Kur’an Okudukları Halde Traş Olanlar Öldürülür Mü?

inkarcilar-bozguncular-hadisini-tahrif-ettiler-800x401

Kur’an ve Sünnet İnkarcıları hadisleri tahripte, inkarda ve yeni hadisler uydurmakta maharetlerini sergilemeye devam ediyorlar. İşlerine gelmeyen hadisleri tahrif ederek inkar etme konusunda epey mesafe katettiler. Orasını burasını yontarak Nasrettin Hoca’nın Kazı’na çevirmeyi başardıkları hadiserle insanımızın imanını çalmayı da çok iyi biliyorlar. Aynı ihaneti Kur’an’a da yaptılar, yapmaya da devam ediyorlar.

İşte Kur’an ve Sünnet İnkarcıları’nın 21. asırda uydurdukları hadislerden biri:

“Kur’an okudukları halde traş olanları öldürün.” [4816-Buhâri-Müslim-Muvatta-Nesâî-Ebu Dâvud] Bkz. Kur’an-4/93 5/32 (1)

İftiraları inandırıcı olsun diye hadisin Kütüb-i Sitte’deki  numarası olan 4816’yı ve iki ayet numarasını da eklemeyi unutmamışlar. Okumadan inanacak olanları imanlarından edecek tuzaklar genellikle böyle hazırlanıyor.

Bu insanın nutkunu durduran bir ihanet. Noktası ve virgülüne kadar yalan, iftira ve insanlık dışı bir tavır. Kendisini, Allah Teâlâ’nın çıkardığı halifelik makamından alıp çukurun ta dibine indiren bir hareket. Aşağılığın en aşağısına kendini mahkum eden bir zihniyet.

Tahrif, ihanet, inkar, gözden düşürme, uydurma diye suçlama ve sonunda insanların imanlarını çalma gayreti. Onlara itiraz ettiğinizde işte aldığımız cevap:

“Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler.” (2 Bakara 11.)

KÜFRÜ AŞİKAR OLAN MELUNLUK!

“Kur’an okudukları halde traş olanları öldürün.” diye bir hadis yok. Ancak dinsizliğin ta dibine oturmuş olan bir zihniyet var. Bu kadar da olur mu dedirten bir düşmanlık var.

Bunları kafirler yapsalar anlarız. İslam Hukuku’nun gerekli maddelerini çalıştırır ve de gereğini yaparız. Ancak bu ihaneti yapan, savunan ve hiç okuyup araştırmadan yayınlayanlar bizim adımızı taşıyorlar. Sözde bizden gözüküyorlar. Sözde bu adamlar, Kur’an’daki İslam’ı bize anlatıyorlar(!) Durun ifsat etmeyin dediğimizde “Biz ancak ıslah edicileriz!” diyerek yalan üstüne yalan söylüyorlar.

HADİSİN GERÇEK METNİ

(4816)- Ebu Said el-Hudri ile Enes İbn Malik’den (rivayet edildiğine göre) “Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

“Ümmetimde ihtilâf ve ayrılıklar meydana gelecek. (Onlardan) bir grup lafıyla güzel, ameliyle kötü olacak. Bunlar Kur’ân’ı okuyacaklar, ancak köprücük kemiklerinden aşağı geçmeyecek. Bunlar, dinden tıpkı okun avı delip geçmesi gibi çıkarlar. Onlar, ok, kirişine dönmedikçe bir daha dine geri gelmezler. Bunlar mahlukatın en şeriridir. Onları öldürene ve onlar tarafından öldürülene ne mutlu! Onlar insanları Kitabullah’a çağırırlar, fakat Kitap’tan zerre kadar nasipleri yoktur.”

Yanında bulunan Ashab: “Ey Allah’ın Resûlü onların alâmeti nedir?” diye sordular da: “Saçlarını kökten tıraş etmeleridir” buyurdu.”(2)

Sözünü ettikleri hadis bu olmalı. Uydurdup hadis diye servis ettiklerinin antında bu hadisin numarası var.

İşte ihanetlerini belirleyen diğer hadisler:

(4815)- Süveyd İbnu Gafle (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ali (radıyallahu anh) dedi ki: “Ben size Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ dan bir hadis söyleyince, Allah’a yemin olsun  Aleyhisselâtu vesselâm’ın söylemediği bir şeyi söylemektense gökten atılmayı tercih ederim. Ancak benimle sizin aranızda cereyan eden şeyler hakkında konuşunca, bilesiniz harp hiledir. Zîra ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)‘ın şöyle söylediğini işittim:

“Ahirzamanda yaşça küçük, akılca kıt birtakım gençler çıkacak. Yaratılmışın en hayırlısının sözünü söylerler, Kur’ân’ı okurlar. İmanları gırtlaklarından öteye geçmez. Okun avı delip geçtiği gibi dinden çıkarlar. Onlara nerede rastlarsanız onları gebertin. Zîra, onları öldürene, kıyamet günü, Allah’ın vereceği ücret var.”(3)

(4817)– Hz. Enes’ten gelen bir rivayette (Resûlullah şöyle) buyurmuştur: “Onların alâmeti tıraş ve saçın yolunmasıdır. Onları gördüğünüz zaman öldürün.”(4)

Ebû Saîd el-Hudrî (R) şöyle demiştir: Biz Rasûlullah’ın yanında bulunuyorduk. Kendisi de ganimet taksimi yapmakta idi. Bu sırada yanına Zu’1-Huveyrisa (denilen bir kimse) geldi. Bu, Temîm oğullarından bir adam idi. Bu adam:

“Yâ Rasûlallah! Adalet et,” dedi. RasûluIIah (S):

“Sana veyl olsun! Eğer ben adalet etmezsem kim adalet eder? Eğer ben adalet etmezsem (sen âdil olmayan bir insana tâbi’ olduğun için) muhakkak eli boş kalmış ve ziyan etmişsindir” buyurdu.

Bunun üzerine Ömer:

Yâ Rasûlallah! Bana bu herîf hakkında izin ver de onun boynunu vurayım, dedi.

RasûluIIah:

“Onu bırak! Onun birtakım avenesi vardır ki, sizden biriniz onların namazı yanında kendi namazını onların oruçları yanında, kendi orucunu muhakkak küçük görecek. Onlar Kur’ân da okuyacaklar. Fakat Kur’ân onların köprücük kemiklerinden öteye geçmeyecek. Onlar okun avdan (delip) çıktığı gibi İslâm’dan çıkacaklar, (avı delip geçen) okunun demirine bakılır, orada kan nâmına birşey bulunmaz. Sonra okun yaya giriş yerine bakılır, orada da birşey bu­lunmaz. Sonra okun ağaç kısmına bakılır, orada da birşey bulunmaz. Sonra okun yelesine -tüyüne- bakılır, orada da birşey bulunmaz. Ok, avın işkenbesi içindeki şeylere ve kana girip çıkmış, fakat onlardan hiçbirşey oka yapışmamıştır. Onların alâmeti iki pazusundan biri kadın memesi gibi yâhud öteye beriye gidip gelen büyük bir et parçası gibi olan siyah bir adamdır. Onlar insanlar (müslümânlar) arasında bir ayrılma olduğu zaman ortaya çıkarlar” buyurdu.

Ebû Saîd şöyle dedi: “Ben bu hadîsi Rasûlullah’tan işitmiş olduğuma şehâdet ediyorum. Ve yine şehâdet ediyorum ki, Alî ibnu Ebî Tâlib, ben de maiyyetinde iken bunlarla kıtal yapmıştır. Alî bu hadîste tavsîf edilen adamın aranmasını emretti. Adam arandı, neticede bulup getirildi. Hattâ ben ona baktım ve Rasûlullah’ın yaptığı tavsîf üzere olduğunu gördüm.” (5)

Ebu Said, bu konuda gelen hadilerde belirtilen bozguncuların liderlerinin özellikleri ile Hz Ali (r.a.) zamanında yakalanan bir fitnecinin özelliklerinin aynı olduğunu tesbit etmiştir.

“ALAMET” KELİMESİNİ BİLMEYEN SÖZDE İLİM ADAMLARI

Rasûlullah (s.a.v.) ashabına, “Fitne, fesat çıkarıp, mü’minleri katleden sapıkları öldürün” diye emir eviryor. Ancak zamanımızın Kur’an ve Sünnet Düşmanları kafirlerin bile teşebbüs edemeyecekleri bir dinsizliğe teşebbüs ederek “Kur’an okudukları halde traş olanları öldürün.” diye hadis üretebiliyorlar.

Hadisteki o öldürülmesi emredilen güruh için “Onların alâmeti (başlarını) kazımak suretiyle tıraş olmalarıdır.” cümlesini alıp “Kur’an okudukları halde traş olanları öldürün.” diye hadis uydurmak en basitinden dinsizlik değil mi?

HADİSLERİ İNKAR ETTİRDİKLERİ AYETLER

“Kim bir mü’mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.”(4 Nisa 93)

Yukarıda verdiğimiz hadislerde, mü’minleri kasten öldürün diye bir emir var mı? Yok! Öle ise gelelim ikinci ayete.

“Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitapta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir.” (5 Maide 32)

Bu ayeti de yine yularıdaki hadisleri inkar ettirmek için kullanmışlar. Fakat yine tutturmamışlar.

Şimdi biz soralım: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarma karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür.” değil mi? Buraya bir nokta koyalım ve ikinci bir soruya geçelim:

Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olarak öldürürse, o sanki bütün insanları yaşatmış olur değil mi? “Evet” diyorsanız biz de fitne ve fesat çıkaranları, mü’minleri katledenleri de öldürebiliriz değil mi?.

İtirazınız var mı? Yoksa artık size susmak düşer. İtirazınız varsa okumaya devam edin.

İNKARCILARI, BOZGUNCULARI VE KATİLLERİ ÖLDÜRMEYİ EMREDEN AYETLER

“Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.” (5 Maide 33)

Açmadı mı, yani amlamadınız mı? Öyle ise okumaya devam lütfen.

“Fitneden eser kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır.” (2 Bakara 193)

Hâlâ kafalarınız basmadı ise, bu ayeti okuyun.

“Siz de, ortalıkta hiçbir fitne kalmayıp din tamamıyla Allah’ın dini oluncaya kadar onlarla cihad edin! Eğer vazgeçerlerse, muhakka ki Allah yaptıklarını görür.” (8 Enfal 39)

İnkarına karar verdiğiniz hadislerin altına sanki, Kur’an’a tersmiş gibi bir iki ayet numarası yazmanız inkarınızı haklı göstermez. Ancak bazı insanların ya imanlarını çalar, ya da kafalarını karıştırırsınız. Fakat bu konudaki hadisler sizin çenenizi kapatmamızı bize etmrettiği için inkara kalkıştığınızı ispat ediyor sanırım.

Bu da emir aldığınız küfür ülkelerinden birisinin eski başkanlarından Harry S. Truman’ın tetikçilerine verdiği emirdir: “İnsanları ikna edemiyorsanız, kafalarını karıştırın.” İnsanlardan olan şeytanların etkili bir takdiği bu. Siz de aynısını yapıyorsunuz dersem, alınmazsınız değil mi?

İNKARCILARIN TAHRİF METODU

Bunlar önce hadisleri tahrip edip yeniden bir hadis uyduruyorlar. Uydurdukları zırvalarla sünneti önce inkar ediyorlar. Sonra uydurdukları zırvaları alıp “İşte Kur’an’a aykırı hadisler” diye servis ediyorlar. Bu vahim teşebbüs de yetmiyor ve uydurdukları hadisin, pardon zırvanın altına bir iki tane ayet numarası kaydediyorlar. Böylece hem ihanetleri katmerleşiyor hem de kendilerini ihanetlerini ispat etmiş sayıyorlardı.

Yaptıkları düpedüz dinsizlik. Bana kızacaksınız, ama hadisten “Onların alâmeti (başlarını) kazımak suretiyle tıraş olmalarıdır.” cümlesini alıp “Kur’an okudukları halde traş olanları öldürün.” diye hadis uydurmak en basitinden dinsizlik değil mi?

Bu şekilde tahrif ederek yeniden uydurdukları yüzlerce hadis, pardon zırva biliyorum ben. “Vur, kaç takdiği” ile savaş kazandıklarını sanıyorlar. Bu savaş sadece Allah Düşmanları’nın işine yarıyor. İsmi bizden olan tetikçilere de bir kaç güzel gün, bir kaç kuruş ve CIA’in basıp dağıttığı kitaplarının verdiği geçici sarhoşluk kalıyor. Sonunda da leşleri inkar ettikleri dinin musalla taşına geliyorlar. Ne acıklı bir son!

İNKARCILAR KENDİLERİNİ EMNİYETE ALMAYA MI ÇALIŞIYORLAR?

Savaş ile olan hadisleri inkar ettikleri gibi, ayetleri de ya yanlış mana vererek ya da görmeyip üzerlerini örterek inkar ettiklerine şahid oluyoruz. Bu da şu soruyu akla getiriyor:

Kur’an ve Sünnet İnkarcıları kendilerini mi emniyete almaya çalışıyorlar? Yaptıkları, söyledikleri ve yazdıkları ile Rasûlullah (s.a.v.)’in haber verdiği ve öldürülmelerini emrettiği sapık fırkalardan farksız olduklarını mı anladılar? Yaptıklarından dolayı kendilerini suçlu mu hissediyorlar?

Neyse ne, ama bunlara gerçek adlarını ve Allah’ın hükmünü hatırlatmak gerekiyor. Bu elzem bir konu.

Fitne katlden beterdir. Onlar benim dinimi azar azar yoketmeye yemin etmişler. Hergün, bir kaç ayet, bir kaç hadis inkar ederek kafirlere hizmet ediyorlar. Biz de Allah Teâlâ’nın dinine hizmet etmek zorundayız.

Muhammed Mücahid Okcu

www.muhammedmucahid.com

KAYNAKLAR:

(1) Uydurdukları hadisin altında işte bunlar yazılı: (4816)Buhâri-Müslim-Muvatta-Nesâî-Ebu Dâvud] Bkz. Kur’an-4/93 5/32

(2) Müslim, zekat 149; Ebu Dâvud, Sünnet 31, (4765); Ahmed b. Hanbel, II, 197; Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 15/587-588.)

(3) Buhârî, Fezâilu’l-Kur’ân 36, Menakıb 25, İstitâbe 6; Müslim, Zekât 154, (1066); Ebu Davud, Sünnet 31, (4767); Nesâî, Tahrîm 26, (7, 119)

(4) İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/495.

(5) Buhâri, Fezailu’l-Kur’ân 36, Menâkıb 25, Edep 95, İstitabe 6, 7; Müslim, Zekât 143-148, (1064); Muvatta, Kur’ân10, (1, 204, 205); Nesâî, Zekât 79, (5, 87). Tahrîm 26, (7, 119)