettikleri halde…

Esasen, “hadis savaşları” yıpratma savaşlarıdır…”(3) itirafı ile de yine onların diliyle “Hadis Savaşları”nın bir yıpratma savaşı olduğunu ve asıl savaşın Kur’an Savaşları olduğunun itirafını yaptıkları halde…

Kur’an Ve Sünnet İnkarcıları adını verdiğim adamların hadisleri inkar edebilmek için Kur’an Ayetleri’ni hiç utanmadan, sıkılmadan ve Allah’dan korkmadan inkar ettiklerini görüyoruz. Bu da onların kendilerini “Kur’ancı” diye adlandırmalarının hiçbir gerçekliği ve mantığı olmadığını gösteriyor. Kur’an’ı sadece kendilerini kamufle etmek ve bizleri de kandırmak için kullanıyorlar.

Onların Kur’an-ı Kerimi yıkmak için yine Kur’an’ı Kerim’i kalkan olarak kullandıkları ayan beyan ortada.  Meselenin arka cephesini, suyun başındakileri, inkarcılara verilen emirleri ve yapılanları bilen biri olarak konuşuyorum. O yüzden içeridekileri dışarıdakilerden daha acımasız birer İslam Düşmanı ilan etmekten çekinmiyorum. Bunda zerre kadar kusurum varsa, Allah beni affetsin, onları da ıslah etsin!

HADİSLERİ İNKAR İÇİN AYETLERİ NASIL TAHRİF ETTİLER?

Tesbit edebildiğim kadarıyla Kur’an Kerim’in 36 ayetinde ح د ث kökünden gelen حَدٖيث kelimesi geçiyor. İnkarcılar bu ayetlerden 8 tanesine “hadis” kelimesinin ıstılahi manası olan “hadis” mealini verirler. Ancak diğer 28 ayete de “hadis” kelimesinin lügat manası olan “söz, haber, hikaye, kıssa…” gibi mealler verirler.

Kur’an Ve Sünnet İnkarcıları 36 ayetten 8 tanesini tahrifi diğer 28 ayet üzerinde yapmakta asla istekli değiller. Neden? Madem ki, ayetlerdeki “hadis” kelimesine yine “hadis” manası vermek gerekiyordu, öyle ise diğer  28 ayete de “hadis” manasını verseydiniz ya! Sizi bundan alıkoyan neydi?

Bunun nedeni çok basit. Çünkü diğer ayetleri de tahrif etmeleri halinde Kur’an adına hadislere kurdukları tuzak geri tepecekti. Bunlar 8 ayeti tahrif ederek inkar ederlerken, diğer ayetleri de saklayarak inkar etmiş, gözlerden saklamış oluyorlar.

Kur’an ve Sünnet İnkarçıları’nın ikinci adamı Süleyman Ateş’in, Lokman Suresi ayet 6, Casiye suresi, ayet 6, Mürselat Suresi ayet 50’ye “Hadis” meali vererek 3 ayeti tahrif etiğini tesbit ettim.

Süleyman Ateş’in talebesi Yaşar Nuri Öztürk ve ABD’deki sahte peygamberin peşinden koşan Edip Yüksel’in, Nisa Suresi ayet 87, A’raf Suresi ayet 185, Yusuf Suresi ayet 111, Lokman Suresi ayet 6, Zümer Suresi ayet 23, Casiye Suresi ayet 6, Tur Suresi ayet 34  ve Mürselat Suresi ayet 50’ye “Hadis” meali vererek 8 ayeti tahrif ederek çıtayı yükselttiklerini tesbit ettim.

Tabii diğer inkarcılar da bunu kullanarak hadisi toptan inkar yolunu seçerler. Böylece Sünnet’i Kur’an-ı Kerim’e inkar ettirdiler. Benim gibi biri de onların bu kusmuklarını tekrar iade ediyor Allah’ın izniyle. Bunu vallahi de, billahi de ben yapmadım, Allah Teâlâ yaptı. Çünkü biz ne yaparsak Allah’ın izni olmadan yapamayız.

TAHRİF EDİLEN İŞTE O SEKİZ AYET

Ayetlerde geçen “SÖZ, HABER, KISSA, HİKAYE, ÖĞÜT, SOHBET” gibi kelimeleri silip “HADİS” meali vermek suretiyle tahrif edilen ayetler:

  1. O Allah’tır, O’ndan başka ilah yoktur. Hakkında hiçbir kuşku bulunmayan kıyamet gününde, hepinizi muhakkak bir araya toplayacaktır. Hadis söyleme bakımından, Allah’tan daha sadık kim olabilir?” (4 Nisa, 87)
  2. İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. Hal böyle iken Allah’tan ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise inanıyorlar?” (45 Câsiye, 6.)
  3. Artık bundan sonra hangi hadise iman edecekler?” (77 Mürselat, 50.)
  4. Eğer doğru sözlü iseler, o Kur’an‘ın benzeri bir hadis getirsinler.” (52 Tur, 34.)
  5. İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah yolundan bilgisizce saptırmak için hadis eğlencesi satın alır ve onu alay konusu edinir. İşte böylelerine rezil edici bir azap vardır.” (31 Lokman, 6)
  6. Göklerin ve yerin melekûtuna, Allah’ın yarattığı herhangi bir şeye bakmadılar mı; ecellerinin gerçekten yaklaşmış olabileceğini düşünmediler mi? Peki, bu Kur’an’dan sonra hangi hadise iman ediyorlar?” (7 A’raf, 185.)
  7. Yemin olsun ki, resullerin hikâyelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. Bu Kur’an, uydurulacak bir hadis değildir; aksine o, önündekini tasdikleyici, her şeyi ayrıntılı kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve bir rahmettir.” (12 Yusuf, 111)
  8. Allah kitabını en güzel hadisle, en güzel benzetmelerle, en güzel misallerle indirdi. Rablerinden korkanların ondan derileri ürperir. Sonra da hem derileri hem de kalpleri, Allah’ın zikri/ Kur’an’ı karşısında yumuşar. Bu, Allah’ın kılavuzudur ki, onunla dilediğini/ dileyeni hidayete erdirir. Allah’ın saptırdığına gelince, ona kılavuzluk edecek yoktur.” (39 Zümer, 23.)

DİĞER 28 AYETİ DE BİR DEFALIĞINA TAHRİF EDERLERSE NE OLUR?..

Bu 28 ayette geçen “SÖZ, HABER, KISSA, HİKAYE, ÖĞÜT, SOHBET…” gibi kelimelerin yerine HADİS yazıp ve okusunlar. Okuduktan sonra da Kur’an-ı Kerim’in Sünneti inkar ettiğini bir daha iddia edebilecekler mi, merak ediyorum?

İşte tuzaklarının çökeceğini bildikleri için tahrif etmeye cesaret edemedikleri ayetler:

  1. O kıyamet günü, Allah’ı inkar edip Peygamber’e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir sözü hadisi gizleyemezler.” (4 Nisa 42)
  2. Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalayacaktır. Titizlikle korunan muhteşem kulelerde olsanız bile. Onlara bir iyilik isabet ettiğinde, “Bu, Allah katındandır!” derler. Ama kendilerine bir kötülük dokunduğunda, “Bu senin yüzündendir.” derler. De ki: “Hepsi, Allah katındandır.” Şu topluluğa ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü hadisi anlamıyorlar!” (4 Nisa 78)
  3. Şimdi sen, bu söze hadise inanmazlarsa, belki de arkalarından kendini eritircesine üzüleceksin.” (18 Kehf, 6.)
  4. Şimdi siz bu sözden hadisden mi hayrete düşüyorsunuz? Gülüyorsunuz, ağlamıyorsunuz! Ve siz, kibirlenip kafa tutarak sersemce somurtuyorsunuz.” (53 Necm, 59-61)
  5. Âlemlerin Rabbi’nden indirilmiştir. Şimdi siz, bu sözü hadisi mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?” (56 Vakıa, 80-82)
  6. Bu sözü hadisi yalanlayanla beni baş başa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yakalayacağız.” (68 Kalem, 44)
  7. Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin hadislerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.” (12 Yusuf 101)
  8. Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze hadise dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.” (6 En’am 68)
  9. (Ey Muhammed!) Mûsâ’nın haberi hadisi sana geldi mi?” (79 Naziat 15)
  10. Mûsâ’nın haberi hadisi sana ulaştı mı?” (20 Ta-ha 9)
  11. Orduların, Firavun ve Semûd’un haberi hadisi sana geldi mi?” (85 Buruc 17-18)
  12. Dehşeti her şeyi kaplayan felaketin haberi hadisi sana geldi mi?” (88 Gaşiye 1)
  13. Ey Muhammed!) İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi hadisi sana geldi mi?” (51 Zariyat 24)
  14. Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına hadislerine çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.” (34 Sebe 19)
  15. Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye hadis yaptık. Artık inanmayan bir kavim Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” (23 Müminun 44)
  16. O’nu satın alan Mısırlı kişi hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların/haberlerin hadislerin yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” (12 Yusuf 21)
  17. Dedi ki: “O halde bana tâbi olacaksan, kendisinden ben bir söz hadis açmadıkça, bana hiç bir şeyden sorma.” (18 Kehf 70.)
  18. İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların ve sözlerin hadislerin yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (12 Yusuf 6)
  19. İşte o gün, yer, kendi haberlerini hadislerini anlatır.” (99 Zilzal 4)
  20. Rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat.(hikaye et) hadis et.” (93 Duha 11)
  21. Rahmân’dan kendilerine gelen her yeni öğütten hadisden mutlaka yüz çevirirler.” (26 Şuara 5)
  22. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt hadis (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler.” (21 Enbiya 2)
  23. Hani peygamber eşlerinden birine gizli bir söz hadis söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi.” (66 Tahrim 3)
  24. Böylece Kur’an’ı Arapça olarak biz indirdik ve olur ki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar, yahut onlara bir öğüt hadis olsun diye onda tehditleri tekrar tekrar sıraladık.” (20 Ta-ha 113)
  25. Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın size bildirdiklerini onlara haber hadis mi veriyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?” (2 Bakara 76)
  26. Oysa Allah size Kitapta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze hadise geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.” (4 Nisa 140)
  27. Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik halinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayasızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır hadis çıkarır.” (65 Talak 1)
  28. Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yeyince de hemen dağılın. Sohbet Hadis için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.” (33 Ahzap 53.)

Bunların gerçek yüzlerini bildiğimiz halde, bu ihanet çetesinin sözlerine kanıp yoldan çıkabilecek insanları uyarmak için bunları anlatıyoruz. Yoksa, onlar efendilerinin sözünden çıkıp doğruyu söyleyemezler. Hakkı seçemezler. İhaneti asla itiraf edemezler.

Nasıl ki, bir suç mafyasının eline düşenler bir daha kadar geri dönemezlerse, bunlar da Allah Düşmanları’nın elinden kurtulup tevbe edemezler, imana dönemezler.

Onlar, hakikati benden daha iyi biliyorlar, ancak efendilerinin emirlerinden dışarı çıkamazlar. Onlar, söylediklerinin hiçbirinin doğru olmadığını benden çok daha iyi biliyorlar, ancak mide ve ceplerine söz geçiremezler. Onlar, benden çok daha iyi birer alimdirler, ama Ebu Cehil gibi inkarlarından vazgeçemezler.

İnkar ile günah arasında büyük fark vardır. Günah bir an şeytanın tuzağına düşmenin neticesinde işlenir. İnkarcılık ise, bilerek, isteyerek, karşılık bekleyerek, başkalarının emirlerine uyarak ve insanlarının imanlarını çalma gayesiyle yapılır. Hadisleri Kur’an-ı Kerim’e inkar ettirenlerin gerçek yüzü de bu.

Allah Teâlâ bu ümmeti bütün inkar ve ihanetlerden korusun!

Selam ve dua ile…

Muhammed Mücahid Okcu

KAYNAKLAR.

1) CIA Raporu, Sivil Demokratik İslam, s. 51)
2) CIA Raporu, Sivil Demokratik İslam, s. 49)
3) CIA Raporu, Sivil Demokratik İslam, s. 51)

KUR’AN VE SÜNNET İNKARCILARI

Hadis İnkarcılığının Tarihi