Kızlarını Okutmayıp Kadınlarını Erkek Doktora Teslim Edenler

kadinlarini-erkek-doktora-teslim-edenler-800x400

Bugün yine insanların kolayına kaçarak kendi kendilerine verdikleri yanlış bir fetvanın arka planını anlatmaya çalışacağım. Cinnet mustatilinin bazı insanların iliklerine kadar işlemiş olduğunu göstermek mecburiyetinde kalacağım.

Bu ruh hali ile sert, patavatsız, biraz da kırıcı olmam mümkün. Ancak bu durum, Allah’ın Kitabı ve Rasûlullah’ın Sünneti’nin dışına çıkacağım anlamını taşımaz. Günah işlemenin sevap, günah işleyenleri uyarmanın da günah sayılması için dikta ettirilen bütün ezberleri bozmaya çalışmak bizim vazifemizdir.

Kadın ve doktor konusunu dile getirmek istiyorum. Kadınların erkek doktor ve kafir hemşirelere bedenini gösterme ile ilgili konuları irdelemeye çalışacağım. Yapılması gerekenleri yapmayıp, sonra da günahın en büyüğüne kılıf arayanları bir güzel benzeteceğimi söylemeliyim. Düzeltilecek hiçbir tarafı olmayan süflî anlayışlara nasıl müsamaha gösterebilirim ki? Allah bunlara müsamaha göstermeme izin vereceğine canımı alsın, bu benim için daha hayırlıdır.

Neyse sadede gelelim.

Herkesin tanıdığı, bildiği bir grubun işledikleri bir büyük günahtan söz edeceğim size. Bu günahı işlerken girdikleri çıkmazları da gözler önüne sererek.

Merkezleri Türkiye’de olan bir grup. Türkiye’de takındıkları tavırları aynen Avrupa’da da gösteriyorlar. Bu tavırlarının birinci bölümünün bir kısmı doğru. Ancak gerisi boydan boya yanlış. Boydan boya günah, boydan boya ihanet kokuyor. Bunlar imansız değiller. Kurân ve Sünnet’ten de uzak değiller. Ancak yanlış saplantı ve fetvaların kurbanıdırlar. Kimden bir fetva koparırlarsa, o fetvayı Kur’an ve Sünnet’in önüne oturtuyorlar, hâşâ.

Müslüman ailelerin çocuklarını ecnebi veya ecnebi olmayan, ama dinsizliği aşılayan okullarda okutmamaları çok, ama çok güzel bir tavır. Yeri ve ülkesi de önemli değil. Böyle tavırları alkışlar, destekler ve gerekirse, onlara gelebilecek bütün tehlikelere göğüs gererim. Lakin aynanın bir de öteki tarafı var. Meselelerin arka tarafını da görmeyi başarıyorsanız, benim gibi müsamahasız, kızgın ve burnundan ateş soluyor olmamanız mümkün değildir.

OKUL KURMAK

Çapanoğulları diyarı Yozgat’ın büyük alimlerinden birinin “Dinime uygun bir okul bulun. Ben kızımı tıp doktoru yapmaya hazırım” dediğini devamlı anlatırdı rahmetli babam. Benim sözünü ettiğim o grup hem okullardan dert yanıyor hem -kız olsun, erkek olsun- çocuklarını okutmak istemiyor hem de dinsizliğin aşılanmayacağı okullar kurmak için yola çıkmıyorlar. Fakat öyle bir yanlış yapıyorlar ki, bu yanlışlarının karşısında cinnet getirmemek için çelikten daha sağlam bir kalp ve beyine sahip olmalısınız. Yoksa deliler hastanesinin müdavimi olmaya hazır olun. Allah korusun!

KIZLARDAN VAZGEÇTİK ERKEK ÇOCUKLARINI DA OKUTMUYORLAR

Türkiye’de içlerinde olmasam da, yakınlarında olduğum bu grubu Avrupa’da çok daha iyi tanıdım. Onlar kız çocuklarını okutmuyorlar. Anladık. Erkek çocuklarını da okutmuyorlar. Okutmak istemiyorlar.

Birçok Avrupa devletinde kız olsun, erkek olsun çocuklarınızı okula göndermeme hakkınız var, ama çocuklarınıza özel ders aldırdığınızı ispat etmelisiniz. Özel ders alarak üniversite bile bitirirsiniz. Sadece imtihanlara girerek sınıfı geçersiniz.

Bu vatandaşlar bunu da yapmıyorlar. Ne çocuklarını okula gönderiyor, ne de özel ders aldırıyorlar.

Bunun ötesinde bir yol daha var. İlkokuldan üniversiteye kadar okul kurmak. Bunu da yapmıyorlar. Dünyadaki nüfusu on üç buçuk milyon olan Yahudiler okul meselesi de dahil her istediklerini bütün devletlere kabul ettiriyor, ama biz sadece kendimize ihanet etmeye güç yetirebiliyoruz. Bunu ben hiç anlamıyorum.

Şimdi Türkiye’de büyük bir kitleye sahip olan bu grubun Avrupa Devletleri’ndeki takipçilerinin kızları okula gönderilmediği gibi, erkek çocukları da belli bir yaştan sonra okutulmuyor.

Kimin ne yapacağı, kendileri ve çocukları için ne düşündükleri ve düşünecekleri beni ilgilendirmiyor. Bana ne! Çocuklarını ister okutur, ister okutmaz. Ancak, bunu yaptıktan sonra, benim dinimin orasını burasını yontmaya kalkmaları beni sonuna kadar ilgilendiriyor. Kadınlarını erkek hem de dinsiz doktorların önüne yatırıp al bunun en mahrem yerini muayene et demek için fetva arayacaklarına kızlarını okutup kadınlarını o kızların ellerine teslim etseler olmaz mı?

Olmaz, çünkü meşakkatli bir yol öneriyorum da onunu için olmaz.

Bundan sonra gelen sorulara verdikleri cevaplarsa, beni sinirlendirmeye yetiyor.

ÇOCUĞUNU DOKTOR YAPMA, AMA KARINI ERKEK DOKTORLARIN İNSAFINA BIRAK

Yazının başından beri sözünü ettiğim grubun müdavimlerine doğrudan şu soru soruluyor.

“Kız çocuklarınızı okutup doktor yapmıyorsunuz, ama kadınlarınızı erkek doktorların önüne yatırıp en mahrem yerlerine bakma ve dokunmalarına nasıl izin veriyorsunuz?”

Cevapları hazır:

“O konuda fetva var!”

Bu sözleri ben dinsizlerden değil, “Allah’a iman ettim” diyenlerden duyuyorum ne yazık ki!

Adam kendi evladını okutup doktor yapmıyor, ama karısın ve doktor yapmadığı kızını kafir doktorun önüne yatırıyor. Bunu da ne kadar doğru veya yanlış olduğunu bilmediği bir fetvaya inanarak yapıyor.

Sadece onlar değil, bütün Müslümanlar bu sorunun muhatabıdırlar.

KAFİR KADIN DOKTOR VE HEMŞİREYE DE KADINLARIMIZ BEDENLERİNİ GÖSTEREMEZ

“Doktor için namahremlik yoktur”un kıymet-i harbiyesi çok kısa bir süresi olabilir. O da gerekenleri yapacak kadar kısa bir zaman dilimidir. Ancak bu asırlar süren bir izin değil. Erkek doktora, kafir olan erkek doktora bu izni veremiyeceğimiz gibi, dinsiz kadın doktor ve hemşire için de bir izin yok. Onlar da erkek doktor gibi muamele görürler.

Onların en azından gördükleri Müslüman Kadınların mahrem yerlerini başkalarına anlatmaları bile normal karşılanamaz. O yüzden kafirin kadınları da erkek doktor ve erkek hemşireler gibi kabul edilirler.

HASTA DOKTOR İLİŞKİSİNDE YAŞANANLAR

Kendi kızlarını okutup doktor yapmayan fertlerin kadınlarını teslim ettikleri doktorların o kadınlara yaptıkları tek tek anlatılabilinse ciltler dolusu kitap eder. Mesele o sahneleri yaşayanların ve bilenlerin anlatma cesaretini kendilerinde bulabilmeleridir.

Ben müsadenizle kaba bir cümle ile özetlemeye çalışayım. Sizler de gerisini kafalarınızda canlandırmaya ve olayın vehametini anlamaya çalışın lütfen. Böylece beni büyük bir dertten kurtarmış olursunuz.

Önündeki kadına her türlü cıvıklığı ve sarkıntılığı yapan, muayene etme bahanesiyle en mahrem yerlerini karıştıran, bazen de bilinçsiz hale getirdiği kadına tecavüz eden doktorlar var dersem, sanırım fotoğrafın gerisini tamamlamada zorluk çekmezsiniz.

İşte size ansiklopedik bir cümle! Gerisini siz tamamlayınız lütfen.

Kadınlarını erkek doktorların, dinsiz erkek ve kadın doktor ve hemşirelerin önüne yatıran ve bundan hicap duymayanlar bu sözlerimden alınacaklar. Bana diş bileyecekler. Nefesleri ateş olup burunlarından çıkacak. Bu konularda niye bu kadar söz ettiğimi sorgulayacaklar. Sözlerimin arkasındaki pozisyonumu sorgulayacaklar. Merak etmesinler, onlar için de Allah’ın izniyle cevabımız hazırdır.

Birincisi, 33 yılımı Avrupa Ülkeleri’nde harcadım. Yüzün üzerinde ırkın insanlarını tanıdım.

İkincisi, doktor olmasam da, tıp ile iç içe olan bir ailenin ferdiyim. Yıllarım hastane çevrelerinde geçti.

Üçüncüsü de mürekkep yalamış, yazan, çizen, araştıran ve sorgulayan biriyim.

Bıraksınlar da bu kadarına vakıf olayım yani.

BİR ÇOK KADIN BAŞINDAN GEÇENLERİ ANLATAMAZ

Kadının en mahrem yerleri ile ilgili şikayetlerde dahi, yani tıbbın tabiri ile kadın hastalıkları konularında erkek doktorların önüne yatmayı normal görenleri hiç konuşmuyoruz bile. Onların ar damarları zaten çatlamıştır. Kocaları da bunu mormal görürler. Onlara günahlara son verin deme hakkımız ve mecburiyetimiz var. Ama bunların dışındaki kadınların ar damarlarını çatlatmaya hiçbir kimsenin hakkı yok.

Doktor ile bir odaya girdikten sonra orada yaşananları anlatma cesaretini kendisinde bulan çok az kadın var. Önce dile düşmeyi göze alamazlar. En basitini veya en çirkinini yaşamış olsa bile, anlattıktan sonra başına gelecekleri düşünerek susacaktır kadın.

Kadını o doktora teslim eden koca, baba veya kardeş “Bu benim boynuzluluğumun sonucudur.” deyip kabullenecek mi, yoksa kadına töre cezası mı kesecek? Bunu kimse tahmin edemez. Bu yüzden de kadın susmayı tercih edecektir. Anlattıklarından sonra başına gelecekleri düşünerek susma konusunda kendisini haklı bulacaktır. Kimseye senin yüzünden ben bunları yaşadım deme cesaretini de gösteremez. Çünkü hiçbir kimse “Haklısın!” demez.

İmansız insanların arasından kaç düzgün insan çıkarabilirsiniz?

KENDİMİZLE TERS DÜŞTÜĞÜMÜZ ANLAR

İster Müslüman Toprakları’nda olsun, isterse Kafir Memleketleri’nde olsun, yapmamız gerekenleri yapmayıp sonra da kafamıza göre fetvalar bularak kendimizi günahtan kurtarma çabamız bizim imanî eksikliğimizi gösterir. Kur’an ve Sünnet’e savaş açtığımızı gösterir. Kendi kendimizle tenakuza düştüğümüzü gösterir.

Bir tek doktor konusunda değil, onlarca, yüzlerce konuda aynı durumdayız. Ahirette kendimizi ateşten nasıl kurtaracağımızı değil, dünyada işimizi nasıl yürüteceğimizin tasasını çekiyoruz.

Samsunlu, ama Almanya’da yaşayan bir genç var. Önce suçu işler, sonra benden veya bir başkasından fetva ister. Ben de çok iyi tanıdığım ve olayın vukû bulmuş olmasına göre fetva verme isteğimden dolayı yaşadıklarını sorarım. Ve bülbül gibi ötmeye başlar. Bütün yaptıklarını anlatır. Onun derdi benim verdiğim fetva ile kendisini temize çıkaracağına inanmaktır. Fetva var diye günah işleme hakkı mı olur?

Bu genç bizim insanımızın bir fotoğrafıdır. Kadınları en mahrem konularda erkek doktorlara teslim edenler de bu şekilde günahtan yırtmayı kafaya koymuşlar.

Başından beri anlatmaya çalıştığım tiplerle aramızda şu tür konuşmalar cereyan ediyor:

  • Çocuklarını okut!
  • Okullar Uygun değil.
  • Öyleyse istediğin gibi okullar açalım.
  • Ben karışmam!.
  • Kızını okutmadığın gibi , kadınını da en azından erkek doktora gönderme.
  • İşte o konuda fetva var.

Konuşmalar bu minval üzere devam eder hep.

Neye göre fetva var demeye kalkarsanız, “ortada zaruret var” cümlesini yüzünüze bir tokat gibi yapıştırırlar. Sen de hicap duyar ve seninkisi zaruret değil, ihanettir diyemezsin. O zaruret dediğin şeyi doğuran ana da, baba da sensin demeye utanırsın. Fakat o karısını onun bunun önüne yatırma konusunda zerre kadar utanmaz. Hicap duygusu taşımaz.

Bir yığın söz etmeyi başarmış olmama rağmen en çok zorlandığım bir yazı oldu. Utanç ile cinneti, vurdum duymazların ihaneti ile cehaletin esir aldığı insanların yaptıkları işkenceyi bir arada yaşadım. Ancak bu konuyu da dört ucundan tutup dehlizlerin karanlığından aydınlığa çıkartmalıydım. Medyada en azından bir özeti yer almalıydı.

Anlatmalıydım, çünkü sonu ölüm olan bir hayatın değerinin bir kuruş etmediğini, amellerimizin de cenneti kazanmaya yetmeyeceğini düşünen biri olarak anlatmalıydım. Devamlı kendisiyle kavga halinde olan bir insan olarak bu vebalden de az çok kurtulmak için anlatmalıydım. Umarım gereğini yapabilmişimdir.

Elimizle yapamadığımız cihadı bari dilimizle yapmış olalım ki, Allah’ın azap ve gazabından kurtulma ümidimiz olsun. Cihadın farz-ı ayin olduğu bir dönemde yanlışları, eksiklikleri, ihanetleri yazarak dile getirmekle vazifemizin ne kadarını ifa ettiğimizi bir Allah bilir.

Allah hepimizi affetsin!

Selam ve dua ile

Muhammed Mücahid Okcu

www.muhammedmucahid.com