Zincirler Kırılsın Ayasofya Açılsın!

Benim kuşağımdan olanlar bu sloganı çok iyi hatırlarlar. “Zincirler Kırılsın, Ayasofya Açılsın” bizim sloganımızdı.

Her yıl İstanbul’un Fethi’nin gerçekleştiği 29 Mayıs veya o günü takip eden pazar günü Ayasofya’nın önünde toplanır, sabahtan akşama kadar bu sloganı haykırırdık. Rahmetli Necmettin Erbakan Hoca, kıvrak, ama kendine has hitabetiyle bizi coştururdu. Biz de hep bir ağızdan “Zincirler Kırılsın, Ayasofya Açılsın” diye karşılık verirdik.

Nedense mitinglerde sırtımız hep Ayasofya’ya, yüzümüz de Yerebatan Sarnıcı’na, yani Batı’ya dönük olurdu. Arada bir yüzümüzü Ayasofya’ya döndürdüğümüz zaman, bölük bölük asker ve polisin karanlık bakışlarını karşımızda bulurduk. Onlar bizi, bize gelebilecek saldırılardan değil, Ayasofya’yı bizden koruyor olurlardı.

Bu mitingler 12 Eylül Darbesi’ne kadar devam etti.

Bu mitinglerden birinden dönerken, üst düzey bir CHP’li bize, bizim asla aklımıza gelmeyen bir fikir verdi. O zat şunları söyledi:

Ayasofya böyle açılmaz! Siz boşuna vakit öldürüyor, boşuna nefes tüketiyorsunuz. Senede bir gün burada bağırmakla hiçbir şey elde edemezsiniz. Bu kafayla Ayasofya’yı açmayı unutun. Bakın ben size bir akıl vereyim. Siz önce Türkiye’nin 67 ilinde milleti sokaklara dökeceksiniz. İsteğiniz yerine getirilinceye kadar da evlerinize girmeyeceksiniz. Sokaklar dolu iken, bu ülkenin başbakanı Avrupa’nın Başkentleri’ne gidecek ve diyecek ki: “Millet ayaklandı. Hiçbir kimseyi evlerine sokamıyorum. Onlar Ayasofya’nın açılmasını istiyorlar. Ben Ayasofya’yı açacağım. Yoksa bir iç savaşı göze alamam” diyecek ve Ayasofya’yı açacak. Başka türlü açamazsınız. Avrupa buna asla müsade etmez.” dedi.

Fikir güzeldi. Bütün Türkiye sokaklara inecek ve Ayasofya da açılacaktı. Verilen fikir akıl ve mantığa uygundu.

Fakat ne biz o günkü sayı ile 67 vilayette, ne de sonrasında oluşan 81 vilayette sokaklara döküldük. Ne biz Başbakan’a güç sağlayabildik, ne de bir Başbakan Avrupa’ın Başkentleri’nde “Ayasofya’yı açıyorum!” diye haykırabilecek bir gücü arkasında bulabildi.

Mitinglerin kesildiği tarihten beri 40 yıl geçti, ama Ayasofya hâlâ kapalı.

O gün bizim meydanlarda haykırdığımız sloganın ikinci bölümü olan “Ayasofya açılsın!” sözü bugün medya ve sosyal medyada dile getiriliyor. Ancak nafile… Bunun ötesine geçmek gerekiyor.

Bir bu yarım slogana, bir de o günlere bizimle beraber şahitlik eden Türkiye’nin Reisi Recep Tayyip Erdoğan net bir cevap verdi:

Siz önce Sultan Ahmet Camii’ni bir doldurun, Ayasofya’yı açmak kolaydır.”

Bu söz “Erdoğan Ayasofya’yı açmıyor” diyenlere okkalı bir cevaptı. Siteme daha büyük bir sitem ile cevap.

Biz o CHP’linin dediği gibi sokaklara dökülüp Ayasofya’nın açılmasına vesile olamadık. Bu kez Reis’in arzusunu yerine getirip Sultan Ahmet Camii’ni beş vakit dolduramazsak, Ayasofya’nın açılması kıyamete kaldı demektir. Bütün camileri yalnızlığa bırakan bizlere Allah Ayasofya’yı açmaya niye izin versin ki?

Bizler, Reis Erdoğan’dan bir delikanlılık yapıp Ayasofya’yı açmasını bekliyorsak, biz de akıllılık edip Sultan Ahmetleri doldurmaya bakalım. Böylece hem dünyamız hem ahiretimiz hem de Ayasofya kurtulur, inşaallah!

Bir de İstanbul’un Fatihi Sultan Mehmed’in bedduası var. Ondan kurtulmak için mutlak surette Ayasofya’nın açılmasına vesile olmak zorundayız. Yoksa kıyamet günü işimiz çok çok zor.

Ayasofya’yı açan bir lider, iki milyar Müslüman’ın PADİŞAHI olur.

Haksız mıyım?

Selam ve dua ile!..

Muhammed Mücahid Okcu
www.muhammedmucahid.com