Harun Ünal Hoca!
Sen, benim 1980’den beri savaştığım KUR’AN VE SÜNNET İNKÂRCILARI’NIN yanında yer aldın. Onların küfürlerine ortak oldun. Onların böbürlenmelerine sebep oldun. Bir yığın Müslüman evladının dinsiz, imansız olmasına ortak oldun.
Laga luga etmeden doğrudan sana birkaç soru soracağım.
BİR:
– Şimdiye kadar tespit edebildiğim kadarıyla %20’si İlahiyatçı, %10’u Yahudi ve Hıristiyan, %70’i de sokaktan toplama olan 99 MİSYONER İLAHİYATÇI seni çok seviyor.
– Sizin de inkâr ettiğiniz “73 fırka” hadisi için “Bu hadis değil AYET bile olsa REDDEDERİZ!” diyen ELEKTRİK MÜHENDİSİ, ama Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi olan Halis Aydemir de seni çok seviyor.
– “Peygamber 23 sene Kur’an ile meşgul oldu, ben 45 yıldır Kur’an ile iç içeyim” diyerek –hâşâ- PEYGAMBERLİK TASLAYAN, şeyh olamadığı için önce tarikat düşmanı, sonra da İSLAM DÜŞMANI olan, bu yüzden de babası tarafından evlatlıktan reddedilen Mustafa İslamoğlu da seni çok seviyor.
– Alman casuslardan aldığı 500 bin lira karşılığında inkârcı olan, “Gâvur oldu” düşüncesiyle annesi tarafından EVLATLIKTAN reddedilen, eşi ve çocukları tarafından TERKEDİLEN, sonunda da “KUR’AN İNSAN SÖZÜDÜR” diyerek tam kâfir olan Mustafa Öztürk de seni çok seviyor.
– Kâfirlerden aldıkları üç beş kuruşa din ve imanlarını sattıklarını tespit edip yüzlerine söylediğim inkârcılar da seni çok seviyorlar.
– Bunların yüzünden BEN SENİ HİÇ Mİ HİÇ SEVMİYORUM!
– Onlar seni neden seviyorlar?
İKİ:
Yahya Şenol isimli misyoner ile yaptığın röportajı okudum. Birçok hadisi reddederken bir tanesine bile bir tek ayet okumadığın gibi ayet numarası bile vermemişsin.
Sokak ağzıyla sorulan sorulara yine o şekilde sokak ağzıyla cevap vermişsin. Bir de ta öğrenciliğimden beri kavga etmekten usandığım Yaşar Nuri Öztürk’den geri kalmamışsın maşaallah! O hep “KUR’AN’DA var!” derdi.
Yahya Şenol “Hadis kitabı tavsiyeniz var mı? diye sormuş. Siz hiçbir kitabı tavsiye edememişsiniz.
Şimdi bana söyler misiniz?
– Siz neye göre NAMAZ kılıyorsunuz?
– Neye göre ORUÇ tutuyorsunuz.
– HACCI neye göre ifa ediyorsunuz?
– ZEKÂTI neye göre veriyorsunuz?
– Vesaire, vesaire…
Sizi seven o misyonerler “ZEKÂT AZDAN AZ, ÇOKTAN ÇOK VERİLİR!” diyerek inkârlarına delil bulmuşlar. Çünkü Kur’an’da sadece “ZEKÂTI VERİN!” ayetini okuyabiliyorlar. Teferruatı da sünnette/hadisde var. Sünneti de inkâr ettiklerine göre bir şey uydurmaları gerekiyor. Uyduramazlarsa, -affedersiniz- efendileri yemlerini keser, verdikleri PARALARI ve sağladıkları bütün İMKÂNLARI geri alırlar. Bu da yetmez CANLARINI bile alırlar. Çünkü inkârcılar MAFYA TETİKÇİSİNDEN daha beter bir durumdalar.
Her türlü ayıbı ve yalanı örtmek için inkârcılar, İNFAK ve TASADDUKTA azdan az, çoktan çok veya malın hepsini infak/tasadduk etmeyi ZEKÂT’ın miktarına delil göstermişlerdir.
Size SÜNNETİN problemlerinin ta başında çözüldüğünü söylememe gerek yok. Fakat sevindirdiğiniz adamlar ile sizin sözlerinize bakarak DİNDEN ÇIKANLARI ne yapacağız?
Doğruyu bile sevdirerek söylemek gerekirken, sizin her sözünüzün altında niye insanları İSLAM’dan uzaklaştıran bir ifade seziyorum ben?
Sahi siz tavsiye edecek SÜNNET (HADİS) KİTABI bulamamışsınız. Sizlerin ve bizlerin yazdığı kıytırık kitaplar veya sarf ettiğiniz SÖZLER kadar da mı değeri yok HADİS kitaplarının?
ÜÇ:
Hadisi inkâr ederken, inkârınızın ucunun bir tek AYETE dokunduğunu gördüğüm an sizi de MİSYONER İLAHİYATÇILAR, diğer adı ile KUR’AN VE SÜNNET İNLARCILARI Listesine kaydetmekte tereddüt etmeyeceğim. Şimdilik HADİS İNKÂRCISI olarak görünüyorsunuz.
Zaten o listeye aday olmanız için gereken 6 şarttan sadece 2 şart kalmış.
1. Kur’an ayetlerini inkâr.
2. İslam Düşmanlarından PARA alma konusu.
Çünkü o beraber olduğunuz adamlar kâfirlerden aldıkları PARA karşılığı inkârcı olmuşlardır. Bir de bunları satın alanlar bir tek şart ileri sürerler.
“Konuşup yazacağın/inkâr edeceğin sure, ayet, hadis, fıkhî hüküm ve tarihî konuları biz belirleyeceğiz!” derler. Bir elleriyle parayı uzatırken, diğer elleriyle de inkâr edilecek SURE, AYET, HADİS, FIKHÎ HÜKÜM ve TARİH KONULARININ yazılı olduğu kağıtları uzatırlar.
Nereden mi biliyorum? Çünkü İngilizler beni de satın almak istediler. 15 asır önce Mekke müşrikleri Allah Teâlâ’nın son peygamberi Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemi nasıl ve neleri sunarak satın almak istedilerse, beni de bir eksiği ile satın almak istediler. Rasûlullah’a “Seni Mekke’nin reisi yapalım” demişlerdi. Fakat İngilizler bana “Seni İngiltere’ye Başbakan yaparız!” demediler.
Ben senin dostlarının hepsine haber gönderip “O kâfirlerden aldığınız paraların en az iki katını verelim. Sizi de ömür boyu onların şerrinden koruyalım. Bunun için tek şartımız İNKARCILIKTAN vazgeçmenizdir” dedim. Bir tanesi olsun “Ben varım” demedi.
Şunu asla unutma Harun Ünal Hoca!
KUR’AN bize NE yapacağımızı, SÜNNET de bize NASIL yapacağımızı öğretir.
Beşeri sistemleri körü körüne kabul edip, ANAYASALARIN yanında bir de KANUNLARI bağırlarına basanlar, “Anayasa varken kanunları kabul etmiyoruz. Kanunlar uydurma! Siz yeni bir düzen uyduruyorsunuz. Siz kanunları ANAYASANIN YERİNE koyuyorsunuz!” diye bağıramayanları, beşeri sistemlere kul, köle olanları, söz İslam’dan, Kur’an’dan ve Sünnetten açılınca her şeyi yakıp yıkanları ben hangi sınıfa kaydetmeliyim. İMAN EDENLER sınıfına mı, yoksa DİNSİZLER sınıfına mı kaydetmeliyim?
Bazı kitaplarınızı okumadan mecbur kalmadıkça bunda acele etmeyeceğim. Sonunda sizi de inkârcılar sınıfına kaydedersem, o inkârcılardan uzak olduğunuzu ağzınızdan duymadan da asla silmem.
İnkârcıları ben kıpkızıl kâfir ilan ediyorum. Nasıl?
Kur’an-ı Kerim’i inkâr, Peygamberi inkârdır.
Peygamberi inkâr, Melekleri inkârdır.
Melekleri inkâr, Vahyi inkârdır.
Vahyi inkâr da, Allah Teâlâ’yı inkârdır.
Buna itirazı olanlar şimdi konuşsun da ben de kendimi varsa, yanlıştan kurtarayım. Bana karşı konuşacak bir sözünüz yoksa, kıyamete kadar susun ve artık ALLAH, PEYGAMBER, KUR’AN, SÜNNET, İSLAM, MÜSLÜMAN VE VATANA ihanet etmeyin.
Şimdilik benim sözlerim bu kadar. Siz inkârcıların sayısını artıracak şekilde onların yanlarında durdukça, ben size daha çok yazarım. Yaşar Nuri Öztürk’e 1998 yılında yazdığım altı sayfalık mektup için “Sakın mektubuma ve diğer sorularıma cevap vermeden ölme!” diye dua ettim. Fakat cevap vermeden gitti. “Felsefeci jargonuyla Kur’an ve Sünnet düşmanlığı yaparak gitti.
Siz veya ben bu dünyaya veda etmeden aramızdaki meseleleri çözelim olmaz mı?
Bana kurşun atanı affedebilirim. Yalnız ALLAH, PEYGAMBER, KUR’AN, SÜNNET, İSLAM, MÜSLÜMAN ve VATAN DÜŞMANLIĞINI asla affedemem. Çünkü onları affetmeye ne İZNİM var, ne de LÜKSÜM var.
Allah’ın selamı, bereketi, hidayeti ve rahmeti iman edenlerin üzerine olsun!
Muhammed Mücahid Okcu
NOT:
1. Bu yazımı okuduğunuzu anlayıncaya kadar paylaşacağım.
2. Sosyal medya hesaplarına getirdiğin kısıtlama nedeniyle size ulaşamadığım için başka mecralardan size ulaştırmaya çalışacağım.
