Hazreti İbrahim’i Kullanıp Kur’an Ve Sünneti İnkar Etti!

Sözde ilahiyatçı kisvesiyle Tuncer Namlı denen adam, Hazreti İbrahim (a.s.)’ı kullanıp hadisi inkar edeyim derken, Kur’an-‘ı inkar etti. İçinde iki ayet olan bir hadisi inkar eden bu adam, ayetleri de bile bile inkar etmiş oluyor. Nasıl mı? Müsadeniz olursa, tek tek açıklamaya çalışayım.

Fareye alkol içirmişler. Kafayı bulunca arslan kesilerek “Çabuk kediyi bana getirin!” diye sağa sola emir vermeye başlamış. Teşbihte hata olmaz derler. Fakat sorumluluğu ve düşünme kabiliyeti olmayan fare, Kur’an ve Sünnete saldırmaya meyhane ağzıyla başlayıp kerhane ağzıyla da Müslümanlara küfretmeye devam eden sözde insanlardan çok daha sevimlidir.

Kur’an Ve Sünnet İnkarcıları züccaciye dükkanına giren filden de beterler. Meydanı boş buldukça kükreyen, kükredikçe de ortalığı küfür adına birbirine katan zavallılar. Fil, sığmadığı için sadece içerideki mallara zarar verirken, bunlar dükkan sahibine, dükkana ve içeride buldukları her şeye zarar veriyorlar. Fil, “Beni buraya kim getirdi!” diye huysuzlanırken, bunlar Kur’an ve Sünnetin, yani Hadis’in adını duyunca iyiliği sevmeyen iblisten daha çirkin oluyorlar. Kin ve nefretle bütün Müslümanları dinden çıkartmak için babaları olan iblise taş çıkartır hale geliyorlar.

Biraz sert olduğumun farkındayım. Ancak Hadislere had bildirmek isterken, hem ayetleri hem de hadisleri inkardan imtina etmeyen adamlara karşı zamanın Ömer’i olmaktan başka kurtuluş çaresi var mı? Halbuki biz onlara “Kes sesini inkarcı!” bile demedik 40 yıldan beri. Onlar da semirdikçe semirdiler, azdıkça azdılar. Ama yeter artık!

İŞTE TUNCER NAMLI’NIN HEZEYANLARI

“Sünneti katletmişler” başlığını taşıyan videoda Tuncer Namlı, kendine uygun bir meyhane ağzı ile evlere şenlik bir sünnet, hadis ve rivayetin tarifini yapmış. Fakat bu tariflerden bir tanesinin dahi lügat ve ıstılahî manalarına uygundur diyebilecek bir tek olsun babayiğit arıyorum.

Neyse devam edelim. Sünneti savunanları, haliyle Müslümanları “DAVAR”, yani hayvan ilan ettikten sonra sıra Allah, Peygamber ve Müslümanlara İFTİRA etmeye sıra geliyor. Yetmiyor, AYET ve HADİSLERİ inkar ediyor.

Bunları sıra ile tek tek anlatacağız. Önce bu meczubun hezeyanlarını aktaralım:

…Diyorum ki, kardeşim, bizim meşhur altı hadis kitabımız var mı? Evet! Hepisinde de Hz. İbrahim’in yalancı olduğu yazılı. Buhari’de üç kez, Buhari’nin dışındakin de defalarca diye tercüme edebilirsiniz. Cemi sigası sınırsız kullanılıyor. Okuyabilirsiniz…” diyor. Tuncer Namlı denen adam, Müslümanlara “davar” demek suretiyle aynada kendisini tarif ederek küfür dolu sözlerine devam ediyor.

Diğer inkarcılar gibi bu da taşı atıp ve kaçıyor. Bu da diğerleri gibi ne ayetleri okuyorlar ne de hadisleri. Dinleyenler de açıp ayetleri ve hadisleri gözden geçirme imkanları olmadıklarına göre, atılan taşlar kafa göz yaralayarak dinsizler lehine hedefine ulaşmış oluyor. Dinleyenler araştırıp yüzlerine tükürmesinler diye kaynakları bile tam vermiyorlar.

Sadece “Kur’an’da var.” Vatandaşın arayıp bulma imkanı yok ki, senin var dediğini arayıp bulsun. “Buhari’de var.” Vatandaş 16 ciltlik Buhari’yi nasıl alsın ve sekiz on bin sayfanın arasından senin var dediğini nasıl bulsun? “Hadis kitaplarında var.” Hadi bakalım samanlıkta iğne arasın vatandaş. En az yüz tane kitabı bulacak, elli altmış bin sayfayı karıştıracak ve adamın “var” dediği yer bulup okuyacak.

DİNSİZLERİN PARALI İŞÇİSİNİN DİLİNE DOLADIĞI HADİS

Tuncer Namlı denen adamın diline doladığı ama asla okumaya cesaret edemediği hadis işte bu. Üstelik bu hadis YALAN SÖYLEMENİN MÜBAH OLDUĞU YERLER başlığının altında yer alıyor. Adam “Hz. İbrahim’in “yalancı” olduğunu bildiren hadis, Yalan Söylemenin Mübah Olduğu Yerler faslının altında toplanan hadislerden biridir” dese balonu anında sönecek. Fakat söylemiyor.

İşte o hadisin tam metni:

(5212)- Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

İbrahim aleyhisselam sadece üç yalan söylemiştir: Bunlardan ikisi Allah’ın zatıyla ilgili; biriاِنِّى سقِيمٌ .sözüdür; diğeri deبَلْ فَعَلَهُ كَبِيرُ هُمْ هذَا sözüdür. Bir tanesi de zevce-i pakleri Sare Hatun hakkındadır. Hz. İbrahim zalim birinin diyarına (Mısır’a) beraberinde Sare de olduğu halde gelmişti. Sare güzel bir kadındı. Sare’ye: “Bu cebbar herif, bilirse ki sen karımsın, senin için bana galebe çalar. Eğer sana soracak olursa, kız kardeşim olduğunu söyle! Çünkü sen, zaten İslam yönünden kardeşimsin, din kardeşiyiz. Ben yeryüzünde senden ve benden başka bir Müslüman bilmiyorum” dedi.

Bunlar zalim kralın memleketine girince, adamlarından biri bunları gördü. Hemen gidip:

“Senin memleketine öyle güzel bir kadın girdi ki, sizden başkasının olması münasib değildir” dedi. Kral derhal adamlar gönderip, Sare’yi yanına getirtti. Hz. İbrahim namaza durdu. Sare adamın yanına girince, kral (onu ayakta karşıladı, fakat) elini ona uzatamadı. Eli şiddetli şekilde tutuldu. Sare’ye:

“Elimi salması için Allah’a dua et! Sana zarar vermeyeceğim!” dedi. Sare de dediğini yaptı. Ama kral tekrar Sare’ye sataşmak istedi. Eli, öncekinden daha şiddetli tutulup kaldı. Sare’ye aynı şekilde ricada bulundu. O da kabul etti. (Adam normal hale  dönünce tekrar) sataşmak istedi. Eli önceki iki seferden daha şiddetli şekilde tutuldu. Sare’ye yine:

“Allah’a dua et, elimi salsın, sana zarar vermeyeceğim!” diye rica etti. Sare dua etti, adamın elleri açıldı. Kral kadını getiren adamı çağırdı ve ona: “Sen bana ihsan değil bir şeytan getirmişsin. Bunu diyarımdan çıkar!” dedi. Sare’ye Hacer’i bağış olarak verdi.

Sare yürüyerek geldi. İbrahim onu görünce:

“Nasılsın, ne haber?” dedi. Sare:

“Hayır var! Allah cebbarın elini tuttu ve (bana) bir hadim verdi!” dedi.”

Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) der ki:

“Ey sema suyunun oğulları! Bu kadın (Hacer) sizin annenizdir.” [Buharî, Enbiya 9, Büyû 100, Hibe 36, Nikah 12, İkrah 6; Müslim, Fezail 154, (2371).] Ebu Davud, Talak 16, (2212); Tirmizî, Tefsir, Enbiya, (3165).] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 15/6-7.

Hadisin mealini olsun, hitap ettiği insanlara söylese, kendisini kuzu kuzu dinleyen insan bulabilir mi? Hayır! Kendisini alkışlayacak insan bulabilir mi? Yine hayır!

Bu hadis ile ilgili açıklamaları Kütüb-i Sitte 14. cilt 552-556 sayfaları arasında ve 15. cilt 5-12. sayfalar arasında bulabilirsiniz.

TUNCER NAMLI’NIN HADİS İLE BERABER İNKAR ETTİĞİ AYETLER

Kendisini alim zannedip milletin önüne geçen bu adam, hadis ile beraber iki ayeti birden inkar ediyor. Halbuki o ayetler hadisin içinde yer alıyor. Üstelik tercüme eden kişi tercümenin içinde o ayetlerin aslını da vermiş. Yani “görmedim” veya “farketmedim” deme hakkı da yok.

Bu hadis Kur’an-ı Kerim’de karşılığı olan bir hadis! Fakat din adına dinsizlik yapanların inkarda sınır tanımadıklarını bize gösteren bir hadis! Aynı ile Kur’an da varolan bir hadis. Onu inkar edenler, Kur’an’ı da inkar etmiş olurlar. Ettiler! Hem Kur’an’ı inkar ettiler hem de Hadisi!

İşte hadisin içerisinde yer alan ayetler:

Birincisi “Ben hastayım” mealindeki اِنِّى سقِيمٌ .ayeti. (37 Saffat 89)

İkincisi “Onu belki onların şu büyükleri yapmıştır” بَلْ فَعَلَهُ كَبِيرُ هُمْ هذَا ayeti. (21 Enbiya 63)

Bu iki ayet hadisin içinde olduğu halde nasıl olur da inkar edilir? Bu hadis bir nevi bu ayetlerin tefsiri durumunda. Tabii işi ilim değil, dine düşmanlık olanlar bunu anlayamazlar.

Adam hadisleri inkar edeyim derken, AYETLERİ İNKAR ETTİ, hiç haberi yok. “Hayır ben bu ayetleri bilmiyorum” derse, cehaletini ortaya koymuş olur. Biliyor idiyse, inkarını itiraf etmiş olur. Ki, Kur’an-ı Kerim’in bir harfini bile inkar edenin KAFİR olduğunu tekrarlamaya gerek yok sanırım.

Adam aklınca hadisleri inkar edecekti, ya bilerek, yada cehaletinden dolayı ayetleri inkar etmiş oldu. Biri Enbiya Suresi 63. ayet, diğeri de Saffat Suresi 89. ayet. Hadis ile beraber bu iki ayeti inkar eden bu adamın, o ayetlerle bağlantılı olarak meydana gelen olayları anlatan iki sureyi inkar etmediğini kim ispat edebilir.

Hazreti İbrahim (a.s.) kavmini kendinden uzaklaştırıp putlara karşı yapmak istediğini rahatça yerine getirmek için kavmine İbrahim yıldızlara baktı ve“Ben hastayım” dedi.” (Saffat Suresi, Ayet 88-89) Hasta mıydı İbrahim (a.s.)? Hayır! Surenin devamını okursanız bunu açıkça görürsünüz.

Hazreti İbrahim “Ben hastayım” dedikten sonra kavmi bulunduğu yerden uzaklaşmıştı. Onların uzaklaşmasından sonra Hazreti İbrahim neler yaptı?

İşte O’nun yaptıklarını anlatan ayetler:

Allah’a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.” (21 Enbiya 57)

Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.” (21 Enbiya 58)

Onlar, “Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir” dediler.” (21 Enbiya 59)

(İçlerinden bazıları), “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler.”(21 Enbiya 60)

(Bir kısmı da) “O halde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler.”(21 Enbiya 61)

(İbrahim gelince) “Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim” dediler.”(21 Enbiya 62)

Dedi ki, “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa onlara sorun, bakalım!” (21 Enbiya 63)

Bir diğeri de hadiste anlatılan Sare Hatun hakkındadır. Hz. İbrahim zalim birinin diyarına (Mısır’a) beraberinde Sare de olduğu halde gelmişti. Sare güzel bir kadındı. Sare’ye: “Bu cebbar herif, bilirse ki sen karımsın, senin için bana galebe çalar. Ben yeryüzünde senden ve benden başka bir Müslüman bilmiyorum” sözü.

İŞTE ÜÇ YALAN:

1. “İbrahim yıldızlara baktı ve “Ben hastayım” dedi.” (Saffat Suresi, Ayet 88-89).

Bay Namlı Hz. İbrahim’in niye yıldızlara bakarak “Ben hastayım” dediğinin manasını da bilmez.

2. “Dedi ki, “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa onlara sorun, bakalım!” (21 Enbiya 63)

3. Mısır Kralı’nın cabbarlığına karşı Hz. İbrahim’in karısına: “Eğer sana soracak olursa, kızkardeşim olduğunu söyle! Çünkü sen, zaten İslam yönünden kardeşimsin, din kardeşiyiz.” sözüdür.

Benim anlattığım gibi açık açık namusunu, şerefini, ahlakını, izzetini, imanını koruyarak anlatsaydı ya! Adam olup anlatması halinde bir kişinin bile aklını çelemezdi. Ancak insanların aklını çelebilmek için hadisleri inkar edeyim derken, ayetleri hatta iki sureyi birden inkar etmiş oldu. Çünkü bu iki ayette murad edileni sureleri okuduğumuzda anlayabiliyoruz. Yani bu iki ayet diğer ayetlere bağlıdır.

HADİ ŞİMDİ KURTAR KENDİNİ TUNCER NAMLI!

Sen sözde Sünneti, yani hadisi inkar için yola çıktın. Doğru mu? Doğru! Fakat Kur’an’ı inkar ettiğinden haberin var mı? Hadi ona cevap ver.

Burada hâşâ, Allah, Peygamber ve Müslümanlara iftira ettin. Yetmedi Kur’an ve Sünneti inkar ettin.

Şimdi sana tavsiyem; Kurduğun o İlahiyat Akademisi isimli küfür yuvasını Mescid-i Dırar’ın başına gelenler onun da başına gelmeden kapat. Bu ümmetten de bütün yaptıkların için özür dile. Sonra da “Eceli gelen it gibi cami duvarına pisleme”yeceğin yere kadar kaç. Bir daha senden ne Kur’an’a, ne de Sünnete sataşma duymak istemiyorum. Ayrıca benim şehrimden senin gibi bir adamın çıkmış olmasından da utanıyorum.

Kitabı, Hadisi ve bu Ümmeti rahat bırak… Sen Kur’an’da karşılığı olan, hatta baktığın hadisin içinde 2 ayet olan bir hadisi inkar etme namus yoksunluğuna imza attın. Bu imzanın meydana getirdiği yıkıntıları da temizlemen gerek…

Muhammed Mücahid Okcu
www.muhammedmucahid.com