İlahiyatçıdan din düşmanı çıkar mı?

ilahiyatcidan-din-dusmani-cikarmi-800x401

Gerçek İlahyatçılar arasından din düşmanı çıkmaz, çıkmamalı. Eğer onların arasından din düşmanı çıkıyorsa, bunda bir yanlışlık var demektir. Allah Teâlâ’nın dinini öğrenen ve öğretecek olan insanın din düşmanı olmasını beklemek muhaldir. Düşüncesi bile abestir.

Lakin biz ne kadar “düşünmek bile abestir” veya “olmaz” desek de, oluyor işte. Bunu biz iman eden bir insanın bir anda dinsiz olması gibi anlamak ve İlahiyatçıların da birgün dinsizleşebileceğini aklımızdan çıkarmamak zorundayız. O takdirde, yazdıkları, konuştukları ve düşündüklari İslam Dini’ne uymuyorsa, bunların her dediklarini reddetmek zorundayız.

Bugün eşyanın gayesine ters düşen bir durum ile karşı karşıyayız. Eşyanın gayesi ne ise, insanın gayesi de odur. Yani eşya da , insan da varlık vazifesini ifa etmek zorundadır. Bu zorunluluk yerine getirilmiyorsa, ya kasıt vardır, ya da menfaat.

Matematikçilerden matematik düşmanı, kimyacılardan kimya düşmanı, fizikçilerden fizik düşmanı, felsefecilerden felsefe düşmanı gördünüz mü hiç? Asla görmedik! Ama nasıl oluyor da ilahiyatçıdan, ilahiyat düşmanı/din düşmanı görüyoruz? Bunun cevabını bulunmalıdır.

İlahiyatçıların arasından İslam düşmanı çıkıyorsa, bunun sebebi olmalı. Bu sebep bulunduktan sonra da gereği yapılmalı. Çünkü onların yaptıkları din düşmanlığı azılı kafirlerin düşmanlıklarından bile daha şiddetli, daha yıkıcı ve daha kötüdür.

İLAHİYATÇILARIN DİN DÜŞMANI OLMALARININ SEBEPLERİ

Bu büyük ihanet sebebiyle biraz kaba konuşmak zorunda kalacağım için üzgünüm. Fakat bunu herhangi birinin söylemesi gerekir.

İşte onların din düşmanlıklarının arkasındaki sebepler:

  • Ya mayaları bozuk,
  • Ya sütleri bozuk,
  • Ya imanları bozuk,
  • Ya da nemaları bozuktur.

Mayaları ve analarından emdikleri süt bozuksa, bunun neticesi olarak yaptıkları da anlaşılır demektir. Din düşmanı olmaları onlardan az da olsa beklenir.

İlahiyatçı ünvanı ile din düşmanlığı yapanlar dinsiz bir aileye aitseler… Bilinçli olarak İslam ile savaştırmak için Müslümanların arasına sokulmuşlarsa… Müslüman kisvesine büründürülmüş birer casus, birer proje, birer tetikçi iseler, o zaman da imanları yok diyebiliriz.

Aslında bunlara, İlahiyatçı ünvanını, Müslümanın dinini ve bizim adımızı kullanarak İslam düşmanlığı yapan dinsizlerdir demek yerinde olur.

Bütün bunlar doğru değilse, bir dördüncü ihtimal önümüze çıkar: O da, nemalarının bozukluğu. Yedikleri ve içtiklerinin haram olması. Daha açık bir ifadeyle onların üç beş kuruşa dinlerini, imanlarını, kendilerini, insanlıklarını, haysiyetlerini, namuslarını, ahlaklarını sattıklarını söylemekte tereddüt edemeyiz.

Diğer üç konuda sınavı geçseler bile, bu dördüncüsünden geçerli puan alacak durumda olduklarını sanmıyorum. Nemalarının bozukluğu konusunda sınıfta kaldıklarından eminim. Bunları biliyoruz da, İslamı yıkmak için ABD’nin her yıl ayırdığı 17 milyar dolarlık bütçeden ne kadar pay aldıklarını bilmiyoruz. En azından ben bilmiyorum.

ABD’den ne kadar para aldıklarını bilmiyor olmamız onları temize çıkarmaz. Onların ABD’nin Müslümanlardan çaldığı paralardan nemalanmadıklarını bana kimse ispat edemez. Çünkü CIA’in raporlarında bunu görüyor ve okuyorum ben.

Bir soru ile bunu dile getirmem yerinde olur. “Kur’an’dan başka kitap olmaz!” naraları ile salyalarını saçan sözde akademist ve ilahiyatçıların düzine düzine kitaplarını kim basıyor, kim dağıtıyor, kim satıyor acaba? Bu soruma cevabı olan var mı?

Buna cevap veren olsa da olmasa da,  Allah izin verirse, Kur’an ve Sünnet Düşmanları’nın sebilhane bardakları gibi karşıma dizildikleri gün bu sözlerimin gerisini açıklayacağım. Sırra kadem basmaları halinde yine gerekeni yapacağım.

NEMA BOZUKLUĞU YAŞADIKLARINI İSPATA HAZIRIM

İddialı konuştuğumu söyleyeceksiniz. Doğru iddialıyım! İddialı olmasam ne diye onların yaptıkları ve ne de yaptıklarının sonuçları üzerine konuşayım ki?

İddialıyım, çünkü konuştukları, yazdıkları ve düşündüklerinin tamamı gerçek dışıdır. Kur’an’a ve Sünnet’e düşmanlık yapıyorlar. Müslümanları dinsizleştirmek için kafirlere uşaklık yapıyorlar. Bunda sonuna kadar iddialıyım. İpuçlarını da yukarıda verdim.

Ben onların hain olduklarını ve Allah’ın Dini İslam’a karşı savaştıklarını avazım çıktığı kadar haykırıyorum. İspat etmemi isterlerse, hazırım. Sonuçlarına da razıyım. Korkum yok. Bu korkusuzluk sadece onların karşısında kazanıp kaybetme ile ilgili değil, ilmî münazara sırasında ve sonrasında olacaklarla da ilgili. Bu adamların pervasızca Kur’an ve Sünnet Düşmanlığı yapabiliyor olmalarını onların alim ve cesur olduklarına mı yoruyorsunuz? İslam Düşmanı bütün güçler onların arkasında. İsterseniz içlerinden birinin kuyruğuna basın. İdam sehpasında sallandırın. Sonra nerelerden havlamalar geliyor kulak verin. Gerçeği bütün çıplaklığı ile göreceksiniz.

Allah’ın dini ile savaşanların benim ezelî ve ebedî düşmanım olduklarını her zaman söylemiyor muyum? Yine aynısını terennüm diyorum. Hem Müslüman baba ve anadan olan, hem de bizim adımızı taşıyanlardan din düşmanı olması, en azılı kafirlerden daha tehlikelidir. Kafirlerin zehirleri bir Müslüman evladını dinsiz yapmaya muaffak olursa, bu gibi adamların zehirleri binleri, milyonları dinsiz yapmaya muaffak olur. Şimdi anladınız mı Kur’an ve Sünnet Düşmanları benim en azılı düşmanlarımdır dememin sebebini?

Ben onların bütün pisliklerini deşifre ve ispat etmeye hazırım. Onlar kendilerini yüzde bir bile olsun temize çıkarmaya hazırlar mı?

Yapamazlar! Yaptıkları salağa yatmak. Küfrünü kusup kaçmak. Yumurtladıkları pislikleri anında inkar etmek. Bu namussuz heriflere verilen bütün emirlerden ha-be-rim var.

Hem İslam düşmanlığı yapıp hem de İlahiyatçı ayağına yatanlar, olsa olsa müsteşrik olurlar. Benim dilimde onların gerçek isimleri bu. İslam hakkında söz eden kafirlere müsteşrik dendiğini de unutmayalım.

Muhammed Mücahid Okcu

www.muhammedmucahid.com