Siyaset Tarihi’nin Çöplüğüne Gömülenler

ak-partiden-ayrikdiktan-sonra siyaset-tarihinin-copluguna-gomulenler-800x400

Baronları biliyor ve tanıyoruz. Onların bize olan düşmanlıklarından haberdarız. Allah Düşmanı olan devletler’in bize savaş açmalarına alışkınız. Terör gruplarını ve arkalarındaki güçleri tanıyoruz. Allah, Peygamber, Kitap, Müslüman ve Vatan Düşmanı muhalefeti de bir nebze anlıyoruz. Çünkü hesap vermek zorunda oldukları mihraklar var.

Ancak imanlarından bugüne kadar şüphe etmediğimiz ve omuzlarımıza alıp Ankara’ya, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıdığımız adamlara ne oluyor? Neden sonuçları çok kötü olacak işlere tevessül ediyorlar?

Lütfen biri bana açıklasın.

Gidene eyvallah, ama döküp kırarak değil. Partinin içine fitne fesat tohumlarını ekerek değil. Vatanın başına bela olmak isteyenlerle beraber kumpas kurarak gitmek de ne demek oluyor? Dostları üzerek, düşmanları da sevindirerek neyi elde etmek istiyorlar? Bu dünyaya kazık mı çakacaklar? Her birimiz ölüp gitmeyecek miyiz?

Hem omuz kökümüze yerleşip semizleşen hem de kendilerine kan ve can depolayan bu adamların “Recep Tayyip Erdoğan da eski partisini bırakarak gitti ya!” diyerek kendilerini savunduklarını biliyorum.

Evet! Refah Partisi kapatılmış, arkasından Fazilet Partisi de kapatılmıştı. Bu iki partinin lideri olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve arkadaşları siyasi yasaklı hale getirilmişti. Ve Recep Tayyip Erdoğan da yeni bir parti kurmuş.

Buna yanlış diyen yok.

Fakat bugüne kadar Recep Tayyip Erdoğan’ın Erbakan ve arkadaşlarına bir tek söz söylediğini, onlara karşı suratını ekşittiğini, gördügünde terbiyesizlik yaptığını bana gösterecek biri var mı?

Asla!..

Lakin terkettiği yerden ona yapılanların, söylenenlerin ve alınan tavırların bin de biri bana yapılsaydı, ben hiç düşünmeden sürek avına çıkardım. Reis kendisine yapılanların hepisini geçmişin ve davanın hatırı için sineye çekti. en güzel bir vefa örneği gösterdi.

Ancak, Saadet Partisi’nin DHKP-C’nin CHP’si, PKK’nın HDP’si ve FETÖ’nün İP’i ile ittifak yaptığı zaman bir iki söz etmiştir. O da yıllarını verdiği ve yıllarımızı verdiğimiz Milli Nizam Partisi’nin devamı olan Saadeti CHP, PKK ve FETÖ’ye, Avrupa Milli Görüş Teşkilatı’nın da FETÖ’ye peşkeş çekilmesine tepki olarak…

Erdoğan’ın Erbakan’dan kopma konusunu bir başka yazıda genişçe ele alacağız, ama bugünkü ihanetin çerçevesini çizmeden de devam etmek istemiyorum.

Eğri oturup doğru konuşalım. Kimsenin hakkını yemeden yola devam edelim.

Giden gider dedik. Ama küfürle bir olup AK Parti’yi, yıkmak, vatana ve millete zarar vermek için her türlü ihaneti yaparak değil. Mesele kursallarımıza dokunduğu zaman “dur” demek için kimseden izin almadan müdahale gerekir.

Gidenlerin adam gibi gitmesini arzu ederiz. Bu vatanın düşmanları ile kol kola girerek Allah’a, Peygamber’e, Kitab’a, Müslümanlara karşı savaş açmalarını asla arzu etmeyiz. Osmanlı’dan kalan son toprak parçasını elimizden koparacak ihanetlere asla fırsat vermeyiz. Gidenlerin gidişine değil, ihanetlerine razı değiliz.

Ben ömrümde ilk defa iktidarda iken partisini içeriden parçalamaya ve bunun için ezelî ve ebedî düşmanlarla ortaklık kurmaya kalkışanları görüyor ve duyuyorum. Bu gibi ihanetler bana kimi savunup, kimlere de karşı duracağıma dair kesin tavır koymamı kolaylaştırıyor.

Yusuf Karahanlı sosyal medya hesabında AK Parti’den ayrılanların akibetlerini çok güzel bir şekilde özetlemiş. Ben de onun bu güzel paylaşımını alıntıladım. Alıntının sonuna bir iki ihanet levhasını da ben ekleyeceğim.

Umarım size de bazı gerçekleri anlatır bu yazı:

SİYASET TARİHİNİN ÇÖPLÜĞÜNE GÖMÜLENLER

erkan-mumcu-2ERKAN MUMCU:

3 Kasım 2002 seçimleriyle AK Parti’den TBMM’ye giren Erkan Mumcu, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na getirilmişti. 15 Şubat 2005’te AK Parti’den istifa eden Mumcu, ardından ANAP’ın başına geçti. Mumcu, 2007’deki seçimlerde partisinin nal toplayarak barajı dahi aşamamasının ardından siyasetten çekildi.

goksal-kucukali-2GÖKSAL KÜÇÜKALİ:

AK Parti’nin 03 Kasım 2002 tarihinde İstanbul’dan aday gösterek milletvekili seçilme onurunu bahşettiği Göksal Küçükali, 1 Mart 2005’te istifa etti. ANAP’a katılan Küçükali, 14 Mart 2007’de ANAP’tan da ayrıldı. Sonunda Siyaset Tarihi’nden silinip gitti.

hamza-albayrak-2

HAMZA ALBAYRAK:

AK Parti’nin Meclis’e taşıdığı Hamza Albayrak 26 Nisan 2007’de gemiyi terk etti. Kısa bir süre DP’de siyaset yapan Albayrak, DP ile birlikte siyasî arenanın geri dönüşüm kutusuna atılan isimler arasında. Şimdi siyasi arenada kendisini gören yok.

abdullatif-sener-2ABDÜLLATİF ŞENER:

AK Parti’nin kurucuları arasında yer alan Abdüllatif Şener, 2002 seçimlerinde AK Parti Milletvekili oldu. Kendisine Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı bahşedilen Şener, 2007 yılında istifa etti. 2009 yılında Türkiye Partisi’ni kuran Şener, tabela partisi konumunda kalan TP’yi kısa sürede kapattı. Şener, ismini zaman zaman “Eski AK Partili” olarak gündeme taşımaya çalışıyor olsa da kendisine CHP’nin kanalı Halk TV’den başka kulak veren kalmadı.

mahmet-yaşar-ozturk-2MEHMET YAŞAR ÖZTÜRK:

22 ve 23. Dönem AK Parti milletvekilleri arasında yer alan Mehmet Yaşar Öztürk, 25 Eylül 2008’de partisinden istifa etti. Türkiye Partisi’ne katılan ve 2009 yılında TP’nin kapanması ile açıkta kalan Öztürk, kayıplar arasında yer almaktan ne yazık ki kurtulamadı.

feyzi-isbasaran-2FEYZİ İŞBAŞARAN:

AK Parti’den Elazığ vekili yapılan Feyzi İşbaşaran, 26 Aralık 2009’da istifa etti. Polislerle girdiği küfürlü tartışmalarla adından söz ettiren İşbaşaran, zaman zaman Twitter adresi üzerinden ettiği küfürlerle gündeme gelse de siyaset sahnesinden silindi. Ondan geri kalan tek şey küfürbazlığıdır.

mehmet-zekai-ozcan-2MEHMET ZEKAİ ÖZCAN:

AK Parti Ankara Milletvekili olarak TBMM’ye giren Mehmet Zekai Özcan, 12 Nisan 2010 yılında istifa etti. Uzun süre piyasada görülmeyen Özcan, sonrasında MHP saflarına katıldığını açıkladı. Onu da artık siyasi arenada milletvekili  olarak göremiyoruz.

yusuf-ziya-irbec-2YUSUF ZİYA İRBEÇ:

Antalya’dan 2007’de Meclis’e taşınan İrbeç, 2011 yılında istifa ederek MHP’ye geçti. İrbeç, aynı sene içerisinde “disiplinsiz ve dengesiz davranışları” nedeniyle MHP’den ihraç edildi. O da artık bir siyasi mevta olarak tarihte yerini aldı ve artık kayıplar arasındadır.

hakan-sukur-2HAKAN ŞÜKÜR:

17-25 Aralık darbe operasyonları sonrası Pensilvanya’dan gelen talimatla AK Parti’den kopan “tuzluk” vekiller arasında başı çeken Hakan Şükür, 17 Aralık kumpasının bir gün öncesinde AK Parti’den istifa ederek ‘işaret fişeği’ vazifesi gördü. Şükür, 7 Haziran genel seçimlerde bağımsız aday oldu; sadece 48 bin 687 oy, milletten de ders aldı.

ertugrul-gunay-2ERTUĞRUL GÜNAY:

Sol tandanslı Ertuğrul Günay, 2007 yılında AK Parti’ye katıldı. Erdoğan önderliğindeki AK Parti’de kariyerinde bir daha asla göremeyeceği makamlara getirilen Günay, bir dönem Kültür ve Turizm Bakanlığı yaptı. Paralel’in peşine takılarak 27 Aralık 2013’te istifa eden Günay, son seçimlerle birlikte esamesi unutulacaklar listesine ismini yazdırdı.

erdal-kalkan-2ERDAL KALKAN:

18. Dönemde Edirne, 23. Dönemde İzmir Milletvekili seçildi. Pensilvanya İhanet Çetesi liderinin talimatıyla AK Parti’yi yarı yolda bırakan bir diğer isim ise Erdal Kalkan. Milletvekili yapıldığı AK Parti’den 30 Aralık 2013’te istifa etti. Kalkan, şimdilerde siyasi kayıplar arasında.

Alıntımız burada bitiyor. Bundan sonrasını, yani eksik kalanları ve tarihin karanlık safalarına gömülen ve gömülmek için gün sayanları da biz ekleyelim:

idris-bal-2İDRİS BAL:

2011 genel seçimleri ile Kütahya Milletvekili seçilen Bal, 30 Kasım 2013 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisinden istifa etti. FETÖ’nün emriyle 4 Kasım 2014 tarihinde Demokratik Gelişim Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı ve Genel Başkanlığını yaptı. 30 Mart 2015 tarihinde Genel Başkanı olduğu DGP’den istifa etti. Bal da tarihin tozlu sayfalarındaki yerini almış oldu.

idris-naim-sahin-2İDRİS NAİM ŞAHİN:

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı ve 2001-2011 yılları arasında genel sekreterlik görevini yürüttü. 3 Kasım 2002 ve 22 Temmuz 2007 Milletvekili Seçimleri’nde İstanbul Milletvekili olarak TBMM’ye girdi. 24. Dönem Ordu milletvekili olarak tekrar TBMM’ye girdi. 61. Hükümet’te İçişleri Bakanlığı görevine getirildi. 25 Aralık 2013 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilliği görevinden istifa etti. FETÖ’nün emriyle 19 Kasım 2014 tarihinde Millet ve Adalet Partisi (MİLAD)’ı kurdu. Eş Genel Başkanı olduğu MİLAD’dan 7 Nisan 2015 tarihinde istifa etti.

31 Mart 2019 seçimlerinde İP’ten Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olduğu açıklandı. İP’ten onay çıkmayınca Saadet Partisi’nden aday oldu ve kaybetti. O da şimdilik tarihin münasip yerine gömülmüş oldu.

AK PARTİ İÇERİSİNDE KALIP EN PİS İHANETE KALKIŞANLAR

Buraya kadar AK PARTİ’den istifa edenleri özet olarak anlatmaya çalıştık. Bunlardan kimi parti kurdu, kimi başka partilere girdi, kimileri siyaset sayfasını kapattı, kimileri de alıcısı olmadığı için elde kaldılar.

Ancak AK PARTİ içerisinde imiş gibi gözüküp partinin altını içten içe oyan, kan eme eme semizleşen asalaklar da var. Fitne ve fesat peşinde koşanlar var. Partilileri birbirine kırdırmaya çalışanlar var. Baronlar ve diğer Türkiye Düşmanları ile beraber olup Erdoğan, velhasılı Türkiye Düşmanlığı yapanlar var.

Allah, Peygamber, Kitap, Müslüman düşmanlığı yapanlar var. Onlar kendilerini çok iyi biliyorlar. Kimin değirmenine su taşıdıklarını da bizler biliyoruz.

Uzun süreden beri içten içe partiyi oyarak yeteri kadar kan depoladıklarına inanan bazıları şimdi sahneye çıkmaya başladılar.

İşte onlardan bazıları:

abdullah-gul-2ABDULLAH GÜL:

1996’da kurulan 54. Hükümet’te Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü olarak görev aldı. 2000 yılında Yenilikçi Hareket’e liderlik etti ve Fazilet Partisi Kongresi’nde genel başkan adayı oldu.

2001’de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuruluşunda rol alan öncülerden oldu. Siyasî ve Hukukî İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı.

2001 – 2002 yılları arasında NATO Parlamenterler Meclisi üyeliği yaptı.

2002’de Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde 10 yıl aralıksız sürdürdüğü başarılı çalışmalarından dolayı kendisine “Pro merito” madalyası ve “Sürekli Onursal Üye” unvanı verildi.

18 Kasım 2002’de Başbakan olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 58. Hükümeti’ni kurdu.

2003 – 2007 yılları arasında 59. Hükümet döneminde Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı.

28 Ağustos 2007 tarihinde, 7 yıl süreyle Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye’nin onbirinci Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Görev süresi 28 Ağustos 2014’te doldu.

Gül’ün koltuk kavgası da işte bu tarihlerde başladı. Sanki gönlünde ömür boyu Cumhurbaşkanlığı yatıyordu. Reis’in Cumhurbaşkanlığını kendisine ayırmadığı gibi bir başkasını da aday göstermeyip kendisine vermesinin vefasına bile sahip çıkamadı Gül.

AK PARTİ’nin kurucu üyelerinden ve ilk Genel Başkanı olan Abdullah Gül, milletvekili oldu. Bakan oldu. Cumhurbaşkanı da oldu. Bir siyesetçinin hayal ettiği bütün makamlara ulaştı. Daha ne istiyor ki?

Ben 33 yıl Avrupa’da yaşadım. Cumhurbaşkanı olduktan sonra, yeniden parti kurup yeniden merdivenleri tekrar tırmanmaya kalkışan bir adam görmedim. Beni ikinci kez Cumhurbaşkanı yapmıyorsunuz diyerek, partisine, devletine ve milletine düşman olan bir adamı hiç görmedim. Tabiri caizse, en yüksek makamlarda bulunduktan sonra ayak altından su içmeye kalkışanları hiç mi hiç görmedim.

Ben, Cumhurbaşkanlığı görevini ifa ettikten sonra o makamın hatırını koruyamadığı için Abdullah Gül’e “yuh” olsun diyorum. İki ayda dört kez İngiliz Kraliçesi’nin ayağına gidip emir alarak Cumhurbaşkanlığı makamının namusunu kirlettiği için onun en amansız düşmanıyım. Kıyamette de olsa, bunların hesabını sormak isterim.

İstifa et. Git parti kur. Buna sözüm yok. Ama AK PARTİ’nin altını oyma. Vatan Düşmanları’nın sevindirip semizleştirme. Bu milletin evlatlarını üzme ve midesini bulandırma.

Yazıklar olsun sana Abdullah Gül!

ahmet-davutoglu-2AHMET DAVUTOĞLU

2003–2009 yılları arasında o dönem başbakanlık yapan Erdoğan’ın ve Abdullah Gül’ün dış politika danışmanlığını yapmıştır.

1 Mayıs 2009 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin meclis dışından 60. Dışişleri Bakanı olarak atandı. 61. Hükümette aynı görevi yeniden üstlendi.

2011, Haziran 2015 ve Kasım 2015 Türkiye genel seçimleri’nde AK Parti Konya milletvekili olarak meclise girmiştir.

Ahmet Davutoğlu, 21 Ağustos 2014 tarihinde AK Parti’nin yeni genel başkan ve 62. Hükümetin Başbakan’ı olarak seçildi. Başbakanlık görevinden 22 Mayıs 2016 tarihinde istifa etmiştir.

Ahmet Davutoğlu, dışarıdan, yani milletvekili seçilmeden Dışişleri Bakanı oldu. Sonra milletvekili oldu. Bakan oldu. Başbakanlık da yaptı.

Görev verilirken iyi de, o görev geri alınınca niye kötü.

Davutoğlu çok sinsi bir oyun yürütüyor. Partinin altını oyuyor. Fitne ve fesat kusmakta Gül’den geri kalmıyor. Şimdiye kadar sustuk. Ancak bu suskunluk çok acı bir şekilde patlayacaktır. Vatan Düşmanları ile beraber olanları asla affetmeyiz.

Davutoğlu, aynen Ekrem Müdafa gibi mağduru oynuyor. Ancak görevden alınma konusunu veya konularını asla açıklamıyor.

AB ile yaptığı anlaşmaları, PKK ve FETÖ hakkındaki düşüncelerini… Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi aleyhine olan çalışmalarını… Cumhurbaşkanı’nı bypas ederek Batılı liderlerle ilişki kurma gayretinin sebeplerini… AK PARTİ’nin altını nasıl oyduğunu ve bu faliyetlerini kimlerin alkışladığını açıklaması bile onun gerçek yüzünü ortaya koyar.

ali-babacan-2ALİ BABACAN

2001 yılında AKP Kurucu Üyesi ve MKYK üyesi oldu. 58. ve 59. Hükümetlerde Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı görevinde bulundu. 60. Hükümet’te ise Dışişleri Bakanı ve Avrupa Birliği ile müzakerelerde Başmüzakereci olarak görev yapmaktaydı. Egemen Bağış’ın Devlet Bakanı ve Başmüzakereci konumuna getirilmesinin akabinde sadece Dışişleri Bakanı olarak bir süre görevine devam etti; 1 Mayıs 2009’da gerçekleşen kabine değişikliğinden sonra Dışişleri Bakanlığı’nı Ahmet Davutoğlu’na devretmiştir

Kurucu ve MKYK üyesi oldu. Milletvekili oldu. Bakan da oldu. Daha ne yapılmalıydı?

Bu adam da, FETÖ’ye mi güveniyor, yoksa Batı’ya mı? Neye güvenirse güvensin, ama bu da öteki ikisi gibi sinsi ve ihanetle yoluna devam ediyor.

AK PARTİ’Yİ DEVİRMEK İÇİN YAPILAN GİZLİ TOPLANTILAR

Bunların AK PARTİ’yi yıkmak, Başkan Erdoğan’ı indirmek için beraber olmayacağı Baron, devlet, terör örgütü, muhalefet partisi yok. Her kaba girer, herkesten emir ve yardım alırlar.

Parti içerisinde gizli toplantı yapmadıkları kimse kalmadı. İhaneti teklif etmedikleri adam kalmadı. Fitne ve fesat kazanını kaynatmadıkları yer kalmadı.

Gidip görüşmedikleri Allah Düşmanı devlet, Terör Örgütü, gizli mihrak kalmadı. AK PARTİ ve Erdoğan’ı devirmek için buluşmadıkları muhalefet partisi kalmadı. Bunları yaparken de, partinin ad ve imkanlarını kullandılar.

BU DALTON KARDEŞLER KİMLERİ SEVİNDİRDİLER?

Beni sevindirecek değiller tabii. Ancak bunların ihanet dolu tavır, hareket ve eylemleri birçoklarını sevindirdi. Bu da benim kanına dokunuyor.

Bunların gidişleri değil, ihanetleri karşısında:

  • Baronlar sevinçten nara atıyor ve alkışlıyorlar. Onlar için kanatlarını sonuna kadar açtılar.
  • Allah Düşmanı devletleri sevindirdiler. Onlar hem alkışlıyor hem de Erdoğan sonrası Türkiye’den koparacaklarını hesap etmeye başladılar.
  • Terör Örgütleri seviniyor ve onlara güven pompaladı bu adamlar. PKK, FETÖ, DHKP-C ve diğerleri göbek atıyorlar. Pervasızca masum insanları katlediyorlar.
  • Muhalefet zil takmış oynuyor. “Erdoğan gidici” şarkılarını mırıldanıyorlar. Sahip oldukları Belediye ve kurumlarda her türkü ihanet ve zulmü tatbik ettiriyorlar. Sanki 28 Şubat geri döndü.
  • İki milyarlık İslam Alemi’ni ve umutlarını bize bağlamış olan diğer mazlumları da üzdüler.

Bunlar da kendilerini insan sanıyorlar!

Biz olayların sebepleriyle savaşmaya memuruz. Sonuçları Allah’ın vergisidir. Bu millet neye layıksa, Allah onu verir. Nasıl yönetilmek istiyorsa, Allah o şekilde idare edecek olanları başa getirir. Orasına biz karışamayız. Ancak dua eder, yanlışları gücüm nispetinede değiştirmeye çalışırız. Düşmanlıklara karşı dururuz. Zalimin karşısında, mazlumun yanında yer alırız. Gerisini Allah bilir ve tayin eder.

Gayret bizim, Zafer Allah’ındır.

Bütün Allah Düşmanları’na söylediğimi onlar için de tekrar ediyorum:

Ey Gül, Davutoğlu, Babacan ve ötekiler! Unutmayın ki, bu dünya size de kalmayacak! Sizler de yaptıklarınızdan ve yapmanız gerkirken yapmadıklarınızdan sorguya çekileceksiniz.

Her nefis ölümü tadacaktır.”(Âl-i İmran, 3/185; Enbiyâ: 21/35; Ankebut, 29/57)

Ötesi var mı? İçinizde “Ben ölmeyeceğim” diyen var mı? Yoksa, problem nerede?

Muhammed Mücahid Okcu

www.muhammedmucahid.com