Maaşıma Zam İstemiyorum

maasima-zam-istemiyorum-800x400

Başlığı okur okumaz bir çok insanın kafası karışacak. Dudaklar bükülecek. Dillerden yerli yersiz yığın yığın sözler dökülecek.

“Bu adam deli mi?” diyenleri…

“Vah zavallım! Bir kişiyi daha mı kaybettik” diye soranları…

“Fazla malın zararı mı olur? Anlaşılan bu adam üşüttü.” diyenleri…

Ve demogoji yaptığımı dile getirip dedi kodu yapanları duyar gibi oluyorum.

Ancak kim ne düşünürse düşünsün, sözlerimin hep arkasındayım, sonuna kadar da arkasında olacağım.

80 MİLYON ZAM İSTERKEN!..

Amiri, memuru, çalışanı, işçisi, genci, ihtiyarı, kadını, erkeği, çoluk çocuğu zam bekliyor. Zam istiyor ve umuyor. Zam istemeyen bir tek ben varım. Ben deli olmalıyım ki, avazım çıktığı kadar zam is-te-mi-yo-ruuuuum diye haykırıyorum.

Ya ben 80 milyona muhalifim, ya da 80 milyon bana. Ya ben yanlış düşünüyorum, ya da 80 milyon. Ya ben haksızım, ya da 80 milyon haksız…

Böyle bir şey mümkün mü dersiniz? Bakıp göreceğiz, ama devam edelim.

Memur Sendikaları zam istiyor. İstedikleri zam alamayınca memurlar greve gidiyor. İşçi Sendikaları zam istiyor. İstedikleri zam alamayınca işçiler greve gidiyor. Çoğu kez bu zam isteği olumlu sonuçlanmayabilir. Bir kaç liralık zam için şehirler yakıp yıkılıyor bazen. Bu ihaneti yapanlar da hem kendileri hem de vatan hainleri tarafından kahraman ilan ediliyor.

Emekliler de sessiz sedasız zam hayalleri kuruyor. Ancak hakkını yemeyelim. Hükümet enflasyon oranınca her 6 ayda bir emeklilerin maaşına zam yapıyor. Her iki bayramda biner lira hediye veriyor. Bu tarihte görülmemiş bir hadise.

Maaşların Deprem Yardım Paraları ile ödenen bir dönemden maaş zammının otomatiğe bağlandığı bir döneme geçtik. Bu büyük bir hadise değil de nedir?

Memuru, işçisi ve emeklisi zam beklerken, zam isterken, benim gibi bir oyunbozan çıkıyor ve avazı çıktığı kadar “zam istemiyorum” diye bağırıyor. Olur şey değil. Akıl ve havsala almıyor değil mi?

Evet öyle.

NEREYE KADAR ZAM?

“Ekonomik kriz değil, Ekonomik ihanet var” başlıklı yazımda insanların kendi kendilerine ihanet ettiklerini vurgulamıştım. Burada ise herbir vatandaşın maaşını yüz hatta bin katına çıkarsalar yine birçok insan “Açız!” diye bağıracaktır. Yine devlete, hükümete verip veriştirecektir diyorum.

Devam edelim.

Hadi her isteyenin istediği kadar maaşına zam yapalım. Bu hem neye yarar hem de nereye kadar gider? Bu insanları mutlu eder mi?

Yine asla! Çünkü her şeyin bir tavanı var. Yükselir yükselir tavana çarpar ve yere düşersiniz. Maaş yükseldikçe, harcamalar da yükselir. Ekonomideki arz-talep konusu burada da sahneye çıkar. Yani birileri fırsatı kaçırmaz. Bir yerden gelir bir yere gider.

Kafalarınız karıştı değil mi? Tabii sinirler de o biçim gerildi.

Neyse sadede gelelim.

80 milyon zam istiyor ve bekliyor.  Ancak bir yaranın kangren olmasına ve kronik bir hastalık haline gelmesine hiç kimse aldırış etmiyor. Kimsenin aklına bile gelmiyor. Ben çıldırtan da zaten bu. Millet sebepleri ortadan kaldırmak yerine, sonuçların yıkıntılarını telafi etme gayretine düşüyor. Devamlı zam ile meselenin çözülmeyeceğini düşünen yok. Zam kavgalarının da her türlü kayıp ve zararı beraberinde getirdiğini de aklına getiren de yok.

Haksız mıyım? Öyleyse devam.

maasima-zam-istemiyorum-650x436

MAAŞLARI YÜKSELTMEYİN, ENFLASYONU DÜŞÜRÜN

İşte zurnanın zırt dediği yer burası. Ben de bunun düzeltilmesini istiyorum. Maaşlara zam yapılmasını değil, enflasyonun düşürülmesini istiyorum. Çünkü verilen her kuruş anında kat kat fazlasıyla geri alınıyor. Aç kurtlar, asalaklar, yankesiciler ve diğerleri verileni bizden geri almak için sıraya giriyorlar her zaman.

Her türlü oyun, dalavere ve hile ile devletin bize verdiğini elimizden fazlasıyla almak için takla üstüne takla atıyorlar. Acıma, korku, insaf ve merhamet yok. Nedamet duygusu hiç yok.

Bunlara “DUR” demeden, bunları ortadan kaldırmadan, asalaklardan hesap sormadan yapılacak hiçbir zam benim işime yaramayacak. Sadece cüzdan hamallığı yapmış olacağım.

Her yıl, veya bir kaç yılda bir devlet ile milletin karşı karşıya getirilmesi benim canımı acıtıyor. Bundan hiç hoşnut olmuyorum. Bunu zaman ve imkanların öldürülmesi olarak algılıyorum.

İdare edenler ve idare edilenler kendilerine düşen görevi layıkıyla yerine getirme konusunda fire vermemiş olsalardı, beni de bu satırları yazmaya mecbur bırakmamış olurlardı. Enerjilerini yanlış işler yaparak harcayanlar hem kendilerine hem de başkalarına zarar veriyor, Bu yanlışları düzeltmek için de başkaları enerjilerini harcıyor.

Durum bu. Ancak hiç adil değil. Benim özlediğim, hayalini kurduğum Türkiye de bu değil.

SONUÇLARIN KUYUSUNDA ÇIRPINMAK YERİNE SEBEPLERİ ORTADAN KALDIRMAK GEREK

Mizacım sert, düşüncelerim keskin ve iltimasım sıfır olsa da, ümmetin hiçbir ferdinin ayağına diken batmasını istemem. Bir damla gözyaşının akmaması için dünyayı yıkarım.

Bu yüzden olayların, yanlışların, ihanetlerin sonuçları ile zaman öldürmeyi, imkanları heba etmeyi, enerjimi tüketmeyi istemem. Lehimize olan konuların sebeplerini oluşturmak, aleyhimize olan konularda ise sebepleri ortadan kaldırmak en keskin yol ve en keskin çözümdür. Tedbir almak için canların ve malların heba olmasını beklemeyi insanlarımla alay etme kabul ederim.

Buna ben sonuçların kuyuzsunda çırpınmak yerine sebepleri ortadan kaldırmak gerek diyorum. Biraz dolanbaşlı buldunuzsa, bundan sonraki sözlerime kulak veriniz lütfen.

Enflasonu sıfırlarsanız veya en aza düşürürseniz, zam savaşına girmenize gerek kalmaz. Herkes elindeki ile geçinip gider. Canavarı besleyip büyütmeyi tercih eden her zaman korkulu rüya görmeye mecbur kalır. Canavara güç yetirmeyip onun hesabını başkalarına sormaya kalkan da yanlış ata oynamış olur.

Sen millet olarak kendi vazifeni yap, devleti de vazifesini yapmaya teşvik, hatta mecbur et, bak ondan sonra “Maaşıma zam, ben geçinemiyorum” sakızını çiğneme mecburiyetin olacak mı?

Şimdi anladınız mı neden “Maaşıma zam istemiyorum” dediğimi?

Öyle ise bir başka konuda sizlerle buluşmak üzere…

Selam ve dua ile!..

Muhammed Mücahid Okcu