Kur’an Ve Hadis İnkarcılarının Vazifesi Dinsizleştirmek Ve Kafa Karıştırmak!

inkarcilarin-vazifesi-dinsizlestirmek-ve-kafa-karistirmek-800x400

Görünüşe göre hüküm verenler için… Anlattıkları konuları bilmeyenler için… Vermek istedikleri mesajı kavrayamayanlar için… Konuşmalarının arka planlarını göremeyenler için… Konuştukları her söz, kelime ve harfin kimlere ait olduğunu bilemeyenler için… Bir de Kur’an ve Sünnete, geniş manasıyla İslam Dini’ne atılan okların geldiği yönü takip edemeyenler için Kur’an ve Hadis İnkarcıları birer dört dörtlük insanlardır. Kükremeleri, salvoları, Müslümanmış havası vermeleri insanları kandırıyor.

Yukarıda saydıklarımın dışında kalanlar insanlar için de inkarcılar birer İslam Düşmanı ve birer ajandırlar.

Benim için bu adamlar Allah Teâlâ’nın yarattığı en adi mahluk ne ise, bunlar o mahluktan milyon kat daha adi, daha alçak, daha çukur mahluklardır. Kimsenin hatırı için ne düşündüğümü saklayacak değilim. Aksine sonuna kadar haykırmak zorundayım. Bu benim vazifem. Hiçbir kimse beni bu vazifemi yapmaktan alıkoyamaz.

Bu adamların birçoğuna yalvardım, yanlış yolda olduklarını söyledim. Başkalarının kayığına binmelerinin hiçbir iyi getirisi olmadığını anlattım. Fakat kimse kulak vermedi. Çünkü onların büyük(!) vazifeleri var.

İNKARCILARIN VAZİFESİ DİNSİZLEŞTİRMEK, DİNSİZLEŞTİREMEDİKLERİNİN DE KAFALARINI KARIŞTIRMAK

Bu adamlara efendileri tarafından verilen vazife, Müslümanları dinsizleştirmek, dinsizletiremediklerinin de kafalarını karıştırmaktır. Bu emir şu an itibariyle CIA ve diğer patronları tarafından veriliyor.

Bütün Kur’an ve Hadis İnkarcıları ABD’nin Eski Başkanı Harry S. Truman “İnsanları ikna edemiyorsanız, kafalarını karıştırın” emrini yerine getirmek için her şeyi yapıyorlar.

YAPTIKLARININ VE YAPACAKLARININ HEPİSİ CIA RAPORLARINDA YAZILI

Hayal gördüğümü veya masal anlattığımı söyleyecek bir tek insanoğlu varsa, önce karşıma dikilip adam gibi yüzüme söylesin. Ben her hal ve ortamda söylüyor ve söylemeye de hazırsam, onlar da hazır olsun ve çıkıp karşıma konuşsunlar. İçlerinde yürekli adamlar varsa.

Kaçak dövüşen veya vur kaç oyunu oynayanlardan nefret ederim. Bu nefretim dünyadan da dünyadalilerden de büyüktür.

Var mı bir babayiğit karşıma çıkıp “sen doğruları bilmiyorsun… Senin CIA raporlarından asla haberin yok… Sen bizleri tanımıyorsun” diyebilecek? Yaptıklarından ve kendinden emin bir tek adam var mı?

Varsa, bir adım öne çıksın lütfen!

SERVET, ŞÖHRET VE ŞEHVET

Bu adamların ne Kur’an, ne Sünnet, ne ilim dertleri var. Onların dertleri servet, şöhret ve şehvete ulaşmak.

Biraz zor bir cümle mi kurdum? Öyle ise biraz açayım.

Akademik kariyerleri ne olursa olsun, bu adamların amaç, gaye, vazife ve dertleri asla ilim değildir. Bunu celladın kılıcının soğukluğunu ensemde hissetsem de sesim bile titremeden söylerim.

Bir amele ne için çalışıyorsa, bir memur niçin gün boyu bürosunda olmak zorundaysa, bir çoban ne için yaz kış koyunlarını otlatmak zorundaysa, Kur’an ve Hadis İnkarcıları da o yüzden inkarcılık yapmak zorundadır.

Yani onların İslam düşmanlıkları servet, şöhret ve şehvet içindir. Bu argümanlar veya hedefler ellerinden alınması halinde herbirisi bir yere dağılır. İnkara devam edecek olanlar da dinsizliklerinden dolayı inkara devam edeceklerdir.

Şehvet derken aklınız başka yerlere kaymasın. Bir adamın servete, şöhrete duyduğu özlemlerin adı şehvettir.

Bir başka ifadeyle bu üçü iç içe geçmiş yıkıcı vasıflardır. Bunlardan birini safdışı etmek isteseniz veya safdışı ettiğinizi sansanız bile ancak kendinizi kandırırsınız.

Bizdeki inkarcıların düştüğü çukur işte burası. Şehvet, servet ve şöhret arzularını dizginleyemiyor olmaları.

BATI BİR MAFYADIR, İNKARCILAR DA TETİKÇİLERİ

Varsa çevrenizdekileri veya dünyadaki mafyaları göz önüne getirin. Batı, yani İslam Düşmanları bir mafyadır. Hem de en acımasız ve en alça bir mafya. Din konusunda da aynıdırlar. İnsanlık konusunda da. Bizdeki inkarcılar da o mafyanın tetikçileridir.

Tetikçi olmadıklarına bizleri inandırmaya çalışmalarının bir anlamı yok. Ancak kendilerinin konumlarının ne olduğunu bilmeseler bile, “yaptıklarımız kimin işine yarıyor” diye sormaları halinde yanlış yolda olduklarını göreceklerdir. Neticede “gerçekten bizler din düşmanlarının ajanıymışız” deme noktasına geleceklerdir.

Yok eğer, “Hâşâ, bize iftira ediyorsunuz. “Bizler Kur’an’cıyız!” Kur’an yolunda yürüyenlere siz nasıl “tetikçi” yaftasını yapıştırıyorsunuz” diyenler var mı? Varsa, onların bir adım beri gelmelerini isteriz.

Hepisinin alnında tek tek “tetikçi” yazmıyor olabilir. Bazıları tetikçi olduklarını bilmiyor olabilirler. Bazıları da ameliyat masasında uyutularak bu zehire maruz bırakılmış olabilirler.

Ne olursa olsun, hiçbir şey onların masum olduğunu göstermez. Aksine yaptıkları işi sorgulayıp kime ve neye hizmet ettiklerini bulma gayreti içerisine girmedikleri için daha fazla mesul olacaklardır. Daha fazla ihanetin içine girmiş olacaklardır.

Bu durumda onlara “mafya tetikçisi” demek çok çok basit kalacaktır.

YA SUSARLAR, YA DA BEDEL ÖDERLER!

Bu ülkede istedikleri yerde, istedikleri şekilde konuşuyor, Kur’an ve Sünnet’e karşı her türlü ihaneti yapabiliyor olmaları onların ne haklı olduklarını gösterir ne de güçlü.

Aksine pervasız ve iplerinin birilerinin elinde olduğunu gösterir.

Bedel ödemeye gelince… Bunun iki boyutu var. Birincisi Allah Teâlâ’nın hem bu dünyada hem de ahirette hesap sormasıdır. Bu en şiddetlisidir. Çünkü Allah’ın hesap sormasının şiddeti ve nev’i asla hesaba sığmaz. Bir de Allah’ın kullarına hesap sorma yetkisi vermesidir. Yani Allah Teâlâ kullarını bu inkarcıların başına bela etmesi.

Kimsenin bu din düşmanlarının ihanetini kaldıracak takati ve sabrı kalmamıştır. Birgün bu bir yerden patlayacaktır. Çünkü hiçbir Müslüman ne dininin DNA’sı ile oynamayı ne de evlatlarının DNA’ları ile oynamayı daha fazla sineye çeker.

Aslolan herkesin bizim dinimizin üzerinden ellerini çekmesidir.

 

Muhammed Mücahid Okcu