Suud Hadendanlığı’nın Yahudi-Hıristiyan aşkı parmak ısırtıyor

suud-hanedanliginin-yahudi-hiristiyan-aski-parmak isiirtiyor-750x350

Veliacht Prens tarafından tutuklanan Prens Velit bin Talal’ın üç yıl önce ayrıldığı eşi Amira bir Aidan al Taval’ın açıklamaları adeta gümbürtüye gitti. Bu açıklamalar Suud Ailesi’nin küfrünü en bariz şekilde ortaya koyan sözlerdi. Fakat üzerinde durulmadı, durmadık.

Halbu ki, onların herbir ihaneti, ya da yanlışı bizi sonuna kadar ilgilendirirdi. Çünkü Kutsal Topraklar onların yönetimi altında. O topraklar üzerinde yanlış yürüyor olmalarını ta başından beri biliyor olmamıza rağmen, susuyoruz. Hicaz Bölgesi’ni onlardan kurtarma çabamızın olmaması da bizim ayıbımızdır. Bunları unutmamak gerekir.

BU AÇIKLAMALAR NEYİN NESİ?

Suud’un yeni mecrasını, yani uydurma din Hıristiyanlığa doğru evrilmesini daha önce yaptıkları ile kendileri açıklamışlardı.

Mısır’da seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’ye karşı Sisi Darbesi’ne verdikleri destek… 15 Temmuz 2016’da NATO, FETÖ ve diğerlerinin Türkiye’yi İşgal Girişimi’nde kafirlere verdikleri destek… ABD ve İsrail adına Katar’a uygulanan ambargo ve işgal girişiminde baş rolde oynamaları yetmiyormuş gibi bir de niyetlerini ifşa eden açıklamalar yaptılar.

Neydi bu açıklamalar?

İlk can yakıcı açıklama Kabe İmamı Sudeysi’den geldi. Sudeysi skandal bir açıklamada bulunarak, “Bugün Suudi Arabistan ve ABD dünyanın iki kutbu. Allah’a hamdolsun dünyayı birlikte yönetiyorlar” dedi.

Suudi Arabistan ve Amerika’nın dünyanın güvenliğin ve istikrarın merkezi olmasında öncelik ettiğini savunan Sudeysi, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Amerika Başkanı Donald Trump‘a dua etmeyi de ihmal etmedi.

Korkak olduğunu ve şerefinin beş para etmediğini öğrenmemize yardımcı oldu. Hafızı olduğu Kur’an-ı Kerim’in hiçbir ayetinin boğazından aşağı inip kalbinde yer etmediğini ortaya koydu.

Yazıklar olsun!

İkinci açıklama Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’dan geldi.

Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ülkesinin “radikal düşünceleri derhal yok ederek ılımlı İslam’a” döneceğini söyledi.

Başkent Riyad’da Kamu Yatırım Fonu’nun düzenlediği ve 60 ülkeden 2 bin 500 kişinin katıldığı “Yatırımın Geleceği Girişimi Forumu“nda konuşan Bin Selman, “Suudi Arabistan, radikal düşünceleri derhal yok ederek 1979 yılı öncesinde olduğu gibi ılımlı İslam’a ve normal yaşama dönecek.” dedi.

Daha birçok konuda zırvalamaya devam etti. Hıristiyani bir yaşam tarzını dayatma, adeta Müslümanları Hıristiyanlaştırma çabası vardı. Bu yüzden  Batı’nın artık kurtulmak istediği her türlü hayvanlığın yer aldığı bir küfür ülkesi haline getirmek için yola çıkmıştı.

Bizim Ilımlı İslam diye yanlış olarak çevirdiğimiz sözün esas manası ‘Sivil Demokratik İslam’dır. Bize uzun süreden beri dayatılan beşeri sistem demokrasi ile İslam arasında bir çatışmanın olmadığını kabul ettirilmesi çabasının altında yatan buymuş demek ki!

İslam İslam’dır. Bunun radikali, gelenekseli, reformisti ve ılımlısı yoktur. Bunu da herkes duysun!

Sudeysi ve Veliaht Prens’in ihanet ve küfür dolu sözlerinden sonra bu kez sahneye Suudi Arabistan Müftüsü çıktı.

Suudi Arabistan Müftüsü ve Ulema Heyeti Başkanı Abdülaziz Al-i Şeyh: “İsrail’e karşı savaşmanın caiz olmadığını, Hamas’ın terör örgütü olduğunu ve Hizbullah’a karşı İsrail ordusuyla iş birliği yapılabileceğini” söyledi.

ABD’nin bölgedeki bir diğer destekçisi İsrail’in İletişim Bakanı Eyüp Kara, Suudi Arabistan Müftüsü ve Ulema Heyeti Başkanı Abdülaziz Al-i Şeyh’i verdiği skandal fetvadan ötürü tebrik etti.

Bakan Kara , “İsrail’e karşı savaşmanın caiz olmadığı” yönündeki fetvasından dolayı Abdülaziz Al-i Şeyh’i tebrik ederek İsrail işgali altındaki topraklara davet etti.

Bakan Kara, Twitter hesabından şu mesajı paylaştı:

“Suudi Arabistan Müftüsü ve Ulema Heyeti Başkanı Abdülaziz Al-i Şeyh’i Yahudilere karşı savaşmayı ve onları öldürmeyi yasaklayan fetvasından dolayı tebrik ediyoruz. Al-i Şeyh, Hamas’ın terör örgütü olduğunu ve Filistinlilere zarar verdiğini, Aksa’da yapılan gösterilerin demagojik olduğunu ve İsrail ordusu ile Hizbullah’ı yok etmek için iş birliği yapılabileceğini söyledi. Ben Müftü’yü İsrail’i ziyaret etmeye davet ediyorum; yüksek düzeyli bir saygı ile karşılanacaktır.”

Bu üç şahsın düşmanca açıklamaları Müslümanların yüreğini yakarken, bütün katirlerden alkış aldığını gördük/görüyoruz.

SUUD’UN İSLAM DIŞI YAŞANTISI

İsraf, gasp, ihanet, katliam, baskı ve İslam dışı tüm yaşantıları ile mide bulandıran Suud Hanedanlığı’nın yaptıkları akıl almaz çirkinlikler artık aleni olarak söylenmeye ve yapılmaya başlandı.

ALKOL, KÖLELİK, FUHUŞ VE HIRİSTİYANLAR’IN CADILAR BAYRAMI’NI KUTLAMA!..

Gümbürtüye gitti dediğimiz Amira bir Aidan al Taval’ın açıklamaları bunları en bariz bir biçimde ortaya koyuyor. Kimilerinin bilip isteyerek, kimileri de korkudan açıkladıkları vıcık vıcık küfür kokan söz ve ihanet planları da Amira’nın sözleri ile harmanladığınız zaman ihanetin büyük resmini elde edersiniz.

İşte Amira bir Aidan al Taval’ın o açıklamalar:

Onlar Cidde’yi dünyanın en büyük köle pazarına çevirdi. Orada satın aldıkları küçük kız çocuklarını kullanıyorlar. Tüm bunları ülkedeki herkes biliyor. Şeriat polisi ise hiçbir işlem yapmıyor çünkü bunu dile getirirse başka sebeplerden dolayı tutuklanıp idam edileceklerini biliyor. Aynı şu an birçok prens ve işadamına yapıldığı gibi…

Geçen hafta Halloween (Cadılar Bayramı) için Cidde’de büyük bir parti verdiler. Partiye Prens’in yakınları ve büyükelçiliklerden 150 kadar kişi katıldı. İçerisi tıpkı Batılı bir ülkedeki gece kulübü gibiydi. İçki su gibi aktı, herkese uyuşturucu servis edildi.

Burada içki yasak olduğu için ancak el altından satılıyor. Bir şişe votka 400 dolar. İllegal kulüpleri işletenler de kimsenin şikayet edemeyeceği için votka şişelerinin içini şarapla doldurup aynı fiyata satıyor.

Tüm bunları Krallık biliyor ve destekliyor. En çok da köleliği destekliyorlar. Bunu yasal hale getirmek için birçok uygulama yaptılar. Ancak halen gizlice ve illegal şekilde köle pazarları işliyor. Çünkü buralarda çocuk ticareti yapıyorlar.

Sri Lanka, Bangladeş, Filipinler, Cibuti, Somali, Nijerya, Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelerde bulunan yetimhanelerden çocukları kaçırıp getiriyorlar. Riyad ve Cidde’de satıp kiralıyorlar. Bunu hangi amaçla yaptıklarını sanırım anlıyorsunuzdur. Kimi zaman bu çocukları kendi zevkleri için öldürüyorlar bile.

SUUD HANEDANLIĞI’NIN MADDE MADDE İHANETLERİ

  1. İslam’dan rücû etme ve Müslümanları dinsizleştirme çabaları var. Vatikan’ın 3. Bin Yıl’da Asya’yı Hıristiyanlaştırma emeline hizmet ediyorlar.
  2. Kafirlerle bir olup Müslümanlara savaş açmışlardır.
  3. Ortadan kaldırılmış olan köleliği yeniden diriltme gayreti içerisindeler.
  4. Fuhuş yapıyor ve fuhuşu dayatıyorlar. Bu fuhuşu bebek yaştaki kız ve erkek çocuklara kadar indirmiş durumdalar.
  5. Köle yapmak ve fuhuş için çeşitli ülkelerden çocuk kaçırıyorlar.
  6. Çirkin emelleri için kaçırdıkları, satın aldıkları veya kiraladıkları çocukları zevk için öldürüyorlar.

YAHUDİ VE HIRİSTİYANLAR NE YAPIYORLAR?

Suud Hanedanlığı’nın melanetlerini özetlemeye çalıştık. Gelelim Batı’da olanlara:

  1. İslam Dini’ni ortadan kaldırmak Batı’nın en büyük emeli.
  2. Batılıllar her vesile ile Müslümanlara savaş açıyor ve Müslümanları katlediyorlar.
  3. Kölelik Batı’nın en sevdiği şeydir. Ellerinden gelse bütün dünyayı köleleştirirler.
  4. Batılılar gırlaklarına kadar fuhuşa batmış durumdalar.
  5. Batılılar da köle yapmak, fuhuş ve diğer emelleri için insan ve çocuk kaçırıyor, satın alıyor ve köleleştiriyorlar.
  6. Avrupalılar, fakir ülkelere giderek 3 ile 17 yaş arası kız ve erkek çocukları ailelerinden ve mafya gruplarından satın alarak fuhuş yapıyorlar.
  7. Avrupalılar, hıristiyan yapmak, fuhuş ve organ mafyalarına eleman sağlamak için gurbetçilerimizin evlatlarını ellerinden zorla alıyorlar. Yüzbünlerce Müslüman çocuğu bu şekilde gaspedildi.
  8. Son Suriye İşgali’nden sonra Avrupa Ülkeleri’ne götürülen Suriye’li 25 bin kız ve erkek çocuk kayboldu. Bunların da ekserisi Fuhuş Mafyası’nın elinde. Organ Mafyası ve diğer karanlık örgütlerin elinde olanlar da var. Bir kısmı da Hıristiyan yapılmak üzere Hıristiyan Ailelere verilmiş durumda

Bunların 10 bini Almanya’da kayboldu. Avrupa Ülkeleri’ne giriş kayıtları mevcut. Fakat kendileri ortada yok. Sorduğunuz zaman ‘bilmiyoruz’ cevabını alıyorsunuz.

Yerlerini yetkili kurumlara gösterdiğiniz halde hiçbir iyi tavır ve hareket göremiyorsunuz.

  1. Avrupalılar’ın zevk için ta tarihin başından beri insanları erkek, kadın, çocukları öldürdükleri biliniyor.
  2. Suriyeli ve diğer ülkelerden gelenlerin tamamına yakını Hıristiyan olması halinde verilecek mükafaat ile Hıristiyan olmamaları halinde başlarına gelecekler sıralanıyor.

Bundan bir kaç yıl önce Berlin’de bir kilise, “sığınmacıların gelmesinden önce 150 kişilik bir cemaatlerinin olduğunu, şimdi ise 600 kişiye çıktığını” ilan etmişti.

Bunu bırakın, yıllar ince İrlanda’dan İngiltere’ye geçerken bana bile Hıristiyan olmam halinde ne gibi desteklerde bulunacaklarını bir rahibe tek tek anlatmıştı. Cevap alamayında defolup gitmiş ve arkasından altmış yaşlarında bir papazı göndermişti.

Papaz ile tartışmaya başlamıştık. Sert bir kayaya çarpan papaz ,sonunda zoru gören şeytan gibi kaçmıştı.

Tam karşımda oturan ve tartışma boyunca gülümseyen 30 yaşlarında bir genç papazın gidişinden sonra söze girmişti:

“Ben Amerika’lıyım. Dünya’yı geziyorum. Ömrümde bir papazın bu kadar rezil bir duruma düştüğünü görmedim. Adamı rezil ettin. Biraz acısan olmaz mıydı?” dedi.

Ben de “O da bana bulaşmasaydı. Halimden ve tavrımdan benim bir Müslüman olduğumu anlayamadı mı? Anlayamadı ise Müslüman olup olmadığımı neden sormadan bana Hıristiyan olmayı teklif etti…” diye cevap vermiştim.

HA SUUD HA BATI! BUNLARIN ARASINDA BİR FARK VAR MI?

Var diyenler lütfen bir adım öne çıksın! Bulduğu farkları da birbir anlatsın! Bunları anlatırken de üç kez oralarda bulunduğumu, Suud’un ihanetlerini gördüğümü unutmasın! Bunların Kur’an ve Sünnet’e karşı ihanet dolu tarvırlarını bizzat keşfettiğimi de unutmasın!

Sanırım ne demek istediğimi herkes anladı. Anlamayan ve anlamak isteyenler için hiçbir ilacım yok elimde. Onları Allah ile başbaşa bırakıyorum.

Selam ve dua ile…

Muhammed Mücahid Okcu