Kılıçdaroğlu’nun politika hayatı artık bitti!

kilicdaroglu-nun-politika-hayati-artik-bitti-800x400

Adama “aday olacak mısınız?” diye soruyorlar.

O pişkin pişkin masal anlatıyordu. Kendimi sirkte zannettim desem yeridir.

Ne diyordu?

“Haziran’da seçimleri gerçekleştireceğiz. Haziran güzel ve aydınlık bir ay. Karanlığın az aydınlığın fazla olduğu bir ay. Kirazların bol olduğu bir aydır. Haziran iyilerin galip geldiği kötülerin yenildiği bir aydır…’’ Adam sadece “evet” veya “hayır” demesi yetiyordu.

Erken seçimi isteyen Kılıçdaroğlu’ydu. 31 Ekim 2017 tarihinde sosyal medya hesabında şunları yazıyordu: “Eğer yüreğin yetiyorsa gel, erken seçim yapalım! İktidarınız altında can çekişen millet iradesinini demokrasinin namusunu kurtaralım!”

Şimdi köşe bucak kaçma fırsatı arıyor.

KEMAL ADAY OLURSA İNTİHAR ETMİŞ OLUR!

Kemal Kılıçdaroğlu aday olamaz. “Cumhurbaşkanlığına adayım” dedi an siyasi hayatı biter. Siyasi hayatı bittiği anda dokunulmazlığı da biter. Dokunulmazlığı bitti gün de mahkeme mahkeme dolaşmaktan ve kodesi boylamaktan kurtulamaz.

Eskiden birileri koruyordu. Artık koruyup kollayanı da olmayacaktır. Çünkü kullanma tarihi de “adayım” dediği an bitecektir. Artık o ne Baronların, ne ABD’nin, ne de Avrupa’nın işine yarar. İşe yaramayanların akibetlerini biliyoruz.

Kılıçdaroğlu’nun akibeti de ötekilerden farklı olmayacaktır. Aday olursa, intihar etmiş olur.

SİYASİ HAYATI BİTTİ!

Kılıçdaroğlu’nun siyasi hayatı referandum günü bitti. Fakat bunları anlayamadı, ya da anlamamazlık ayağına yattı. O şimdi uzatmaları oynuyor. Vekilliğini biraz daha uzatabilmek için aday olmayacak. Vekil olup oyunu biraz daha uzatacak.

Onun planı bu. Çıkar yolu da yok! Ya aday olup intihar edecek, ya da bir kez daha vekil seçilip beş dakikalık bir uyatmayı daha oynayacak.

O İYİ BİR DARBECİ VE BLÖFÇÜDÜR

Aday olmayışının sebebi bu. Neden erken seçim istedi? Niye durup dururken kendi aayağına sıktı?

O blöf yapıyordu. Zaten CHP’nin başında bu kadar kalması, her seçim sonrası parti içi darbe ve blöf yapması sayesinde oldu.

Parti içi darbelerle yeniden genel başkan seçilmeyi garanti altına alıyordu. Blöf yaparak ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a küfür ve hakaret ederek de gündemde kalıyordu. Onun işi bu!

Ancak bu kez hakareti ile de, blöfü ile de şapa oturdu.

“Ben yine blöf yaparım, partililerim aklışlar. Erdoğan da blöfümü finoların havlamasına benzetir ve bana karşılık vermez. Ben de vaziyeti kurtarmış bir kahraman hissederdim kendimi” diye düşündü.

Dedik ya! Bu kez asla kalkamayacağı şapa oturdu. Ne kalkabilir, ne de rahat rahat oturabilir. Artık vaziyeti idare edebilecek kadar alan bile kalmadı. Kapana iyice sıkıştı.

ARTIK CHP’NİN BAŞINDA DA KALAMAZ!

Aday olsa kaybedecek. Olmasa yine kaybedecek. Kaç kez tekrarladık.

Başkasını Cumhurbaşkanı adayı gösterip kendisi milletvekili olarak meclise girdiği takdirde, bu kez parti içi muhalefetin elinden kurtulamayacak. Yine işi yaş.

EN İYİSİ JÜBİLE YAPSIN

O, kendisine bir iyilik yapıp mesleğinin doruğuna ulaşmış bir sporcu gibi jübile yapsın. Yani siyaseti, pardon politikayı bıraksın. Bu onun için en iyisi olur! Hiç değilse bugünden sonraki iradesinin namusunu kurtarsın. Kendi namusunu da.

O, “Eğer yüreğin yetiyorsa gel, erken seçim yapalım! İktidarınız altında can çekişen millet iradesinini demokrasinin namusunu kurtaralım!” diyordu ya! Onun istediği şekilde onun deyimine göre “demokrasinin namusu” kurtuldu. Ancak bu kez Kemal Kılıçdaroğlu’nun iradesinin namusu tehlikeye girdi.

DEĞER Mİ?

“Yalan, küfür, iftira, ihanet ve sahtekarlık üzerine kurduğu bir hayatı var!” Allah kimseyi bu duruma düşürmesin.

Kılıçdaroğlu boyuna kadar saplandığı hastalıkların hesabını ne kendisine, ne millete, ne de Allah’a verebilecek bir durumda şu an. Bundan sonra da kendisini değiştirmek için çaba harcamazsa, daha vahim bir tabloyu görmemiz mümkündür.

Şimdiye kadar kazandıkları yaptıkları ve işlediklerine değdi mi? Bundan sonra da yapacakları bütün kötülüklere bulaşması kazandıklarına değer mi?

Asla!..

Onun adı Kemal! Başka söze gerek var mı?