Kur’an ve Hadis İnkarcılarına Son Çağrı

kuran-ve-hadis-inkarcilarina-son cagri-800x400

Size son etapta, yani bugünkü patronunuz CIA diyorum. Sonuna kadar da söyleyeceğim. “Bunu bilmiyorduk” ya da “Sen yalan söylüyorsun. Bizim bizden başka patronumuz yok” demeden önce CIA raporlarına bir göz gezdirin. Özellikle de “Sivil Demokratik İslam” (Civil Democratic İslam) başlığını taşıyan rapora iyi bakın. Baştan sona kadar okuyun.

O rapor bile başlı başına sizi anlamaya yetiyor.

Verilen emirler…

Önerilen taktikler…

Arka çıkmalar…

Verilecek maddi destekler…

Öngörülen kayırmalar…

Kimi kime düşman edecekleri…

Kime karşı kime yardım edecekleri…

Kimi tutup ayağa kaldıracakları…

Kimi de tutup yere indirecekleri…

İslam Düşmanlığı yapma adına daha çok şey var.

Uzun sözün kısası herşeyi düşünmüş ve plan haline getirmişler.

Bunları ve daha başka rapor ve planları gördükten sonra size, başta ABD olmak üzere ne kadar Allah Düşmanı varsa, siz onlara çalışıyorsunuz dersem yanlış mı olur?

Asla!..

Çünkü hepiniz, bilerek veya bilmeyerek kafirlere çalışıyordunuz. Bunu sizin de bildiğinizden eminim.

Fakat bir ihtimal dahilinde bilerek veya bilmeyerek Allah Düşmanları’na çalışıyorsunuz, diyorum. Bunu da hakketmediğiniz halde bir iltifat sayın kendiniz için. Çünkü ben Allah Düşmanlarına iltifat etmem. Eğer sizlere iltifat edersem, bu benim kendimi inkar olur.

En iyisi sizler kafirlere çalışıyorsunuz demeliyim. Aslında ilmi ferasetiniz size bunu benden önce size haber vermesi gerekir. Tabii o ferasete sahipseniz.

CIA raporlarından yeri geldikçe söz edeceğiz. Zaten birçoğunuza bu raporlardan bahsettim. Ancak hiç de etki etmedi. Yani hoş karşılanmadım. Bilakis hakaretlere varan tepkilere maruz kaldım.

Bu sizlerin Kur’an ve Hadis Düşmanlıklarınıza sessiz kalacağım anlamına gelmez.

Açıkçası sizler Kur’an ve Sünnete ne de kadar düşmansanız ben de size o kadar düşmanım. Bunu asla unutmayın!

Sondan başa doğru yürüyorum dedim.

Son Patronunuz CIA demiştim.

Bir önceki patronunuz Yahudi-Hıristiyan-Şia İttifakı’dır.

Bir çoğunuz, İran’a gidip oradan emir aldınız. Herbirinize ne ve nasıl yapacağınız öğretildi.

Çeşitli ulufelerle geri döndünüz.

Dönüşte ne kadar Allah Düşmanı, Peygamber ve Sahabe düşmanı şii varsa, onların saçmalıklarını ilim kabul edip yaydınız. Fakat hiçbiriniz, bizler menfaatimizin gereğini yapıyoruz deme lütfunda bulunmadınız.

Sünnî olarak çıktığınız İran yolculuğundan Şİİ olarak geri döndünüz.

Üç günlük;

– Servet

– Şöhret ve,

– Şehvet uğruna Kur’an ve Hadis’e savaş açtınız.

Beş kuruşluk ilim ile Sünneti inkar ve Kur’an-ı Kerim’i tahrife kalkıştınız.

Hayır biz bunları yapmadık, diyecek kadar cesareti olanınız varsa, bir adım öne çıksın.

Yahudi-Hıristiyan-Şia İttifakı’ndan önceki patronunuz Batı’da kurulan Yahudi-Hıristiyan İttifakı idi.

Onlar önce Yahudi ve Hıristiyanlar’dan oluşan bir Kur’an ve Hadis İnkarcısı grup meydana getirdiler. Onlar bir inkarcılık havuzu oluşturdular. Fakat bu Müslümanlar arasında rağbet görmedi. Çünkü onların adı Goldziher, Sprenger, Dozy, Gib, Weil isimlerdi. Yani bizden değillerdi.

Batı, bunu anladığı gün düğmeye bastı ve metod pardon kılık değiştirdiler.

Rotayı değiştiren Allah Düşmanları ismi bizden, ama cismi onlardan olan sizleri türettiler.

Bütün fikirleriniz İslam Düşmanları’nın tezgahında üretilmiştir. Size düşen görev onların emirlerini yerine getirmekti. Onların piyonu ve maşası olmaktı vazifeniz.

Sonra bu Avrupa’da kurulan Yahudi-Hıristiyan İttifakı bir adam üretti. Tam da sizin baş tacı edeceğiniz bir adam. Adına da “Mahmut Ebu Reyye” dediler! Görünüşe göre o da bizim ismimizi taşıyordu. Fakat o ne ismiyle, ne de cismiyle bizden biriydi. Bir isim bulmuşlardı, ama cisim yoktu. Anlamayanlarınız için tekrar edeyim. Adı vardı ama kendisi yoktu.

Fikirleri de Avrupalı Yahudi ve Hıristiyan müsteşriklerin fikirlerinin bir derlemesiydi. Bir de Şiiler ve Kadiyanilerin.

Ama sizin gibi alim müsvettesi olan kişiler verileni yuttular. Hepiniz ya yuttunuz, ya da cebiniz imanınıza galip geldi. “Hayır” diyorsanız eğer, hadi doğrusunu siz söyleyin. Birincisi mi doğru, ikincisi mi?

Hangisi doğru olursa olsun, asla önemli değil. Ancak sizler tarihte olmayan bir adamın kuyruğuna yapışmayı ve ona mal edilenlere balıklama dalmayı ilim zannettiniz.

İşte bu sizsiniz. Çok çok açık bir şekilde söylemem gerekirse, Davul sizin sırtınızda, çomak ise Allah Düşmanlarının ellerinde. Başka bir deyişle, onlar çalıyor sizler oynuyorsunuz. Bir başka deyiş ile de onlar yazıyor, sizler de okuyorsunuz.

Yazıklar olsun sizlere!..

İlk dönem efendileriniz Mu’tezile, Şia ve Haricîler’dir.

Mu’tezile’nin bir kısmı Sünneti ilim olarak kabul ederken diğerleri Sünneti reddetmişlerdir.

Onlar daha çok akla dayanmışlardır.

Kur’an ayetlerini de aklı esas alarak yorumlama yolunu benimsemişlerdir.

Şia’nın bir kolu olan Zeydiyye diğer Şia fırkalarının görüşlerine katılmaz ve Sahabe’den gelen rivayetleri kabul eder.

Diğer Şii gruplar Hz. Ali (r.a.)’nin imamet hakkını gaspettikleri gerekçesiyle Sahabe’nin ekseriyetini tekfir etmişlerdir. Sahabe’nin adalet sıfatını kaybettiğini ileri sürerek onlardan gelen rivayetleri kabul etmezler.

Şia’nın İmamiyye Fırkası’na göre masumlar, yani imamlar silsilesiyle gelmiş olan rivayetler kabul edilir. Hatta bu rivayetlere muhalefet etmek laneti muciptir.

Hariciler, başta Hz. Osman ve Hz. Ali olmak üzere Cemel ve Sıffîn vakalarına karışanları, Tahkim olayına iştirak edenleri ve buna razı olanları tekfir etmişler ve bunların rivayet ettiği hadisleri reddetmişlerdir.

Bunlar, Kur’an’a aykırı kabul ettikleri rivayetleri de kabul etmemişlerdir.

Bu dönemde Hadis’i/Sünnet’i reddetme konusundaki tavırlar tepkiseldir. Bu tepkide ilmî değil nefsidir. Bu tepkiler, hakikat anlatılınca yerini sükuta bırakmıştır.

Fakat bu fırkaların ilme değil, nefse ve boş tepkiye dayanan Hadis Düşmanlığı bugün gerçek ilimmiş gibi sunulmaktadır.

Fakat sizler bütün Allah Düşmanları’ndan daha bir inkarcı kesildiniz. Onlardan daha bir dinsiz gibi davranmaya başladınız.

Niye?

Sizi sondan başlayarak başa doğru anlatmaya çalıştım.

Sizler de bu yazıyı ya da Kur’an ve Hadis İnkarcılığının Tarihi’ni baştan sonra doğru okuyunuz. Hakikati bulmak için çaba sarfedin.

Sizler çok, ama çok ileri gittiniz. CIA’in ve ortaklarının verdikleri üç beş kuruş, makam ve mevkii ve dahi sırsınızı sıvazlamaları ile Allah, Peygamber, Kur’an, Sünnet, Din, ve Müslüman düşmanı kesildiniz.

İŞTE SON ÇAĞRIM

Üç kuruşluk menfaat ve üç günlük dünya için bu kadar alçalmaya gerek yok. İnsanî değerlerinizi sıfırlamaya da gerek yok. İmanı imansızlık ile değişmeye hiç gerek yok.

Sizi kendinizi ve değerlerinizi hatırlamaya ve düşmanlıktan vazgeçmeye çağırıyorum. Susmaya çağırıyorum. En azından küfre maşa olmamaya çağrırıyorum. İnsan olmanın gereğini yapmaya çağırıyorum.

Sizlerden çok şey mi istiyorum? Bu çağrıma kulak vermeniz çok mu zor?

Siz bütün bunları ne için yapıyorsunuz? Gayeniz hakkı ortadan kaldırıp yeryüzüne batılı hakim kılmak mı? Amacınız servet mi, şöhret mi?

Ne istiyorsunuz Allah’ın Dini’nden, ne?

Bu size son çağrımdır. Seçim sizin.

Rasulullah (s.a.v.) buyurdular ki:

“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân 78. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17)

Ben de hangisi ile Kur’an ve Sünnet Düşmanlığına son vermeyi başarabilirsem onu yapacaağım.

Muhammed Mücahid Okcu