Suriye’li çocukları Fuhuş Mafyası kaçırdı!

suriyeli-cocuklari-fuhus-mafyasi-kaçirdi-800X370

Bakıyorum da herşey güllük gülüstanlık gibi görünüyor. Ben değil, kimileri böyle görüyor, kimileri de böyle zannediyorlar. Gerçeği değiştirenler ve bildikleri halde ses çıkarmayanlar da var.

Bugünlerde “taciz” ve “tecavüz”ü tartışıyoruz. Güzel! Benim bu konudaki düşüncemi sormaya gerek yok! Allah ve O’nun Rasulü ne emretmişse, onu bilir ve onu isterim.

Evet tecavüzü tartışıyoruz da, Allah’ın yasakladığı bu çirkin fiilin kaynaklarını ve bu kaynakların kurutulması meselesini hiç mi hiç tartışmıyoruz. Yanlış mı söylüyorum? “Hayır” diyenlerin az olmadığını düşünüyorum.

Bir şey daha biliyorum. Nedense İslam Dünyası’nda ayyuka çıkarılan ve kangrenleşmesi için devamlı pompalanan çirkinliklerin arkasında kimlerin ne adına var olduklarını da görmüyoruz. Hiç araştırmıyoruz. Öğrenmeye de çalışmıyoruz.

Bizim çocuklarımız, kadınlarımız ve erkeklerimizin namussuzlaşması için herkes elinden geleni yapıyor. Bu işin bir ucu içeride, diğer ucu da dışarıda. Dışarısı yazıyor, içerideki namussuzlar da bu yazılan senaryoyu oynuyorlar.

Bana inanmayanlar CIA raporlarına bir baksınlar.

Hâlâ göremiyor musunuz? Öyle ise dinleyiniz lütfen!

CIA RAPORUNDA TACİZ VE TECAVÜZ

Fazla ileri gitmeye gerek yok. Smith Richardson Vakfı tarafından finanse edilen, Avusturya’lı Yahudi Cheryl Benard’ın CIA için hazırladığı raporun ilgili bölümlerini merak edenler okusunlar. Bu rapor 2003 yılında CIA’in yan kuruluşu RAND Corporation tarafından basıldı. İsteyen bu raporun kitaplaştırılmış halini RAND Corporation’dan isteyebilir. Bu biraz zahmetli ve zaman alacak bir iş. Bu raporu elde etmenin bir yolu daha var. Bunu http://www.rand.org/pubs/monograph_reports/MR1716.html linkinden PDF dosyası olarak indirebilirsiniz.

Batı’lılar, bir yandan tecavüzü, zinayı ve fuhuşu teşvik ederlerken, diğer taraftan da kendi ülkelerindeki çirkinliği saklama yoluna gidiyorlar. Hedefe koydukları ülkelerde vuku bulan olayları köpürterek bir taraftan namussuzların ağızlarını sulandırıyor, diğer taraftan da toplumsal barışı bozmaya çalışıyorlar. Onlar hem namussuzlar hem de kendilerini namus abidesi göstermeye çalışıyorlar.

Ne çirkin yüzleri var…

EN BÜYÜK TECAVÜZ BATI’DA

Birkaç gün önce Abdurrahman Dilipak köşesinde Avrupa’nın gerçek yüzünü gözler önüne serdi. Taciz ve tecavüzleri anlattı. Ben daha fazlasını burada sizlere anlatmak istiyorum. Yani Üstad Dilipak’ın yazısına ilaveler yapacağım.

Avrupa’nın çiğerini bilen ve bir gurbetçi olan bana, Hıristiyan ve Yahudi Dünyası’nda erkek ve kadınların yüzde kaçının namuslu ve ahlaklı olduklarını söyleyebilirsiniz?

Kaç anne ve kaç babanın kendi ve başkalarının evlatlarının namuslarına gözdükmediklerini söyleyebileceksiniz?

Dahası da var, ama fazlasını anlatmaya gerek yok.

İstisnalar kaideyi bozmuyor ne yazık ki!

Ancak onlar, bizleri de kendilerine benzetmeye çalışıyorlar. Bizler onlara benzediğimiz zaman onlar bir taş ile iki kuş vurmuş olacaklar. Birincisi yok edilen imanımız. İkincisi ise, işlenen çirkinlikleri köpürterek toplumsal barışı ortadan kaldırma çabası meyve verecek.

PARA İLE SATIN ALINIP TECAVÜZ EDİLEN ÇOCUKLAR

Avrupa’nın (buna Amerka Kıtası da dahil) kalburüstü ne kadar insanı varsa, yani cebi para dolu olan insanlarından birçoğunun namussuzluklarını çok iyi biliyoruz. Bu namussuzlar var ya, işte onlar adını asla veremeyeceğim ülkelere giderek üç ile on yedi yaş arası kız ve erkek çocuklarını para ile satın alarak tecavüz ediyorlar. Kendi ülkelerine döndükleri zaman da namus abidesi ve çocukların savunucusu kesiliyorlar. Yerseniz tabii.

Kendi ülkelerinin idarecileri de, başkaları da bunu çok iyi biliyorlar. Lakin kimse bu namussuzluğa da “dur” demiyor.

Kendi çocuklarına asla acımayanlar, başkalarının çocuklarına hiç acır mı?

YARDIM BAHANESİ İLE TECAVÜZE KALKANLAR

Avrupa’lı ve Amerika’lı yardım kuruluşları var. Afrika’da güya yardımlarda bulunuyorlar. Yardım ettikleri insanlardan ya imanlarını istiyorlar, ya da namuslarını. Bu ikisini vermeyenlerin başları dertten kurtulmuyor.

En başta Hıristiyan olmaları isteniyor. Hıristiyan olmayanlar da öldürülüyorlar. Bunlardan bir tek olayı bile medyaya sızdırmıyorlar.

Daha yeni yeni Afrika’da yardım karşılığı kadınlaraı fuhuşu sürükleme vak’alarını duymaya başladık. O teklifler Suriye’li kadınlara da yapıldığı artık yazılıp çiziliyor.

İşgal ettikleri topraklarda yaptıkları ansiklopedileri doldurur. Hepisini anlatacak yerimiz yok.

YA AVRUPA’DA AİLELERİNDEN KOPARILAN ÇOCUKLAR!..

Sona yakın on yıllık bir zaman diliminde Almanya Gençlik Daireleri’nin Türk ailelerden kopardıkları çocukların sayısı 55 bin çivarında. 1960’lardan beri ailelerinden koparılan çocukların sayısı 100 binden çok çok fazla. Buna diğer Müslüman Ülkeler’in çocukları ile Müslüman Olmayan Ülkeler’in çocuklarını da eklerseniz, bu sayı daha fazla olacaktır.

Avrupa’nın genelinde ailelerinden koparılan çocukları saymaya kalkarsanız, yarım milyon ile bir milyon arasında bir sayı ile karşılaşmanız mümkündür.

Hıristiyan ailelerin yanına verilen çocuklardan birçoğunun tecavüz sonucu hayatlarını kaybettiklerini çekinmeden söyleyebiliriz. Bildiğimiz vak’alar var. Tecavüz edilmeye devam edilenlerin sayıllarını bilmiyoruz.

Ailelerinden koparılan çocuklardan kaçı yaşıyor, kaç tanesi öldürüldü? Bilen var mı? Asla yok. Bir Türk ailenin Almanya’da ellerinden alınan onbir çocuğundan ikisi şu an kayıp. Kimse nerede olduklarını bilmiyor.

Bu ailelerden koparılan çocuklardan kaç tanesi fuhuş yuvalarına, organ mafyasına satıldı? Kaç tanesi Hıristiyan olarak yetiştirildi? Kaç tanesi şu an kendi ülkesine, ana-babasına ve karşı savaştırmak için Terör Örgütleri’ne teslim edildi?

Bunlara cevabı olan var mı? Asla yok!

AVRUPA’DA 25 BİN SURİYE’Lİ ÇOCUK KAYIP

Evet yanlış duymadınız. Avrupa ülkelerinde kaybolan Suriye’li çocukların sayısı 25 bini geçti.

Sadece Almanya’da kaybolan çocukların sayısı on binin üzerinde. Giriş kayıtları var. Yani bu çocuklar sınırlardan girmişler. Fakat ortada yoklar.

Sorduğunuz zaman hiçbir yönetici doğru dürüst bir cevap veremiyor. Sadece “bilmiyoruz” cevabını alıyorsunuz. Onlar “bilmiyoruz” diyorlar, ama biz yerlerini söylediğimizde ise dut yemiş bülbüle dönüyorlar. Çünkü kendileri de korkuyorlar. Bu konuda bir sürü olay yaşadık. Zamanı gelince anlatırız inşaallah!

Bu kayıp çocukların on bin kadarı Almanya’da kayıp dedik.. Onların bulunması için kimse kılını kıpırdatmıyor. Eminiz ki, onların yerlerini biliyorlar. Hatta bu zulme ortaklar. Ancak hareket yok.

Ailesi ile Avrupa’ya gelen Suriye’li çocuklar bile ailelerinden koparılıyor ve bir daha geri verilmiyor.

Bu çocuklar nerede?

  • SURİYE’Lİ ÇOCUKLAR FUHUŞ MAFYASI’NIN ELİNDE

Kaybolan Suriye’li erkek ve kız çocukların büyük bir bölümü Fuhuş Mafyası’nın elinde. Alman yetkilİlere bunu defalarca anlattık. Lakin kimse oralı olmuyor. Kör, sağır ve dilsizleri oynuyorlar adeta.

Uzak ülkelere gidip para harcayarak üç ile onyedi yaş arası çocuklara tecavüz edenlerin aradıkları ayaklarına gelmiş durumda.

Bir gurbetçi taksiciye bir Polonya vatandaşının anlattıkları bugün Avrupa’nın genelinde devlet politikası haline getirilmiş olduğuna şahid olmak ne acı!

O Polonyalı: “Avrupa’daki umumhanelerin tamamı Papa’ya bağlı. Benim hükümetim (Polonya Hükümeti) papa ile anlaştı. Biz artık umumhanelerdeki Hıristiyan kadın ve kızları oralardan kurtaracağız.” diyor.

Taksici: “Yerine kimi koyacaksınız” diye soruyor?

Polonya’lı: “Müslüman kadınlarla Afrika’lı zencileri…” diye cevap veriyor.

Olay uzun. Belki bir gün tamamını anlatırım.

İşte Avrupa Ülkeleri’nde kaybolan Suriye’li çocukların ve Avrupa’da yaşayan ailelerden koparılan çocukların akibetlerini bir noktada bu devlet politikaları belirliyor. Bize “bilmiyoruz” diye kaçamak cevap vermeleri bir şey ifade etmiyor. Kaybolan çocuklar bir değil, üç değil, beş değil. Sadece Suriye’li çocukların sayısı 25 binin üzerinde.

  • HIRİSTİYAN YAPILMAK ÜZERE KİLİSELERE VE KOYU HIRİSTİYAN AİLELERE VERİLDİ

Bundan iki yıl kadar önce Berlin’de bir kilisenin papazı, “Bizim 150 kişilik bir cemaatimiz vardı. Bu sığınmacıların gelmesiyle 650’ye ulaştı” demişti. Yani Avrupa’ya gelen sığınmacılara “Hıristiyan olursanız, size her türlü kolaylığı gösteririz. Yoksa geri göndeririz.” diye tehditte bulunduklarını hep işittik.

Yıllar önce İrlanda-İngiltere arasında yaptığım bir seyahatte bana yapılan bir teklifin bugün tehditvari bir şekilde sığınmacılara yapılıyor olması beni asla şaşırtmadı.

Hıristiyanları çoğaltmak ve Müslüman evlatlarının imanlarını çalmak için kaybolan Suriye’li çocukların bir kısmının Hıristiyan yapılmak üzere kaçırıldığını biliyoruz.

Bunu konuşabilseler yetkililer de söyleyeceklerdir. Ama konuşamazlar. Hem şeytan onlara engel olur hem de devletlerinden korkarlar.

 

  • ORGAN MAFYASI’NIN ELİNDE OLAN ÇOCUKLAR VAR

Bu çocuklardan bir kısmı da organ mafyalarına teslim edilmiş veya onlar tarafından kaçırılmış durumda. Eğer hızlı davranılırsa, belki bu çocuklardan bir kısmı da kurtarılabilinir. Zaman, Organ Mafyaları’nın eline düşen çocukların aleyhine işlemektedir.

  • DİLENCİLİK, HIRSIZLIK VE SUÇ MAFYALARININ ELİNDE OLAN ÇOCUKLAR VAR

Az da olsa bu çocukların bir kısmı hırsızlık, dilencilik ve suç mafyalarının eline düşmüşler. Kimilerine dilencilik, kimilerine hırsızlık yaptırılıyor. Kimileri de suç işlemek için yetiştiriliyor. Belki de terör örgütlerinin eleman açığını kapatmal için yetiştiriliyorlar.

Siyonistler, Filistin’de Müslümanlara karşı savaştırılan askerlerden birçoğu bu şekilde kaçırılıp, “Sen yetimsin! Senin anne ve babanı bu Müslümanlar öldürdü. Sen de onlardan intikamını almalısın” diyerek katilleştirmiyorlar mı? İşte Suriye’li çocuklar da bir gün o şekilde karşımıza çıkarılacaktır.

SINIRLERI AÇMADIĞI İÇİN REİS’E KIZMAYA GEREK YOK!

Medya ve Sosyal Medya’da bazıları sınırları açıp Irak, Suriye ve diğer işgal edilen ülkelerin vatandaşlarının Avrupa’ya ulaşmasına fırsat vermediği için Reis’e kızıyorlar. Reis doğrusunu yapıyor. O, sınırları açmanın hayatta kalan sığınmacıları gerçek ölüme sürüklemek olduğunu çok iyi biliyor.

Avrupa o insanlardan büyük bir kısmını vatanlarında katletti. Bir kısmını da yol ve denizlerde ortadan kaldırıyor. Geriye kalanları da ulaştıkları ülkelerde yok ediyorlar. İman ve namuslarını ellerinden alarak.

Kafirin benim canımı alması benim için bir kazançtır. Çünkü ben şehid olurum. Ancak ülkesine sığındığım devletler benim imanımı ve namusumu elimden alırsa, bu benim için ölümlerin en kötüsüdür.

Açık bir ifadeyle söyleyecek olursak, bir insanın Hıristiyan olmaya zorlanması, ya da kendisinin ve çocuklarının fuhuşa sürüklenmesi öldürülmekten daha beterdir. Savaş var diye Avrupa’ya sığınanlara tek tek memnun olup olmadıklarını ve ne hissettiklerini sorabilsek, gerçek ortaya çıkacaktır.

Almanya’da sığınmacıların kaldıkları yerler hiçbir hediye, yiyecek ve içecek götüremezsiniz. İdareciler izin vermezler. Birinci dereceden akraba değilseniz, yani soyadlarınız tutmuyorsa, hiçbir kimseyle görüştürmezler. Onlar adeta hapishane hayatı yaşıyorlar. Müslümanlarla ve dışarısı ile bağ kurmalarına engel olunuyor.

Kaç kez denendi ve denedik. Bayramlarda olsun, birkaç kurban kesip yanına da başka yemekler ekleyerek o insanlara cami veya derneklerden birinde yedirelim dedik. İzin alamadık. Çünkü devletin idarecilerinin tek hedefi var: O da kendisine sığınanları herhangi bir şekilde Hıristiyan olmaya ve onlar gibi yaşamaya razı etmek. Bu her türlü kuşatma ile mümkün hale geliyor.

BATI TEMİZ KARNE İSTİYORSA NE YAPMALI?

Avrupa ve diğerlerinin ellerinde başta Müslüman kanı olmak üzere masum insanların kanları var. Bu kanlar onları boğmadan yanlıştan geri dönmeleri gerek. Geçmişi geri getiremesek dahi gelecekte insanlığa ihanete kalkışmamaları lazım. Hayat defterleri kirli. Karneleri ve sicilleri bozuk.

Batı temiz bir karne istiyorsa, barbar, katil, namussuz, ahlaksız olarak anılmak istemiyorsa, şunları yapacak:

  1. 1960’lı yıllardan itibaren misafir işçi olarak Avrupa’ya gelen Müslüman ve Müslüman olmayan ailelerden kopardıkları çocukların hepisini geri verecekler.
  2. İşgal veya başka yollardan çaldıkları çocukları ülkelerine geri gönderecekler.
  3. Avrupa ülkelerine giriş kaydı olduğu halde kayıp olan Suriye’li ve başka ülkelerin çocuklarını iade edecekler.
  4. Savaş ya da başka sebeplerle ülkelerine sığınanları dinsizleştirmekten vazgeçecekler.
  5. Sebep ne olursa olsun, başkalarının vatanlarını işgal etmek ve sömürgeleştirmek gibi gayri insani bir eyleme kalkışmaktan vazgeçecekler.

İşte o zaman bütün Batı, Doğu, Güney ve Kuzey temiz birer karneye sahip olurlar. Tabii değişmek isterlerse…

 

Muhammed Mücahid Okcu