Nikah müftü ve imamların çalınmış vazifeleridir

nikah-dini-resmi-800x400xMüftülüklere nikah kıyma yetkisi verildi diye kıyamet koparılıyor. Bu fırtına estirme işi o kişilerin hassasiyetlerinden değil, İslamî olan herşeye karşı düşmanlıklarından kaynaklanıyor. İpe sapa gelmez sebepler ileri sürüyorlar.

Nikah kıyma vazifesi 90 yıl önce müftü ve imamlardan çalınmış veya gaspedilmiş bir vazifeydi. Şimdi o vazife sahibine teslim ediliyor. Tabii kendilerini iman ve ibadetten soyutlamış olanlarla, dışarıda birilerine bağlı olan kişiler bir kaşık suda fırtına koparıyorlar. Bu zümrenin büyük bir kısmının nazarında nikahın hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Ancak düşmanlıkları onları birşeyler konuşmaya zorluyor olmalı.

Aslında nikahın dini ve resmî diye ikiye ayrılması bilerek yapılmış bir ihanetti. Hem de en büyük ihanetlerden.

DİNİ VE RESMİ NİKAH AYRIMI OLAMAZ

Nikah Allah Teâlâ tarafından emredilmiş ve son peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v.) tarafından tatbike konmuş bir vecibedir. Nikah’ın dinisi dinsizi yoktur. İslam’da nikahın şartları vardır. Bunlarda teklif, kabul ve şahittir.

Ehli küfür, Allah’dan olan herşeyi ya ortadan kaldırmak ister, ya da bozmak için çeşitli yollara başvurur. Sulandırma işi en basit düşmanlıklarıdır. Devleti ve milleti düşünüyor olsalardı, dini ve resmî nikah diye bir garabete imza atmazlardı. Evet sonuna kadar bu ayrımın birçok yönden ihanet olduğunu herkes biliyor.

DİNÎ VE RESMÎ NİKAH AYRIMI2NIN SONUÇLARI

Dinî ve resmî nikah ayrımı ile çok çirkin sonuçlara imza atılmıştır:

Bu ayırım:

  1. Dine ihanettir.
  2. Nikah konusunu sulandırmaktır.
  3. Nikahsız yaşamaya teşviktir.
  4. Kadını mağdur etmektir.
  5. Kadının haklarını elinden almaktır.

Maddeleri daha da çoğaltabiliriz. En basitinden imam nikahı yapılıp bu nikahın evlenme defterine kaydedilme izni olmadığı için birçok kadın mağdur olmuştur. Nikahtan doğan hiçbir hakkını alamadığı gibi çocuklarının kaydı da kendisi üzerine yapılamamıştır. Birden fazla evli olan erkekler de imam nikahlı eşinin çocuklarını diğerinin üzerine yazdırmıştır.

Bu adalet mi? Bu ve bu gibi haksızlıklar dini nikah, resmî nikah ayrımından kaynaklanmıştır.

NİKAH GÖREVİ SADECE MÜFTÜLÜKLERE VERİLMELİ

Müftülerin nikah kıymalarına karşı çıkan kafaya bakın ve hizaya gelin. Ya da mentaliteyi öğrenin.

Bir belediye memurunun “ben sizi karı koca ilan ediyorum” deyince nikah oluyor, ama müftü dualarla Peygamberimizin bize emrettiği şekilde nikah kıyıp deftere işlemesi nikah olmuyor öyle mi?

O yüzden diyoruz ki, müftü ve imamların çalınmış vazifelerinden biri olan nikah kıyma görevi de onlara iade edilmelidir.

NİKAH DEFTERLERİ

Osmanlı Devleti köylere kadar nikah defterleri tutulmuştur. Evlenen çiftler nikah anında kaydediliyorlardı. Neden o uygulama devam ettirilmedi de bu vazife belediyelere verildi? Buradak bir art niyet var mıydı? Varsa, neydi? Bunları çözmek ve üzerine vazife olmayanların yüzüne açıklamak gerekir.

Yine tekrar ermek gerekirse, nikah kıyma vazifesi müftülüklerin vazifesidir. Bu iş tamamıyle müftü ve imamlar tarafından ifa edilmelidir. Defterlere onlar tarafından kaydedilmelidir.

Şimdilik bu vazife müftülüklere deverilmiştir.

Kadınların tümü hemcinslerinin şimdiye kadar uğradıkları haksızlık ve mağduriyetlerin son bulacak olmasından dolayı bu yeni uygulamayı desteklemeli, hatta alkışlamalıdırlar.

Kimse tasalanmasın! Hiçbir karışıllık olmaz. Böylece hem dinî, resmî nikah ikileminden kurtulmuş, hem de işlevsiz bırakılan “dini nikah”tan doğacak olan mağduriyet ve suistimallardan kurtulmuş oluruz.