Kırmızı Çizgilerim

At izinin it izine karıştığı, kimin mü’min, kimin de münafık, fasık, kafir olduğunun belli olmadığı bir çağda yaşamanın hiç de kolay olmadığını biliyorum. Dünyevî olarak geleceğini düşünmenin, gelene ağam, gidene paşam demenin kahramanlık olmadığını da biliyorum. Üç günlük düya hayatı için herkesin, her şeyin önünde eğilen omurgasızlardan da nefret ediyorum.

İnsanlar gün geçtikçe ölümden çok daha fazla korkarlar. Ben de, ölmekten değil, Allah Teâlâ’nın huzuruna boş gitmekten korkuyorum. Çünkü ölüm bir çıkmaz sokağa girmek gibidir. Ne sağa, ne sola kaçabilirsin, ne de geri vitesine takabilirsin. Ölüm son durak!

O son durakta yerin ya cennet, ya da cehennem olacaktır. İşi şansa bırakmamak için dağarcığın dolu olarak gitmen gerek. Allah Teâlâ’nın emir ve nehiylerini uyacak, değerlerine sahip çıkacak, dost ve düşmanlarını bileceksin. Allah’ın ve kullarının hukukuna riayet edeceksin. Kırmızı çizgilerin olacak kırmızı!

Bu yüzden kollarımı makas gibi açıyor ve şöyle haykırıyorum:

Bana kurşun atanı affedebilirim. Yüreğime söz geçirebilirsem, babamın katilini de affedebilirim. Ancak Allah, Peygamber, Kitap, İslam, Müslüman ve Vatan Düşmanları’nı asla affedemem. Çünkü o dinsiz, imansız, ahlaksız, zalim, melun, bedbaht, akılsız, alçak ve şerefsiz insanları affetmeye ne iznim var, ne de lüksüm.

Bütün Kainat duysun! Herkesin kulaklarına küpe olsun!

İşte benim kırmızı, Allah’ın izniyle kıpkırmızı çizgilerim bunlar. Fakat bu altı kelimenin ifade ettiği mana, insan hayatının her bir parçasını içine alacak kadar geniştir. Muhayyile sahibi olan bunu hemen anlar.

Ve ben, Allah Teâlâ’nın verdiği onuru, Hakk’ın karşısında ‘vav’ gibi, başı öne eğik, halkın karşısında da ‘elif’ gibi dik durarak korumaya çalışıyorum inşaallah!

Muhammed Mücahid Okcu
www.muhammedmucahid.com