İnsanları Kazanma, Satma Ve Silme Marifeti

insanlarin-kazanma-satma-ve-silme-marifetleri-800x400

Uğradığımız akıl erezyonunun sonucu mu, yoksa menfaatin imanın önüne geçmesi midir bilinmez, ama birşeyler yanlış gidiyor. Öyle bir yanlış ki, bazen hiç alakası olmayan insanları kendi yanlışlarımıza kurban etmeye bile kalkışabiliyoruz. Toplum olarak geldiğimiz nokta burası.

Biraz açık konuşmak gerekirse, insanların nefretle baktığı, en büyük düşmanı olduğu araziye sürmeye kalkarsanız… Kendi evinizin önünde at bağlı iken komşunun eşeğini sizin için feda etmesini beklerseniz… Müslümanı kendinizi bataklıktan kurtarma adına küfür bataklığına sürmeye kalkarsanız, bütün yaptıklarınız katıksız bir insan satma olur.

SATARSINIZ, SATARSINIZ VE YİNE SATARSINIZ

Bu öyle bir satma ki, ne dost bırakırsınız yanınızda, ne de bir Müslüman.

Satmanın bir sınırı yoktur. Siz satarsınız, şeytan önünüze satacağınız yeni insanlar çıkarır. Bu kez siz şeytanlaşırsınız ve durmadan satacak adam ararsınız. Bulduğunuzu satar, bulamadığınızda da herkese düşman kesilirsiniz.

Satar da satarsınız. Öyle bir gün gelir ki, etrafınızda satacak adam bulamazsınız. Çünkü bir zamanlar iman, ilim, irfan ve terbiyeniz ile kazandıklarınız bir bir yanınızdan yörenizden kaybolup gitmiştir. Aslında onları bir bir satmışsınızdır.

Etrafınızda kimseyi bırakmamış olduğunuzu anladığınız gün iş işten çoktan geçmiştir. Bir ömür boyu kazandıklarınızı bir çırpıda kaybettiğinizi anladığınız gün geriye de dönemezsiniz. İleri gidecek bir durum da söz konusu değildir artık.

Artık kısır döngü sizi esir alır. Kafanızı, kalbinizi ve ufkunuzu bir tek düşünce kaplar: Beni sattılar!..

Sattıklarınızı “Beni sattılar!” diye suçlama noktasına gelirsiniz. Aslında bu büyük bir yıkımdır. Kendiniz için, dostlarınız için, toplum için, millet için çok büyük bir yıkım. Ancak bu büyük yıkımdan haberiniz bile yoktur, ya da öyle gözükmeye çalışırsınız.

Aklınızdan bir kez olsun “Nerede hata yaptım” düşüncesi geçmez.

BOYUNLARA “HER ŞEY MÜBAHTIR” LEVHASI ASMAK

Faizci Bankaların insanımızın kafasına kazıdıkları “ihtiyaç…” sözü sizin de kendi beyninize kazıdığınız bir tabu haline gelir. Hayır!.. Bu söz eksik kaldı galiba! Kafanıza kazıdığınız o gibi sözler inanç dünyanızda –hâşâ- birer hakikat haline gelir. Bu sizin dininizi üç kuruşluk dünyalık için satmaya başladığınızın ilk işaretidir.

Bu nokta aslında imanen yıkılışınız, insanen çöküşünüzdür. Bedenen ayakta olmanızın sizin için herşey olduğuna kanaat getirirsiniz. Bu da yokoluştur. Bundan çıkışınız için tek yolunuz kalmıştır. O da Allah Teâlâ’nın size tevbe etme gücü vermesidir. Siz değişmeyi istemezseniz Allah Teâlâ da sizi değiştirmeyecektir.

Boyunlarına “her şey mübahtır” levhasını asanların kurtuluşu sadece Allah’a kalmıştır.

SATMAK İHANET, KAZANMAK SANAT VE SİLMEK MARİFETTİR

Satmak hainlerin işidir. Kazanmak her insanın işi. Silmek ise, imanın gereğidir. “Müslüman Allah için sever, Allah için buğz eder” hükmünün anlamı burada da karşınıza çıkar.

Silmek, hainlerle selamı sabahı kesme, hainlik uruna mahkum olanları bedenden kesip atma ameliyesidir. Bu ameliyata kalkışabilmek büyük iştir. Her babayiğit buna cesaret edemez. İşte en büyük mesele bu.

Geçmişin hatırası, nefsin ağır basması ve insana olan sevgi insanı engeller. Aslında bu düşünce insanın hem kendisine hem de silinmesi gereken insana büyük kötülüktür. Çünkü yanlışlarına devam etmekte ısrar eden adamları silmek kötülüklere gem vurmaktır.

İnsanları kendi menfaatleri için satan muhataba acımak gerçekte büyük hatadır. Nasihat ile yola gelmeyeni silmek, yani selamı sabahı kesip onu kendisi ile baş başa bırakmak en etkili yoldur. Onu günah ve yanlışlarını muhasebe etmeye yönlendirir.

Bir de insanları kazanmak sanat, satmak ihanet ve silmek marifettir!

ALLAH SATTIRMASIN, AMA SİLMEYE DE HER ZAMAN İZİN VERSİN!

Satmayı sevmem. Allah Teâlâ bana bu çirkinliği asla sevdirmesin. Silmekten de alıkoymasın. Çünkü silmek hata yapan ve hatalarını devam ettiren insanlar için büyük bir terbiye yoludur. Şiddetli bir tokattır.

Satmak yerine silmeyi tercih ederim. Sessiz sedasız ortadan kaybolmak, günahkarı günahı, haini de ihaneti ile başbaşa bırakmak en güzel yoldur. Tabii bunu ona hissettirerek yapmak en büyük ders olur. Sessiz sedasız kaybolmanın ne demek olduğunu pek çok kişi kavrayamaz.

Geçmişin hatırına size karşı yapılanı affedebilirsiniz. Geleceğin hatırına da. Ben de!.. Ancak dostumun bile teşebbüs ettiği ve işlediği günahlar için asla af yok. Yani toplumu ifsat edecek, dine zararı dokunacak tavırlara geçit veremem. Çünkü onu yapmak benim elimde değil. Kişi ancak kendisine yapılanları affeder. Bunda da aynı hatanın başkalarına da yapılma ihtimalinin ortadan kalkması şartı aranır.

Ben sizlere toplumumuzda gördüklerimi anlatmaya çalıştım. Fakat ne kadarını anlatıp anlatamadığımı siz takdir edersiniz. İnsanları Allah için kazanmak, onları yine Allah için silmek variken, sırf dünyalık için satmak neyin nesi? En yakından en uzakta olan insanlara kadar yaptığı her türlü ihanet karşılığında üç günlük dünyalıktan başka bir şey kazanabilecek adam var mı? Yok!

Bu ülkede büyük hayal kırıklığına uğradım. Batı Devletleri’nin yaptıkları her zulme alışmıştım. Çünkü onlar kafirdiler. Dinsizlerden her şeyi beklemem mormaldi. Ancak dini, imanı, ahlakı, terbiyesi, namusu olan insanlardan da her kötülüğü beklemeye mecbur muyum? Yani bu saydıklarıma sahip olanlar bir an için dinsiz, imansız, namussuz, şerrefsiz, ahlaksız, terbiyesiz olmak zorundalar mı?

Asla değil! Hem o saydığım vasıflar bir Müslümana asla yakıştırılamaz değil mi?

Bu arada bazen bu gibi insanları düştükleri çıkmazdan kurtulmaları  için bir çıkar yolun olmadığı ümitsizliğine düşüyorum. Allah ve O’nun Rasûlü’nün yasakladığı ümitsizliğe…

Neden mi?..

Sözlerimi patenti tamamen bana ait olan şu söz ile bitireyim:

Beni düşüneni ben de düşünürüm. Beni düşünmeyip kendisini düşüneni de düşünürüm. Ancak kendisini düşünemyenleri asla düşünemem. Çünkü onlar için elimden yapacak hiçbir şey gelmez!

Etraflarına kalın duvarlar örmüş olan insanlara ulaşmak kolay mı sanıyorsunuz?

Muhammed Mücahid Okcu

www.muhammedmucahid.com